Ben Merkezciler yani ... - NECEF UĞURLU

Ben Merkezciler yani ...

10.07.2017 | 433 kez okundu


Ben Merkezciler yani Egomanyaklar ve MEDYA

KAYDA GEÇSİN


Medyaya yuvalanmış kendinden bahsetmekten veya lafı döndürüp dolaştırıp kendini övmeye getiren, ben merkezciliği saplantı, takıntı haline getirenlerle sağlıklı yayıncılık çok zor.

Allah ciddi medya yöneticilerin yardımcısı olsun.

Haber sunucularının bile egosu şişmiş durumda, öyle ki aralarında kendi duygu düşüncelerini söylemekte, halkı selamlamakta siyasi görüşlerinin militanlığını yaparak kendini göstermeye çalışanlar bile var, göbek atıyor, dans ediyor, şarkı söylüyor, hülasa kendi asıl işi dışında her şeyi yapıyor.
Kemal Bey yürüdü bunlar yoruldu, aralarında  ‘ay çok yoruldum‘ diyen bile var.

İşi etkilenmemek, etkilemek. Gözyaşları içinde, duygularını anlatıyor mesela!

Bu döküntülüğe yer açmak için saçma sapan yazılara internet sayfaları imdada yetişiyor.

Tek teselli ise kimsenin umuru olmamaları.

Gazeteciliğini yap, haberini sun veya tartışmayı yönet ama nedir bu
‘ben, ben, ben, benden başka kimse yok‘ hali.

Türkiye’nin, dünyanın kendi etrafında döndüğünü sanan bir insanın aklından şüphe edilir,  yayın emanet edilmez.

Bunlar bırakın ülkeyi, dünyayı, kozmos, tarih, gelecek, geçmiş ve bu devran kendi etraflarında dönüyor zannediyorlar.

Ve her egomanyak gibi herkesin sabahları onları düşünerek kalktığını zannediyorlar.

Sonuç izlenme payı ise tam bir sefalet izlenmeyenler arasında bir yarış!

SANAT DÜNYASI ve EGOMANİ

Sanat dünyasında da egomanyak çoktur demek doğru değildir gerçek  sanatkarlar takdir edilmek, fark edilmek isterler ama sanatlarıyla.

Fakat değerli olanları performanstan soğutan derecede egomanyaklar doldurdu medyayayı.

Egomanyak sanatkar olmaz, varsa bilin ki detonedir bir gün teneke sesi  ortaya çıkar.

Birbirlerinin konserlerine bile kendilerinden bahsetmek için fırsattır diye gidiyorlar. Galalara bakın, filmden başka herşey nerede ise haber oluyor.

Kendi yarattığı Egomanyaklarının haber değeri yüksek olan bir medyada bu hal bulaşıcı bir hastalık gibi diğer birimlere de bulaştı.

Bu ciddi felakettir, yandaş, candaş medya ayrımı yapmıyorum.

PATRONA KEFİL GAZETECİ MODELİ

Patronuna ‘İyi Adamdır‘  ‘Cumhurbaşkanı ile arası iyidir’ diye kefil olan  televizyon gazetecisi nerede görülmüş, patron eve buzdolabı alırken de herhalde bunları kefil çağırıyor!

Veya patronu namına muhalefet liderine ‘Çözüm ne, nedir' diye hesap soran televizyon gezetecisi dünyada yok, hiç mi okumuyorsun, dinlemiyorsun adamları, soru önergelerini, komisyon raporlarını buldunsa bir şey oradan sor, haa, eğer benim patron için sende ne var diye soracaksan o zaman yap bir delikanlılık direkt sor!

ŞEY AKADEMİSYEN ..

Derken televizyon programcılığına soyunmuş ve yayında hala tutulan, adam yokluğundan herhalde, hevesli avaz avaza bir akademisyen saydım 10 dakikada 17 kere ‘şey’ dedi!

‘Şey’ genellikle o anda anımsanamayan ad ya da sözcük yerine kullanılır, bir akademisyen dakika başına 1.7 ‘Şey’ diyorsa onun bırakın medyada yer alması akademik dünyada bile varlığı tartışmalıdır. ‘Şey’ den başka bir halt bilmiyor demek.

Bunlar dost sohbetlerinde de dur durak bilmiyorlar, kendilerinden bahsetmeden bir fincan kahvenin hatrı olan sohbetleri  yok sadece kendileri ve avaneleri var…

YAZARLAR ve EGOMANİA

Yazarlar egomanyak olabilirler ama yansıtmazlar, işin doğasında var,  yazdıklarınızın okunacağını düşünerek bir şeyler yazıyorsunuz egomanyaklık olmasa yapılacak iş mi?

Ama zararları yoktur, hem okunmak isterler hem utangaçtırlar, göz önünde olmak istemezler…
Tabii kendilerini, kadınsa erkek, erkek ise kadın, kılığında kapak yapmaktan hoşlananlar olabilir ama istisnadırlar.
Kitap satsın diye kapak çıkıntılığı hepsi bu.

İçe kapanık bir yazar egomanisinin kime ne zararı olur, ama ROK’da dışa vurumu çok bariz, malum çok entelektüel, Atilla Yayla, Sinan Çetin Platon pardon Plato okulundan.

Son yazısında mizah ağır basmış, Maltepe’de tuzu kurular toplanmış ROK’a göre, seni göremedik ROK, yalı sahiplerine ayrı localar bir daha ki sefere!

Mitinge gelen sayısı ile bozanlarda çok komik, yakında ‘75 kişiydiler kendi aralarında aile düğünü yaptılar‘ derlerse şaşmayın, hatta iş ‘Kemal Bey yoktu‘ noktasına gelebilir,  çünkü üşüttüler.

ŞARKICILAR ve EGOMANİA

Şarkıcılar arasında ise egomaniyi temel alan kayıkçı kavgasını Demet  Akalın’ın eşi Okan Kurt gayet güzel açıklamış, “Onlar dışarıda dost” şeklinde ilginç bir açıklama yaptı diyor haber.
Yani hepsi bir ego show! Aşkolsun Okan Bey’e bravo son noktayı koydu, hepsi mahsuscuktan kavgalar Hande ile Demet arasındaki .

EGOMANYAKLARIN SİLAH ve TAKTİKLERİ

Aslında egomanyak kalplerin en büyük silahı çıkıntılıktır her ne pahasına olursa olsun.
Sizler için yemedim içmedim araştırdım.
Kafaya saksı koyar, donunu çıkarıp balkonda çamaşır asar, evlenir boşanır, özel hayatını serer yiyemiyecekleri halt yoktur.
Çok da acımasızdırlar, kimse umurları değildir, sıkıya gelince tespih böceği olurlar.
Büzülürler ve nereden kıvırtacaklarına yön tayin ederler, hemen ortaya karışık iki lafla zaman kazanmaya çalışırlar.

Aralarında akıllı olanlar bu durumu görenlerle hiç bir polemiğe girmez tüyerler.

Yasaklara güvenleri, inançları tamdır.

Güç rüzgarı tersten esmeye başlayınca manevra kabiliyetleri karşılarındakilerin akılsızlığı ile orantılı gider .

Bunlar ne Cumhurbaşkanı, ne muhalefet lideri dinlerler, her ikisine de zararlıdırlar.
Aslında izahı mümkün olmayan tutuklamaların bazıları egomanyak temizliğine yönelik sanki, devlette ne yapsın hani casusu yakalarsın, haini tıkarsın, kamu zararına iş yapanı hukuk yakalar tıkar da, egomanyakları hangi gerekçeyle  zımbalayacaksın, ne hukukun ne devletin işi, hay Allah.

NEFRET ETMEYE GEREK YOK

Ama onlardan nefret etmeye gerek yok, bir süre sonra zaten kendilerinden nefret etmeye başlarlar.
Onlara duyulan nefreti aşan bir nefrettir.

Korundukları gücün gözüne girip kazanmak ve varlıklarını gücün  kullanımına sokarak geldikleri noktayı bilirler ve işler düzgün gitmemeye başladığında korkarlar ama yine de derilerinin altında saklanmış egomaniden kurtulamazlar.

Hayatları, ödülleri, aldıkları övgüler kötü yazılmış, kötü oynanmış berbat bir oyun sonrası kuliste sahte tebrikler gibidir, bal gibi bilirler övgülerin gerçek olmadığını.

Egomanyaklarla kontrollü üstün zekalı ucubeleri karıştırmamak lazım, farklı durumlardır.
Bunların kadın olanların bakmayın seksi göründüklerine hayatlarında doğru dürüst aşk maşk yoktur, döküntü adamlarla dolaşır, beslerler.
Zengin çocukların anneleri sağlamsa bunları maaşallah uçaksavar gibi sıpırtıyorlar zaten.

Ama Medyanın çok teveccühünü kazanmışlardır.

SİYASİ ALANDA EGOMANİA

Siyasi alanda ise, yanlız sağda değil solda da egomanyak çok.
Birlik olup komplo kurmak solculara göre olmadığı için birlikte hareket edemediklerinden iktidar olmaları hep zor olmuştur.

Sağ gelenekte biat var, solda herkes reis! 
Bilmem anlatabildim mi yüzyıllardır bu yüzden bir manyak etrafında birleşemiyorlar.

Birde egomanyakların yantirileri var, egomanyağın yanına yanaşıyor yantiri  (yantiri kelimesi REFİK ERDURANA AİT, RAHMETLE ANALIM)
Üstünlük hissinden pay kaparlar, sonra patronlarının, velinimetlerinin  hayatını duman ederler, cesur gibi görünürler, halbuki çok korkak ve güvensizdirler.

EGOMANYAK ERKEK ve KADIN

Egomanyak erkekler ise, İmam Hatipli veya değil, kadınları duygu, fikirleriyle kabul etmek yerine idareye muhtaç yaratık olarak görürler, döver, aşağılar, kimi zaman kota koyar, bazen öldürürler.

Bırakın özür dilemeyi, özür kelimesinin anlamını bile bilmezler. İnsanlar bazen haklı olsalar bile özür diler kalp kırmamak kendi sikletinde olmayanı incitmemek için bunların sadece kendi egoları vardır. Çok gerekirse kendilerinden özür dilerler.

Evlilikleri, ilişkileri bu yüzden uzun sürmez kapının önüne konulup nafaka verirler, zenginler, sprocular arasında da sık rastlanır.
Henüz bu hastalığa bulaşmamış olanlara çelik iradelerinden dolayı tebriklerimi sunarım.

EGOMANİA ve KOMEDİ

Bunlar için başkalarının başına gelen herşey komiktir, ama asıl komik kendileridir fakat komik rolü yaparlar.

Hele kendileri hakkında hikayeler uydurmaya bayılırlar, ‘Siz çocukken de komik miydiniz?‘ diye soran yoksa sordururlar, cevap bellidir ‘Hayır çocukken inşaat mühendisiydim‘ ha ha ha...

Şu aralar bunlar hakkında komik şeyler yazmak isterdim ama imkansız, çok güçlüler adamı linç ederler, süründürürler.
İktidar, Muhalefet ayırım yapmıyorum.

Yoksa kara mizah doruklarda, yazacak çok!
Bu kadarla idare edin, elimden gelen budur.

Çok değerli gazeteci, medya yöneticisi, sanatkar insanlara Allah Sabır versin bunlardan kurtulamıyoruz.

İş onların başına kaldı, devlet ne yapsın.

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com


  • Bu Yazıyı
Yasemin Kutsi
Ratingler için tıklayınız!