94. Yıl Müsameresi - NECEF UĞURLU

94. Yıl Müsameresi

13.09.2017 | 368 kez okundu


KAYDA GEÇSİN

Nazım Hikmet Kültür Merkezi Ankara
Halk TV Özel Gündem
CHP’nin Kuruluşunun 94. Yılı Gösterisi diyince elbette izliyoruz.

Ve fakat o ne, sahne sanki Lorca’nın kanlı düğünününe hazırlanıyor, siyahlar giyinilmiş,
Bu bir CHP 94. Yıl kutlaması değil zaten, ‘gösteri’ adı. 
Neyin gösterisi izleyip anlayacağız da, baştan acıklı olacağı kesin. 
Renk siyah, Elektra’ya yas yakışır misali, ağlayıcı kadınlar korosu çıkacak mı meraktayız.

Halbuki umutsuz değiliz hepsi düzelir demedi mi Başkan Kılıçdaroğlu, zil takıp oynanacak günler değil tamam da,  Pişman mısınız yoksa CHP kuruldu diye, nedir bu yas, karalar?

Namık Kemal şiiri ile başlıyor gösteri, derke  Kocatepe taarruz anlatılıyor  ve  birden Alsancak’tayız Süvariler İzmir  pasasportta, Yüzbaşı Şerafettin patlamayla yerlerde , daha önce ölmüş askerinden alıp bindiği ödünç atın altında kalıyor, göğsü şarapnel yarası, yerde yatarken bir genç elle dikilmiş bayrağı getiriyor, o halde nasılsa, bir elde kılıç öbür elde mavzer ve bayrak Yüzbaşı Şerafettin Hükümet konağına çıkıyor Yunan Bayrağını indiriyor, bizimki çekiliyor! Anlatım bu hamaset dozu ayarlanamamış berbat bir metinle paralel yorum, canım piano sanki bunlara fonda müzik yaptığına mahçup.

Bu arada Yüzbaşı Şerafettin’in kanı bayrağa bulaşıyor ayrıntısı unutulmamış.

Artık bu noktadan sonra bir kutlama, gösteri değil müsamere ile karşı karşıya olduğumuzu anlıyoruz. Olabilir, ne okul müsamereleri vardır masum, sade ve ne anlattığını bilen!

Ama bu öylesi değil, masumiyet yok, fikir ne belli değil.

Alsancak’ta Yunan Bayrağı indirilişinin hemen ardından ‘Çökertme‘ türküsü geliyor!

Türküye itirazım yok, efkarlı gecelerde çok da iyi gider de, türkünün kahramanları Halil Efe, İbram Çavuş kaçakçıdır, Gülsüm’ü bir kalem geçtik  konu ile ne alakası var?

Yahu salonda 500 km. Adalet için yürüyüş yapmış insanlara ve ekran başında bu yürüyüşe gönül vermiş insanlara, katılanlara dinletecek  kahraman bula bula  kaçakçıyı mı buldunuz?
Hak, Hukuk, adalet diye yollara düşülmedi mi?
Kaçakçının birde heykelini dikin diyeceğim zaten dikilmiş!

Adalet, hukuk diye yollara niçin düşüldü? Başka türkü  bulamadınız mı  günün mana ve ehemmiyetine uygun. Bunca türkünün anlamını CHP bilmezse İbrahim Kalın alır sazı eline!

Akış böyle devam etti, Lozan, Parti Kurma, ilk 20 yılda yapılan , devrimlerin özeti , Eğitim Kültür Politikaları ki bilhassa Egitim Kültür Politikalarından CHP’ye geride pek bir şey kalmamış ki Çarliston kıyafetinde Türkü yorumlanıp duruldu, derken bir geri vites 10. Yıl marşı, malum bir ara her yemekli toplantıda söylenir hale gelmişti… Erol Evgin , Emel Sayın, Serdar Ortaç kapanış şarkısı yaparlardı gecelerde.

Ama bizim müsamere devam ediyor derslere, Sanayi, Finans kuruluşu, Halk Fırkasından CHP’ye derken Atatürk’ün saati ‘Bülbülüm Altın Kafeste‘ şarkısı arada ve dayandık İsmet İnönü, Celal Bayar’a...

İnönü varya hem Cumhurbaşkanı hem Parti Başkanı, hımmm biz dinliyoruz kimler anlasın bölümü, derken Celal Bayar’da alıyor payını kim derdi ayrılıp başka parti kuracak diye şeklinde bir sitemle, ahirette duyduysa çok üzülmüştür!

Orada oturan CHP’lilerden sağ duyu sahipleri arada bağırmasa ‘Hak, Hukuk Adalet’ diye mevzuu iyice dağılmıştı.

Kaldı ki o salonda ve ekranları başında oturanlara ne dersi verilmek istendiği de pek belli değildi bu müsamerede.

Gençlere, Adalet Yürüyüşü’ne gönül vermişlere bu müsamere reva mı, moral verici mi, yapmayın Allah Aşkına iletişim çağında bunca imkan varken bu kadar mı coşku vermekten uzak olunur!

Derken Japon Balıkçısı ve şiiri…. -ki bu da anlaşılmadı niye Japon Balıkçısı ve o şiir, neyse Deniz Gezmiş’in kendisi için Can Yücel’in yazdığı şiir yerine Melih Cevdet’in ‘Telgrafhane’ şiiri ile anılması tercih edilmiş ama Melih Cevdet’den bahis yok, sadece şiiri var.
Derken sıra Ecevit’e geldi, adamın onca şiiri, besteleneni bestelenmeyeni varken kulakları tırmalayan bir şarkı söylendi kimindir meçhul…. Zaten hiç biri gibi eser sahiplerinin belirtilmedi.

Öldürülen 237 CHP’linin bazılarının adlarının anılmasının ardından çok acı bir ölüm olan Nevşehirli Zeki Tekiner’in sevdiği ‘Bize nasip değil ecelinen ölmek canım ‘Cemalım’ Türküsü fevkalade çarliston bir yorumla dinletildi.

Ben iyisi kötüsü çok anma, kutlama dinledim, 70 yaşıma geliyorum böyle saçma sapanı ne dinledim ne gördüm. Bu gibi günler partilerin kendilerini anlatması için fırsatken neydi bu böyle?

Bu zihniyetin sonu parti yetkililerinin kendilerin şarkı söylemesi, çalması müsamereleri ile biter. Bu işler çok ciddi işlerdir, siyasi birikim dışında dengeleri ayar edebilen anlamın peşinde sanatkarane akışlar, metinler,  işlerdir, ciddiye alınması gerekmez mi?

Kutlama değildi, zaten pek çok yerde parti kutlaması yapıldı bu bir gösteri ama neyin gösterisi?
Kutlamanın kalbinde yoksullar yoksa zaten kutlama olmaz, hasat halayı  gibidir birlikte çekilir ve o parti kutlamasıyla kimsesizlerin kimsesi olmaya talip olduğunu anlatır.

Yılları saymak yerine bu gün ne yaptığınızı bile anlatamadınız, geçmişin acı pişmanlıkları yerine geleceğin planlarını anlatmaya fırsattı, olmadı.

Bu müsamere hanımlar, beyler olmadı.

Eleştirmeye hiç de bayılmıyorum ama el insaf, bizimde yanlışlarımız olabilir diyen bir liderin 500 km hak, hukuk, adalet diye yürüdüğü bir partiler üstü hareketi bu can sıkıcı müsamereye kurban edenleri  alkışlamaya bu yaştan sonra niyetim yok.

Saygıyla Kayda Geçsin

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com


  • Bu Yazıyı
Yasemin Kutsi
Ratingler için tıklayınız!