Biz kimlerdeniz, soy sop... - NECEF UĞURLU
Ana SayfaYazarlarBiz kimlerdeniz, soy sop...

Biz kimlerdeniz, soy sop...

15.02.2018 | 592 kez okundu


Biz kimlerdeniz, soy sop, ‘Bazen olmaz’ mı

Coca Cola, Muhtar Kent


KAYDA GEÇSİN

Soyunu sopunu merak edenler sistemi çökertmişler !

Kız istemeye görücü gelenlere ‘Kimlerdensiniz‘ diye sormak, araştırmak hani bir nebze anlaşılabilir, evlat bu, nereye gidiyor bilmek ister insan neticede tanımadığınız dünürleri merak etmek, gizli saklı soruşturmak pek adettendir.

Lakin devlete ‘Biz kimlerdeniz‘ diye sormak beraberinde pek çok sosyolojik psikolojik soruyu getiriyor, henüz ekranlarda tartışılmadı bekliyoruz!

Aklıma takılan sorulardan bazıları şöyle :

Bre Gafil sen kim olduğunu bilmiyorsun da bunu devlete mi soruyorsun?

Senin kim olduğunu devlet mi söyleyecek?

Sen bu güne kadar kim olduğundan habersiz mi yaşadın?

Devlete ‘Ben kimim?’ diye bir soru sorarsan resmi açıklamadan tatmin olacak mısın? Dünyada devletlerin resmi açıklamalarına inanan bir hıyar sen mi kaldın?

Her şeyi devletten bekleye bekleye, ‘Ben kimim‘ sorusunun cevabına dayandık herhalde dünyada bir ilk.

Millete sabahtan akşama etnik farklılıklarını her söylevde sayarak hatırlatırsanız insanlar böyle kendilerinden ben kimim diye şüphelenmeye başlarlar.

Senin kim olduğunu devlet belirleyecek ise bu nasıl bir özgürlük, demokrasi?

Ben bu soruyu sorana:

‘Sen kendini bilmiyorsun da bana mı soruyorsun, git başka kapıya benim daha önemli işlerim var, benim için kim olursanız olun hepiniz yurttaşımsınız?’ diyen devlet isterim, çünkü devlet;  kim olduğunu bilen, bilmeyen kimsesizlerin kimsesi değil midir?

İnsan kendini, aile bağları ve tarihini bu kadar bilmiyorsa, ağız tadı, anıları, masalları da yok demektir.

Peki şimdi öğrenince ne olacak?

Tarihin med cezirlerinden geride kalan hiç bir insan masum değildir.

Hepimizin geçmişinde krallar, paşalar, esirler, mağdurlar, günahkarlar veya evliya gibi insanlar var.

Ve soy sopumuzun geçmiş günahlarından da suçlanamayız.

Ama daha iyi bir gelecek için çalışmak bu geleceğin inşasında elzem olan birlik beraberlik için Cumhuriyetin Yurttaşı olmak yeterde artar bile, soy sop ünvan geçmiş yüzyıllarda kaldı.

İsteyen her zaman bakabilir ayrı mesele, zaten nüfus kütükleri yıllardır orada duruyor, merak şimdi alevlendi.

Biz yüzlerce, binlerce yıldan bugüne gelen ve birbirine yabancı olmayan ama zaman zaman gırtlak gırtlağa gelmiş medeniyetlerin karması muhteşem karması bir milletin Cumhuriyetiyiz.

Liberalizmin geçmişi lanetleyip hesap sorması, muhafazakarların geçmişle böbürlenmeleri her iki tarafında kafalarının toksik bir bunalımda olduğuna işaret. Yoksa ben kimim diye kendini ararken yoğunluktan sistem çöker mi?

Tarihin yükü omuzlarımızda, beynimizde geçmişimizin hayaletleri zombiler gibi eski eşyalar, sandıkların durduğu  tavan arasında tepemizde dolaştıkça ve biz saklı sandıkları, kutuları açtıkça içlerinden neler çıkacak kimbilir, bulduklarınızı okumak büyükbabalarımızdan büyük annelerimize yazılan aşk mektuplarından ibaret değilse bize mutluluk verecek mi?

Sandığı açıyorsun büyük büyük babanın karşında yüzlerce kelle götürdüğü palası, tam bir kabus.

Fiziki, ahlaki, maddi manevi duruşuma büyük büyük büyük babamın padişah bile olmuş olması ne katacak?

Nesep, şecere, soy merakı havadan gelecek miras hayalleri için ham hayal olabilir.

Genealogist yani nesep mütehassısları sosyolojik anlamda ne işe yararlar beni aşar amma, hani pek de heveslenecek bir meslek değil.

Büyünce nesep mütehassısı olmak istiyorum diyen sapık çocuklar yok henüz şükürler olsun.

Dünyayı güzelleştirmeye kafa yoran bir çok insan nereden geldiklerine bu kadar kafa takmış değiller.

Bizler, insanlar pek çok değişik kültürlerin içinden gelmişiz, aramızda özel durumda olan yok. Bunun keyfini çıkarmak çok mu zor, rahat mı batıyor.

Dürüst olalım, hepimizin soyunda insanlığın vahşet dönemleri var ve geçmişi deştikçe pek çok insanın dünyayı, ülkeleri değiştiren olaylarla yakın ilişkileri olduğunu da görmek mümkün, çünkü tarih birbirleriyle alakası olmayan yabancıların hikayesi değil.

Kimileri de berbat işlere karışmışlar ne var ki onlar olmasa olmazdık.

Soy sopumuzda, iyice geriye gidersek; bilgisayar mühendisleri, astronotlar, biokimyacılar, nükleer enerjiciler filan da bulamıyacağız, ne iş yaptıklarını öğreneceksin de iyi bir şey mi olacak?

Ya soyun sopun esir ticareti yapıyorlar idiyse, ya cellatlık veya kuyuları insan kellesi ile doldurdular  ise?

Bu günü onurlandırmak umuduyla yapılan araştırmalar hüsranla bitebilir.

Soy sop akrabalığa değil, insanlığımızda farklı bir evrim geçirdik mi, günahlardan erdeme bir yol almışmıyız ona bakalım. Eli baltalı Vikinglerin kurduğu medeniyeti görmüyor musunuz, nereden nereye.

Demokrasi,  kim olursan ol herşeye baştan başlama özgürlüğünün tarihi, başlangıcı değil ise ne işe yarar?

İstemleri dışında ABD’ye esir olarak getirilen siyahilerin torunlarının şimdi Ortadoğu’nun haritasını yeniden çizdiğini, Başkan olduklarını görelim artık.

Geriye gittikçe maymun olma ihtimali ise kimilerini çıldırtıyor, evrimcilerle yaradılışcılar arasındaki  temel mesele maymun yüzünden, sanki başka bir hayvan olsaydı, at mesela bu kadar çatışırlar mıydı diye düşünmüyor değilim, ya da doğu mitolojisindeki kaz, maymun yerine.

Erektus, neandandel, homosapiens yüzünden insanlık hala birbirine giriyorsa bu çağda yaşamanın ve geleceğe umutla bakmanın zamanı diyen ünlü fizikçi Kaku’nun toplumun tamamen kazandığı yakın gelecek müjdesi boşuna mı?

Dubai’de World Government Summit‘de söylüyor bu sözleri!

Hayal ettiğinizi yaratabileceğiniz bir gelecekten söz ediyor adam…

Biz hala başkalarını zaten hayal edip uyguladığı dizi ve film senaryolarındayız, durup düşünmemiz hayal kurmamız lazım, hayalsizlik fena bir risk hepimiz için.

Saldırganlaşmış emperyalizmden kusursuz kapitalizme geçiş kapitalistleri herkesten fazla ilgilendiriyor olmalı.

Özlem Gürses’in ‘Bazen Olmaz’ başlığı altında kaleme aldığı Kronik Yayınlarından çıkan kitabı bu gözle okursanız, bizim kapitalistlerin bu konuda ne düşündüklerini bulamayacaksınız, kitap futurism ile ilgilenmiyor.

Kitabın fikir babası Adnan Dalgakıran önsözünde diyor ki:  

‘ …..başarılı insanların samimiyetle kendi yolculuklarına eşlik eden başarısızlıklarını anlatabileceklerinden emin değildim. Yanılmışım‘

Bu sözler pek içtenlikli gelmedi bana.

Kitap 10 alakasız başarılı insanı bir araya getirme başarısını gösterse de, kitaptakiler pek başarısız görünmüyorlar!

Başarısız olmaya heves etmiş yaramaz zengin çocuklar gibiler hani heves var ama durumları başarısız olmaya elvermiyor gibi olmuş. Karizma çizilmiş.

Ve fakat aralarından bir tanesi çok farklı çünkü hayal edebiliyor.

Genç bir ekonomist dostum gözümü açmıştı, başta şarap her türlü içki kültürü olan toplumlara Cola içirmenin imkansızlığını görmüş ve Coca Cola şişelerini doğuya döndürmüş bir adam, aynı ‘Doğu’ya bira da içirtmiş, ee şimdi bu adamın hayatında ‘bazen olmaz’ aramak boş iş, zaten ‘Uber’e para yatırabilirdim yapmadım’ dan başka hayıflanması yok. Zaten parayı çoktan aşmış.

Elbette diğerleri de çok değerli, donanımlı insanlar ama genç ekonomistin saptaması doğru, hayal kurabilen Muhtar Kent ve hayal kurma yeteneği onu sistemin hem içinde hem dışında tutabilmiş. En artistik olan da o!

Fizikçi Kaku’nun söyledikleri çıkarsa, dünyaya çok lazım. Dünyanın hayal kurabilen ve gerçekleştiren insanlara ihtiyacı var.

Kendisine bahşedilen yeri bilmezden gelip hayali başarısızlıklarla aldatmacaya devam eden kurnazlarla madara oluruz. Utanılacak bir durumdur.

Sevgiyle Kayda Geçsin, avareliğe devam, elimizden gelen budur.

https://www.dunyahalleri.com/ ve Fahrettin Perçin’e Fizikçi Kaku ile ilgili değerli bilgilendirmesi için teşekkürler.

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com


  • Bu Yazıyı
Ratingler için tıklayınız!