Asıl Sorun Sanatın Yerine Konulanlar - NECEF UĞURLU
Ana SayfaYazarlarAsıl Sorun Sanatın Yerine Konulanlar

Asıl Sorun Sanatın Yerine Konulanlar

12.07.2018 | 515 kez okundu


KAYDA GEÇSİN

Kabul edelim ki medyamızın, zenginlerimizin sanat merakı yok, sadece sahip olmak, yönetmek ve  sanat kendilerinden sorulsun istiyorlar.

Halkımız ise içinde çıplaklık, para, lüks çağrışımları olan ‘şey’lerle biraz ilgileniyor, gerisi pek zorlama, fazla da seçenek sunulmadığından sıkıldı!

Aynı şeyi yapmaktan sıkılır sanat. 

Sanat sundukları iddiasındakiler tam aksi ‘tıpkısının aynısı‘ rekabetinde trans halindeler.

Bir süredir ‘kadın’ la bozdular.

İçinde mağdur kadın olmayan sanat, dizinin içine tüküreyim durumları.

Bir tanesi de geçenlerde çıkmış bütün samimiyetiyle  içinde kadın olan diziler tutuyor diye demeç vermiş, bu da okumuşu haa….  'Kadın olmadan hiç bir şey tutmaz kardeşim, doğanın dengesi böyle, yoksa sadece erkekleri yaratırdı Yaradan' diyen çıkamıyor, sıkı mı iş vermez sonra!

Zenginler ise ‘sanat’ı para bastırıp alınabilecek  bir koleksiyon parçası mesela tablo gibi görüyor.

Bir mimari başyapıt denebilecek bir bina yaptıran, zamanına damgasını vuran zengin doğrusu duymadım…. En sanatkarane duygular taşıyanları eski aristokrasinin yazın rıhtımında ayak sarkıttığı yalılara sığınmış durumdalar.

Yok o paşanın, bu efendinin yalısı ve şüphesiz hepsi birer değer hatta müze olmayı hak ediyorlar adamlar yaptırmış, sen ne yaptırdın peki?

Medya yöneticileri sanatı bahane, entelektüel kamuflaj olarak seviyor, hava basıyorlar, kime mi,  biraz tuhaf ama vallahi  patronlarına... 'Ben bu işten anlarım' gibisinden, onlarda yiyorlar…. Ve tabii sanatın yerine koyduklarından rant elde ediyorlar.

Sanat merakı katiyen yok ama sanatın yerine birşeyler koyma, tıkıştırma  merakı var.

Asıl sorun bu, sanatın yerine konulanlar. 

Sonunda patladı iş hala konuşuyorlar bende bu pişkinliğe şaşıyorum.

Bu nedenle asla eleştirilemeyen filmler, apartma diziler, berbat müzikler ve sanat objeleri niyetine abuk sabuk işlerle battık.

Birde takılar var, Afrika kabilelerini geçtik, boncuk dizme kursu veren yerel yönetimler var, seramik kursu ayrı, uzatmıyayım hevesleri kırmayalım dikkat kurstan her an Van Cleef & Arpel çıkabilir diye yazalım yeter.

Geçenlerde sosyal medyada birisi, oyuncunun birinin yeteneklerini ya da yeteneksizliğini bırakın eleştirmeyi ima etmeye kalkmış, yahu bunu almasanız kadroya kabilinden, vay sen misin, nerede ise öğretmenlik mesleğinden men edeceklerdi, Beyaz olayından beter, yemediği azar kalmadı eleştirdiği ‘oyuncu’  kocakafa, dülger balığı 2 tarafından!

Eleştiri kabul etmeyen sanat ve sanatkar kendi mafyozik yapısında hala emin adımlarla ilerliyorsa daha hiç bir değişim başlamamış demektir!

Devletin kendi belirlediği bir sanat  muhiti var sanki yıllardır, iktidar kim olursa olsun bunlar orada ve daha da tuhafı devlet kendisini sanatkar sanıyor bu olabilir mi!

Uzatmayalım sözü, sanat ve sanatçının kendisi ile rekabet ettiğini sanan devlet yapısından zaten sanat çıkmaz.

Devlet sanata burnunu öyle sokmuş ki ne alaka ise, para dağıtıyor, dağıtmıyor senaryo okuyor beğeniyor beğenmiyor, Oscar'a film seçiyor, film çevirttiriyor bunlar çok luzumsuz saçma sapan  davranışlar.

Devlet desteği; benzeri, rakibi olmayan ancak devletin maddi desteği ile olabilecek çok üst düzey sanat kurumlarına olabilir. O da 80 tane değil bir tanedir ve çok üstün sanatçıları vardır, onlara herşey helal olsun, bin misli verilsin, imtiyazları olsun haklarıdır.

Milli şanımızdır hepsi.

Öyle sıradan işlerde olayı bırakın, kahvelerde oturup iş kovalayamazlar, korunmalıdırlar.

Devlet kendi ile rekabet etmeye kalktığını zannettiği ve isyankar addettiği sanatkarı yok eden olmamalıdır bu iyi sonuç vermiyor.

Sıradan ve bu durumu sevinç ile kabullenmişlerle, korumaya aldıklarıyla, hak etmedikleri paraları kazandırdıklarıyla devlet güçlenmez!

Güçlü devletin sanat yorumu en yeteneklileri kazanmak olursa kazanılır.

Yeteneği tartışmasız ama kafa tutan sanatçıyı başında taşır, orantısız gücünü sevgiye, verim alan sabra çevirirse yakışanı ve doğru olanı yapmış olmaz mı?

Sanatçı geçinen ile gerçeğini de çok daha iyi tefrik eder.

Hepsi lazımdır ama yerlerini bildikleri sürece.

Garip olan halk memnun değil sıkılıyor, sanat olmayınca etkilenecek pek bir şey de kalmıyor, geçenlerde Ajda sahneye kendini kayıkla taşıttı, sonra kayıktan indi sesi çıkmadı o biraz etkiledi gülmekten öldük!

Çok yaşasın, o da olmasa ne yapacağız!

Aynı zamanda devlete yakın üstelik nemalanan çevrelerde sonuçtan memnun değil birbirlerinin üzerine atarak devam çabasındalar.

Geçenlerde bir tanesi havuzlu villasında salatalık biber domates ekmiş doğa sever olduğunu anlatıyordu daha önce onunki gibi 4 villa daha gezdirdiler değişik ‘sanatçı’lara ait onlarda bunun gibi doğa sever, salatalık, biber, domates ekmişlerdi, o kral mezarları gibi siteleri yapmak için kaç ağaç kesildi bunlar salatalık biber domates eksin diye mi bilmem ama bu birbirinin aynı olan milyon dolarlık villalarda oturan zengin sıradanlık dünyada görülmemiş.

Parasıyla rezil olmak buna denir.

Sanat dünyalıolmak zorunda, Etnik, Dini, Ortadoğu’lu, Asya’lı olması çok sonraki mesele.

Ama önce sanat olmak zorunda.

Öyle montaj sanayi gibi dışardan senaryo al adapte et sonra dışarı satıyorum diye abuuk sabuuk konuşmalarla olmaz, tamam bu kendilerini pazarlama yetenekleri devletin bir işine yarıyorsa diyeceğim yok ama sanat konusunda biraz sussunlar artık şayet verilen görevin luzumu abuk sabuk konuşma gerektiriyorsa ve devletin bekası için ise özür diler susarım.

Ama bu nedir böyle, hadsiz, kibirli ve sanatkarane değil yaptıkları, bu işin sana göre, bana göresi filanda yoktur, kıstasları bellidir.

Saygıyla Kayda Geçsin Elimden Gelen Budur.

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com


  • Bu Yazıyı
Ratingler için tıklayınız!