RÖPORTAJ HABERLERİ

Başak Dizer ve Deniz Marşan'dan çarpıcı açıklamalar

Başak Dizer ve Deniz Marşan'dan çarpıcı açıklamalar

Yerli dizi sektörüne stil danışmanı kavramını getiren Başak Dizer ve Deniz Marşan'dan çarpıcı açıklamalar...

Episode Dergi'den Oben Budak'ın röportajı...

“Stil Danışmanlığı Kerem Çatay’ın Önerisiyle Başladı”

Kendiniz mi dahil olmak istediniz olaya?

DM: Aslında tesadüfi oldu. İlk Türk filmi çekildiğinden beri kostüm departmanı vardır tabii ki ama bu kadar kapsamlı, nokta atışı işler yapılmıyordu.

BD: Stil danışmanlığı sektörü yoktu ortada. İlk Ay Yapım başladı bu işe. Biz Deniz’le Kerem Çatay’a “Bize moda programı yapar mısın?” diye gitmiştik. O da “Boş verin moda programını ben size başka bir proje önereyim. Programdan daha iyi olacak, hem de daha çok tanınacaksınız” dedi.

Kerem Çatay ne kadar ileri görüşlüymüş öyle?

DM: Evet, öyleydi ama biz önce fikri saçma bulduk. Sex & City mi çekeceğiz sanki, bize ne yararı olacak ki diye düşündük.

BD: “Sex & City değil ama Aşk-ı Memnu diye bir dizi, oyuncular da çok size göre aslında” dedi.

Peki, üşenmediniz mi böyle bir işe? Sürekli kendinize proje yaparken bir anda uzun saatlerinizi alacak bir iş gelmiş?

BD: Üşenmez olur muyuz? İlk başta zaten oyuncuları saydı, onları bile tanımadık. Ne gerek var, yapılmaz, çok zor bir iş dedik başta. Sonra Kerem çok iddialı konuşunca denemek istedik. Sistemi biliyorduk sonuçta, markalar sponsor olmak istemiyor, kıyafetlerini vermiyordu.

DM: O zamanlar Merter’den toplanıyordu kıyafetler, markalar asla bu işi onaylamıyordu. O sırada Deniz’le Bilsar’da çalıştığımız için oradan bir şeyler alabildik. Ralph Lauren’in Türkiye şubesini, Burberry ailesini tanıyorduk, onlara rica ettik. Onlardan ürün alınca ekranda orijinal tasarımları görenler tarafından hararetle karşılandı tabii. Marka ürünler, tasarım çantalar, gerçek mücevherler kullanmaya başladık.

“Beren Saat Ne Giyse Olay Oluyordu”

DM: Tasarım kıyafetler, ekranda gören herkesi şaşırttı. Beren o dönem ne giyse olay oluyordu. Mesela bir kere tek omuzlu beyaz bir elbise giymişti… Dizi yayınlandıktan sonra Özgür Masur o kıyafetten o kadar çok sattı ki tek bir kıyafetten kazandığı parayla kendi showroom’unu açtı. Arzu Kaprol elbiseleri de öyle, o ara inanılmaz popülerleşmişti.

“Biz Kimi Giydirdiysek O Sene Ödül Alıyor”

Karakterler yıllar sonra efsaneleştiği zaman hep sizin çizdiğiniz imajla akılda kalıyor. O stille anılıyor.

DM: Tabii bir de ödül alıyorlar hatta.

BD: Biz kimi giydirsek o sene giyim dalında mutlaka ödül alıyor. Medcezir, Fatmagül’ün Suçu Ne oyuncuları hep ödüllendirildi.

DM: Kimi giydirsek en stil oyuncu dalında ödül alıyor ama bize hâlâ ödül yok ya…

BD: Ama stylist ödülü yok, olsa verirler.

“Nebahat Çehre, Kıyafete Bir Şey Katan Oyunculardan”

Biraz set hayatına doğru kayalım mı, ne gibi sorunlar çıkıyor oyuncularla? Moda çekimlerinde mankenin söz söylemeye hakkı yoktur, ne verilirse onu giyer ya, dizilerde bu durum nasıl?

DM: Mutsuz olduklarında dizideki oyununa, yürüyüşüne, tavrına yansıyor. Ben o noktada diyorum ki sevmediysen lütfen giyme! Çok insani bir şey bu. Bir kıyafeti çok isteyerek, kendine yakıştığını düşünerek giymek var; bir de zorla giymek var. İstemediği zaman içine kapanıyor. Kıyafeti taşımak diye bir şey var zaten. Bazen dünyanın en güzel kızı, ama kıyafet onu sevmezse olmuyor. Kimi de ne verirsen ver kıyafete bir şey katar. Mesela Nebahat Çehre öyledir, kıyafeti giyer, bambaşka biri olur. Giyinmeyi sevdiği için kıyafete bir şey katıyor.

“Aşk-ı Memnu’da Çok Abarttık”

Bizim dizilerde yataktan yeni çıkmış biri yeni uyanmış gibi değil, hasta olan hasta gibi değil. Motor kullanan jön, kaskı bir çıkarıyor altından yapılı saçlar çıkıyor, absürt bir durum değil mi?

DM: Son senelerde biraz daha inandırıcı yapılıyor. Kara Sevda çok gerçekçi ama bu sefer de ne diye eleştiriler geliyor biliyor musun; çok bakımsız, çok çirkin! E kız bunalımda, hep depresyon hali, ne yapsın! Bunun da ortası yok. Biz bir tek Aşk-ı Memnu’da abarttık. Kıyafetleri hazırlarken bu sefer de çok abarttık, diyorduk hatta. Kahvaltıya da topukluyla inilmez yani, farkındayım ama bir şekilde oturduktan sonra normale dönemiyorduk. Abartı başladı, abartı bitti.

“Cesur ve Güzel’e Gelelim”

BD: Ben sadece Kıvanç’ı giydiriyorum, Deniz’se Tuba’yı giydirmiyor, bu ayrıntıyı verelim de. En sonunda açıklamak zorunda kaldık ama hakkında çok konuşuldu.

Bence de açıklama yapmanız yerinde oldu, çünkü Tuba Büyüküstün korkunç giyiniyor. Vücut hatlarından haberi bile yokmuş gibi davranıyor, çok garip. Kıvanç’ın stilini nasıl oluşturdun?

BD: Senaryoyu beraber okuduk, o zaman kafamda canlanmaya başladı. Kıvanç’ın karakteri Cesur, kendi evini yapan, doğal hayatı seven biri. Bu yüzden toprak tonlarını ağırlıklı tutup, rahat kıyafetler seçtim. Zaten saçı sakalı da ona göre seçtik. Biraz dağınık saçlı, kendini bırakmış gibi ama yine de şık bir adam olmasına karar verdik.

Sürekli açık havada çalıştığı için de sürekli yanık tenli mi gözüküyor?

BD: Hafif yanık teni Kıvanç istedi ama açık renkli olsa iyi durmazdı. Sürekli doğal hayatta yaşayan bir adamın teni biraz daha bronz olmalı.

FiÇiPi Hakkında

Mart’ta yayınlanmaya başlayacak FİÇİPİ’den bahsedelim mi biraz da. Dizinin stilini nasıl oluşturuyorsunuz?

DM: FİÇİPİ çok meşhur olmuş bir kitap serisi. Kitabın dizisi internetin yeni portalı Puhu TV’ye çekiliyor. Biz buradaki 7 ana karakterin stylingini yapıyoruz. Alışılmış dizilerin dışında bir iş, ekranda görmeye alışık olmadığımız rahatlıkta tarzlar deneyeceğiz. Yani Aşk-ı Memnu’nun tam tersi… Burada Duru karakterini canlandıran Serenay Sarıkaya’nın rolü bizim açımızdan çok eğlenceli, çünkü dansçı ve genç bir kız. Biz de burada dans kıyafetlerinde dilediğimiz kadar serbest olabileceğiz. Tabii internette yayınlanması bu konuda avantaj.

BD: Özge karakteri de Berrak Tüzünataç… Bu karakter de sert, tuttuğunu koparan bir kadın. O da giydirmesi zevkli bir platform sağlıyor bize. Aynı şekilde erkekler de öyle. İnternette yayınlandığı için süresi kısa ve stoklu gidebileceğiz. Bu da bize bol bol hazırlanma vakti verecek.
  • Bu Haberi
Yasemin Kutsi