‘Allah’ın Cezası Çalışıyor!’ - NECEF UĞURLU
Ana SayfaYazarlar‘Allah’ın Cezası Çalışıyor!’

‘Allah’ın Cezası Çalışıyor!’

10.03.2017 | 627 kez okundu


KAYDA GEÇSİN

Baştan söylüyeyim esas mevzu Nevşin Mengü ve İsmail Saymaz.

Televizyonun mucidi, ilk görüntüyü yakalayan Philo Farnsworth icadı çalışmaya başlayınca ‘Allah'ın Cezası Çalışıyor!’ diye telgraf çekmiş.

Farnswort televizyon dışında pek çok önemli icatları olan bir mucit bilim adamı, bütün icatları elektrikle çalışmaya muhtaç ama kendisi 14 yaşına kadar elektriksiz bir evde büyümüş.
Yani ‘Oxford vardı da biz mi gitmedik‘ dememiş, ayyy bizde bazı çevreler bu lafı  tekrarlamaya, yazmaya doyamamışlardı.

Farnswort evlerine elektrik geldiğinde annesinin elle çalıştırdığı çamaşır makinasını anacığına kolaylık olsun diye elektrikle çalışır hale getirmiş, icatları iyi niyetle başlayan icatlar.
Cennet böyle oğullarla annelerin ayaklarının altına seriliyor demek!

Farnsworth sonraki yıllarda evinde TV  izlemeyi yasaklamış ‘Bu evde entelektüel pehriz yapmıyoruz‘ diyerek kesip atmış.

İcadının ne hale geldiği, nasıl kullanıldığı adamı üzmüş, sadece aya ilk ayak basıldığında ‘Şimdi deydi’ demiş.

Televizyonlarda yakışıksız , düşüncesiz işlerin çoğalmasıyla içerikler masa muhabbetleriyle 3, 5 kişinin keyfine  göre kotarılan işlernolmaktan daha ilk yıllarda çıkartılmış.

Bizde hala Karaköy lokanta buluşmalarında, gece Bebek'te gün batımında, Cihangir  atmosferinde kotarılmaya devam!

TV’lerde olan bitenin bazıları komik, bazıları düşüncesiz, bazıları çok acı.

Hele ekranlarda olanlardan kimileri programlarında söz konusu edip pişirdikleri insanlar itiraz edince ‘Kabul edilemez’ ‘Müsaade edilemez’ tarzı dikleniyorlar. Ayarcı ablalar!

Size kim ayar verecek bekliyoruz umutla.
İzleyiciyle dalaşmaları da yakındır.

Filim eleştirmek de yasak, hemen ‘emeğe saygı’ diyorlar. Başüstüne sustuk.

Sanatçılarının ‘sanatına laf yok’ diye eleştirilemediği başka ülke kaldı mı?
Yaptıkları işler eleşiriye kapalı sanatkarlar var yahu !

İvedik’in nerede ise bütün salonlarda gösterime girmek suretiyle rakipsiz olduğunu kabul etmeyenler ise ayıp olmasa vatan haini ilan edilecek.

Kabul etmeliymişiz. Ve İvedik filmi üzerinden ne sosyolojik tahliller, bu yaşta bu zeka hayretlere seza dedirten cinsten. Mesela ABD’de Borat, Howard Stern filimleri üzerinden koskoca toplumun insanları hakkında benzeri tahliller yapılıyor mu acaba, hani siz bu bu filmi izlediniz şusunuz busunuz cinsten.

Milleti gerdiler, gerdiler şimdi gevşetelim diye ağzı kulaklarında kıkırdayarark haber sunanlar var. Her lafa bir gülümseme, kahkaha ne zorlama ne zorlama.

Birlik beraberlik diyorlar sonra ‘Ulusal Duruş‘ ödülleri dağıtıyorlar, ödüle layık görülmeyenler boku yedi, vatan haini.

Bu saçmalıktan ödül kabul eden medya yöneticisine yakıştıramadım, tam aksi ben bütünleştirici   suçlayıcı olmayan yayın yapıyorum diye itiraz etmeliydi, yakışık almadı.

Ekranlardaki  hatrı sayılır bir çoğunluk şekil yapıyor, oyunculuğa soyunmuş durumdalar.
Şöyle ağız tadınla bir ‘Hard Talk’ izleyemiyoruz.  Hani gazeteci sorar konuk cevap verir, sorular ve cevaplar nettir  …..Nerdee …

Video wall alakasız ve olmayan haber görüntüleri  önünde tonlamalar, yürümeler, geri geri gitmeler, olduğu yerde dönmeler, kameraya oyunbazlıklar bir artistliktir gidiyor kendilerine bir şeyler yakıştırıp etkilediklerini zannediyorlar.

Hele 2, 3 gazeteci biraraya gelince birbirlerine ne olacağını soruyorlar, Trump sonrası ne olacağı hakkında yakında kürelerine bakacaklar, bırakın Trump’ı Brezinsky konuşun o da yok adam yıllardır anlatıyor ne yapacaklarını be.

Magazin olmadığı kadar tatsız, Merve ve Murat ayrılmış.

Gülben’in çocukları ve teessüf ederek tekzip ettiği aşk dedikoduları gibi Gülben klasikleri de çok sıktı.

O da, Allah çocuklarına bağışlasın, ne çok şaşaalı aşk yaşayıp ayrılıyor eşekten düşen karpuz etti hepimizi, onca  özlü söz, aşk  dolu mısralar, göklere çıkartmalar derken adam bir var bir yok  masal olmuş!

Atatürkçülük normal seyrinde, herkes kendine göre bir Atatürk yorumluyor Falih Rıfkı kitabına erişen yok ama, çünkü gerçekleri anlatıyor Falih Rıfkı Atatürk hakkında hemde tuğla gibi kitap yazmadan, arkasöz yaptılar adamı.

Yılmaz Özdil’imiz efsane olan filli boya reklamını bir yazmış  üstüne ne yazayım, sadece o güzelim reklamın can alıcı noktasının içinde medya ünlüleri olmaması olduğunu hatırlatayım.

Medyanın ünlüleri  tuhaf bir şekilde halka sıkıntı veriyor ve ‘biz çok seviliyoruz‘ vehimlerinin sonunun geldiğini göremiyorlar.
Hadi onlar göremiyor onları besleyen sistem niye inat ediyor benim anlamam mümkün değil.

İşte bütün bu yakışıksızlıklar içinde İsmail Saymaz ve Nevşin Mengü’nün birbirleriyle yazışmaları bütün ünlülerden fazla dikkat çekti.

Bunca yakışıksız iş cehennemi medyada tek yakışan onlardı çünkü.

Özel hayatlarına saygısızlık etmek istemem, belki hayatlarında bizim bilmediğimiz kişiler vardır ve bütün bu yazışmalar iki meslektaşın günün akışında birbirlerine notlarıdır.

Ama biz onları yakıştırdık, çünkü onları fikirleriyle, bizleri dile getirdikleri için ve kalbimizi anlayan insanlar olarak, cesur yürekleri ve samimiyetleriyle sevdik.

Yakıştırma artık bir hevese düştü, hani mahallenin yakıştırdığı birbirine sorduğu hatta cevabın olumsuz  olması halinde  hayal kırıklığına uğramaktan korktuğu.
Çünkü onlar medyanın iki savaşçısı, saygıdeğer insanlar, birbirlerini kalkanlarıyla koruyabilecekler, güçlendirecekler diye düşünüyor olabiliriz.

Uzun zamandır medyada bu kadar kalpten yakıştırmamıştık.

Elbette aşk birbirine yakışmak demek değildir, mesele aşkı birbirine yakışır hale getirmektir.
Epey zamandır medyadan bu kadar olumlu etkilenmedik.

Kıvanç’ın eşi dizide görev aldı, yok efendim Tuba-Onur barıştı ayrıldı, Aslıhan-Arda’ya dedi ki , Caner ile Şükran, Şeyma Las Vegas’ta filan çok bunaldık.

Nevşin ve İsmail bize hayal kurdurdular, teşekkürler.
Ya gerçek olursa?
Gerçek olsun veya olmasın  medya, televizyon bu….
Lanet Olasıca Çalışmaya Devam ediyor olacak, hiç olmazsa bu sefer güzel bir hayal kurdurdu.

Sevgiyle

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com


  • Bu Yazıyı
Yasemin Kutsi
Ratingler için tıklayınız!