RÖPORTAJ HABERLERİ

Aydilge: "Müzik ve edebiyatı ayırmıyorum"

Aydilge:

Müziği hep içinde yaşayan ve bildiği en derin şifanın müzik olduğunu düşünen genç müzisyen Aydilge’den çarpıcı açıklamalar...

Akşam'dan Onur Akbaş'ın röportajı...

Aydilge’yi tanıyorum ama bir de senden dinlemek istiyorum…


İnsanlar dibini göremedikleri her şeyi derin sanırlar. O yüzden derin görünmeye çalışanlar anlaşılmaz ve karanlık olmaya çalışır. Gerçekten derin olanlar ise kolay anlaşılır olmaya... Ben yüzeyselleşmeden kolay anlaşılır olmaya çalışan bir müzisyen ve yazarım.

Müziği ne zaman keşfettin?

O hep içimdeydi. Ama sekiz yaşında TRT Ankara radyosu çocuk korosu sınavını birincilikle kazandığımda, müzik yapmam için kocaman bir kapı açılmış oldu. Bu arada küçükken yaşadığım astım nöbetleri yüzünden en yakın arkadaşım, bana sürekli su buharı ve oksijen üreten, uzay mekiğine benzettiğim mavi makineydi. Nefes alamadığımda “hava hava” diye makinaya koşardım. Bazen misafirler evdeki küçük veledin niye hava diye koşuşturduğunu anlamaz bunu “hav hav” diye algılayıp köpek istediğimi sanırlardı. Ben hava isterdim. Nefes! Sonunda plastik mavi uzay mekiğim ve aşkla şarkı söyleyen çocuk kalbim el ele verip ciğerlerimi toparladılar. O gün bugündür aşkla müzik soluyorum. Bildiğim  en derin şifa.

Şarkılarını söylerken samimisin. Bunu nasıl başarıyorsun?

Hani bazen insanlar, müziği bıraktım diye demeçler veriyorlar ya; kimse müziği bırakmaz. Müzik onları bırakır. Çok zor bir iş; kalbini herkese açmak ve insanların beğenisine sunmak... Evini bile üç beş kişiye açarken, kalbini herkese açmak ve ruhunu çamurlu ayaklardan (kalplerden) korumak zor zanaat. Ama müzik yine koruyup kolluyor bizi, yeter ki samimi ve kalpten olalım.

Edebiyatçı Aydilge’nin güçlü bir hinterlandı var tekrar dönecek mi kitaplara?

Roman yazar mıyım tekrar bilmiyorum ama edebiyat hep devam ediyor hayatımda. Her ay bir dergiye yazıyorum. Şarkı sözlerimi, bestelerim gibi kendim yazıyorum... Zaten müzik ve edebiyatı birbirinden ayırmıyorum. İkisi de bir çeşit yara kardeşliği yaratıyor. Zaten acı, yara aldığımızda değil, asıl yaralandığımızı kimse duymadığında başlar. Müzik ve edebiyat ben seni duyuyorum demek. Kardeşimsin, benzerimsin, yalnız  değilsin demek.

KONSERLERİM BAŞLIYOR

Peki, okuyup sevdiğin üç yazarı paylaşır mısın?


T.S. Eliot, Ahmet Hamdi Tanpınar, D.H. Lawrence.

Bu sıralar gündeminde  neler var?

Gece ‘’Yara’’sı şarkıları adıyla yeni bir konser dizisine başlıyorum. Geceleri daha çok ortaya çıkan hüzün ve keder duygularımızı, ortak yaralarımıza dokunan unutulmaz şarkılar eşliğinde paylaşıp seslendireceğim. Kayahan, Sezen Aksu, Zülfi Livaneli, Cem Karaca gibi devlerin izlerini sürmeyi hedefliyorum... 
  • Bu Haberi
Yasemin Kutsi