Bok Örtmeyi Bırakmak Lazım - NECEF UĞURLU
Ana SayfaYazarlarBok Örtmeyi Bırakmak Lazım

Bok Örtmeyi Bırakmak Lazım

03.10.2018 | 725 kez okundu


KAYDA GEÇSİN

Muasır medeniyetler seviyesi, kaliteli demokrasi yıllardır dillerden düşmeyen ortak arzumuz ama bir türlü kavuşamıyoruz, önündeki büyük engellerden biri hataları kabullenmeyi kaldıramıyan bir toplum olmamız.

Sorun mu var kabul et, yüzleş ve bitir bu işi, işte bunu asla yapamıyoruz.

Zengininden fakirine, okumuşundan cahiline ‘Biz yanlış yaptık arkadaş‘ diyen yok. Hep örtbas, hep örtbas.

Kadın ve çocukların istismarı yüzleşemediğimiz meselelerden ikisi.

Kadınları dövmek, sövmek, öldürmek, sarkıntılık etmek, hayatındaki kadınlara numara vermek,  kızları küçük yaşta evlendirmek, adam yerine koymamak, bazı sektörlerde egemen adamların cinsel isteklerine itiraz etmeyen kadınlara bu dünyada yer vermek itiraz edene yer vermemek, bunlar yalan mı? Değil.

Yüzde dengesi nedir diye soracak olursak net rakam yok ama bu kadar tutmamış dizi kahramanı kadınlar bir fikir verebilir!

Kadınlarında bu istismarlara büyük ölçüde gönüllü oldukları yalan mı, hayır değil.

Bu devirde bu yanlışlar sürdürebilir mi, katiyen.

Batı dünyası bütün bu yanlışlarla hesaplaşıyor bizde kurnazca örtülüyor, sanki dünyanın bu gidişatında örtülebilirmiş gibi.

Dahası çocuk tacizlerini konuşmak su yüzüne çıkartmak ayıp, yapanlar yeterince cezalandırılıyor mu, ayıplanıyorlar hatta toplumdan tecrit ediliyorlar mu?

Bu gibi sorunlarla dünya mücadele ederken biz örtüyorsak ve bu konuda toplumun her kesiminde örtülü bir mutabakat dayanışma var ise yani amiyane tabirle bunlar için birbirinin ‘bokunu örtmek‘ çoktan hukukun yerini almış ise ve biz de buna razı gelmiş yaşayıp gidiyorsak utanç vericidir  halimiz.

Dünya ezilen kadınların sesi, beyanları esastır diye kabul etti. Bizde Kabataş Yalancıları bu kavramın içine ettiler! Abuk sabuk sapık hayallerle ‘beyan esastır’ meselesi istismar edildi, sanki artık her kadın böyle istismar hayalleri uydurur gibi oldu. 

Yazıklar olsun.

Şimdi bunlar yüzünden istismara uğrayan kadınlar nerede ise kendilerini istismar etmiş adamlara  karşı iftira atmış muamelesi görür hale geldi. Ortak bildiriler yayınlayanların çıtları çıkmıyor!

‘Zırva tevil götürmez‘ yani saçma söz, nasıl yorumlanırsa yorumlansın, niteliğini değiştirmez  diyebilmek zor geldi anlı şanlı yazarlara ve bu yalanlara ortak destek vererek kadınların beyanlarını esastır kavramına gölge düşürdüler. Zararları büyüktür, günahları bin defa boyunlarına.

Şimdi de ABD’nin ve medeni dünyanın aksine 'Erkek bana sarkıntılık etti' diyen kadına uzaklaştırma, tazminat davası açar hale gelindi, çektikleri yetmiyor susmaları da gerekiyor!  

Bu açıkça, kurnazca yapılmış bir ‘kurmaca‘ yakında kendilerine sarkıntılık yapıldığı iddiasında bulunan kadınlar müebbet, tecavüz iddiasında bulunanlar asılacaklar herhalde, utanın edep yahu!

İyi korkuttular kadınları, kimsenin ağzını açacak hali kalmadı ve böylece asıl suçluları sorgulamaya sıra gelmeyecek.

Perdemele, karartma ne derseniz deyin bunlar içinde erkeklerin kabahatlerini örten işbirlikçi kadınları kayda geçirelim!

Ben suçlansa dahi kadından yana tavır koyma cesaretini gösteren yiğit bir adam bekliyorum. Bu iş başka türlü iyice sarpa saracak.

Önce farkında olmak, sonra kabul, sonra yüzleşme ve sabır olmadan her sorunun üstünü örterek  mutlu toplum olmak, çağdaş medeniyet, kaliteli demokrasi hayaldir. Kadınsız, var olan kadınları  odalık, metres, gönüllü ortam maskarası şamama durumuna düşürüp şöhret, para, statü veren bir toplumda ne demokrasisi be.

Köşe yazılarında bile sosyolojik tahliller örtbas üzerine, televizyonlar kamunun yararına yayın yapıyoruz demeden biraz daha düşünseler iyi olur, biz yazdıkça, hatırlattıkça bunu söyleme ihtiyacı hissetmeleri iyi de, söylemekle olmaz.

Diziler bütün dünyada o ülkenin sorunlarıyla yüzleşme, kabullenme için yazılır, bin defa yazdık her biri bir önermedir. Elinizi vicanınıza koyun hangisi mesela bu sorunlara cesur bir sorgulamayla dalabiliyor?

Ajda’nın silikonları, Demet’in boşanması, Acun ve Şeyma, hemen arkasında Cem ve Defne yedek aşk 2’lisi sorunlardan çok daha fazla yer alıyorlar medyada.

Bu şartlarda, sorunları kabul etmeden, örtbas ederek onlarla mücadele etmeden vatanadaşlıktan istifa mı edeceğiz?

Tam aksi karşı koymaktan kaçmayacak yüksek moralle mücadele ederek hayat devam edecek.

Uluslararası topluluk tarafından alay konusu edilmek ve yalnızlaştırılmak bize müstehak değil.

Bazı taş kafalar gerçekler örtülebilir, ufak tefek örtbaslar, dekor değişikliğiyle sanki olmamışlar gibi yutturulabilir zannedebilir, bu anlayış kimilerine zaman kimilerine para kazandırıyor ama gerçekler er geç ortaya çıkar, aksi görülmemiş.

Arızalı davranışlar dünyanın her yerinde oluyor maalesef, bu gibi büyük sorunları örtbas etmeye kalmak ise esas sorun. Yani bir skandaldan çok onu örtbas etmek asıl sorun.

Bu çağda bok örtmek iyi bir fikir değil, istediğiniz kadar örtün pis kokular altındaki pisiliği işaret ediyor.

Saygıyla Kayda Geçsin

Necef UĞURLU / necefugurlu@mail.com


  • Bu Yazıyı
Ratingler için tıklayınız!