Bir filimle yerle bir edilmek... - NECEF UĞURLU
Ana SayfaYazarlarBir filimle yerle bir edilmek...

Bir filimle yerle bir edilmek...

06.03.2017 | 581 kez okundu


BİR FİLİMLE YERLE BİR EDİLMEK ÇAĞIN KORKUSU

KAYDA GEÇSİN


Tarihe günahıyla sevabıyla damga vurmuş insanlar için en büyük risk yaşam hikayelerini konu alan filimlerdir demek büyük laf olmaz.

İllüzyon yaratmak veya bozmak için çağın en sağlam formülü filim yapmaktır.

İyi bir filim rezil de eder vezir de.

Bir siyasi lider için, hele hayatta ise, seçim kaybetmekten çok daha büyük risk taşır hakkındaki filimler, çünkü siyasi yenilgilerin arkasından zaferlerin de geldiği görülmüştür ama filim sonsuza kadar kalır.

Sanatın gücü burada yatar ve bu yüzden en büyük korku, tehdittir.

1970’lerde tarihe ABD’nin en büyük politik skandalı olarak geçen Watergate olayını konu alan Alan Jay Pakula’nın ‘All President’s Man‘ filminde Pakula’nın kahramanları dinleme skandalını ortaya çıkaran Woodward ve Bernstein adlı (The Washington Post) gazetecileriydi.
Kovuldular filan ama emeklerinin karşılığını filim ve senaryolardan alarak hem zengin hem kahraman oldular.

ABD başkanının skandalla ilgisi var mı yok mu sorusu devletin pek çok soruşturma açması ve sonunda ABD tarihinde yanılmıyorsam ilk defa bir başkanın istifasıyla sonuçlandı.

Nixon hakkında ise 3 filim unutulmazlar arasına girdi.
Nixon, Frost-Nixon, Elvis and Nixon.
Watergate skandalı ve Richard Nixon yanlız bu 3 filme değil, sayısız filme, dökümantere konu oldu. (Our Nixon, Born Again, White House Madness, Will: G. Liddy, Nasty Habits, Secret Honor, Final Days, Dick, Frost-Nixon, Nixon aklıma gelenler.)

Oliver Stone’un filminde Anthony Hopkins, Ron Howard’ın Frost-Nixon filminde ise Frank Langella ve Liza Johnson’ın Elvis / Nixon filminde Kevin Spacey eski başkanı yorumlamışlardı.

Bu üç filim ve diğerlerinin ortak noktası Nixon’u yorumlayan aktörlerin birbirlerine benzemedikleri gibi Nixon’a da benzememeleri ama çok iyi oyuncular olmaları. Esasen Michael Shannon’da Elvis’e bire bir benzemiyordu.

Lakin hepsi bizi Nixon, elvis olduklarına inandırdılar!

Diyeceğim o ki, ‘Tıpkısının aynısı benzerini buldum‘ biyografik filimlerde fazla anlam ifade etmediği gibi gerçeğin replikasını yapmak filmi iyi filim yapmıyor.

Gerçek, yani görünen Allah’ın yarattığıdır, onun gözüdür, sanat ise yaradılana insani bakıştır.
Sen Allah’ın yarattığı ile niye aşık atmaya, benzetme yoluyla, kalkarsın diye büyük laf etmek istemem ama hayır aman hayır diyeyim.

Malum ‘Sanatına laf etmem’ veya ‘Emeğe saygı’ gibi saçma sapan sözlere sığınarak gerçek sanata saygısız, eleştirilere kapalı bir alanla geldiğimiz nokta ortada. Asıl sanatıyla ilgili konuşacaksın gerisi hikaye.

Bu durumdan memnun, takdir eden, popülist, derinliksiz sözlerle bu düzene hayır demiyen ama ‘devrimci’ geçinen siyasetçileri de uyarmak isterim bu yolun sonu çıkmaz sokaktır, hayır demek lazım.

Filmin, hatta komedinin yorumlanan öznenin ‘Aynısını yapmak, benzemek‘ gibi bir amacı yoktur ve bu gayret kim ne derse desin sanattan, iyi yorumcu olmaktan uzaklaştırır, işi kabalaştırır.

Hani bunları yapanlar imandan çıkanlardır diyip kafir ilan edecek halim yok, ne haddime de işin ‘abc’sini bilmeden kahramanlar yaratmaya kalkanlardan İllallah geldi, bunlar olanı yerle bir ederler, kaş yapayım derken göz çıkarırlar.

Taklit her tarafı gülünç eder, filimi de, söz konusu kişileri de, hepsi bu.

Bu yolla iyi aktör, yönetmen, yazar filanda olunmaz, sanatkarane iyi işler iyi fikirlerle yakalanan ilüzyonlardadır, o fikri yorumlayanlardadır.

Yani bire bir benzemeden ama işin özünden yakalayanlar zaten büyük sanatçılardır ve yorumladıklarına ömür boyu onur bahşederler, sanat bunun için saygıyı hakeder, gerisine bin kere hayır demek lazım.
Bir filimle yerle bir edilmek, çağın korkusudur.

Saygıyla Kayda Geçsin

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com



  • Bu Yazıyı
Yasemin Kutsi
Ratingler için tıklayınız!