Bokunu Yiyen Profesör Şengör - NECEF UĞURLU
Ana SayfaYazarlarBokunu Yiyen Profesör Şengör

Bokunu Yiyen Profesör Şengör

11.10.2018 | 1445 kez okundu


Bokunu Yiyen Profesör Şengör

Ve Nihat Genç’in tesir gücü

KAYDA GEÇSİN


‘Değişen sosyolojimiz’
de Celal Şengör ile didişmek bilime inat haline geldi ben o gruptan değilim lakin o da susmuyor inatçı bir bilimadamı, oysa bilim takılıp kalmaz ama Hocamız fena halde ‘Bok’a takıldı boka  sardıkça sarıyor.

Gençliğinde İsviçre’de keçi, inek Allah ne verdiyse hayvan ve kendi  bokunu yemiş. Afiyet bal şeker olsun, bokun kalorisi yüksek herhalde.

Şengör’ün gençliğinde öğrenci iken yemediği bok kalmamış anlaşılan, öyle ezbere konuşmuyor.

Ekşi Sözlük toplantısında bir soru üzerine Prof. Şengör Bok Yeme ile ilgili tarihi ilişkisini açıklamış, şahsen Ekşi Sözlüğe bakmadan kız istemeyenlerdenim, arkadaşlarımda hep benden rica ederler çocukları  için, ‘Necef, bir bak bakalım senin Ekşi Sözlüğe bizim damat adayı neyin nesi‘ diye.

Bu ülkenin Zaytung ve Ekşi Sözlükçüleri bir yana, dünya bir yana benim için. Yok arkalarında o varmış bu varmış kim olursa olsun, isterse Gaygurlar sponsor, destek versinler şahane fırlama adamlar.

Prof. Şengör’ün açıklamalarda bulunduğu o toplantıya canlı şahit olamadığım için üzgünüm, bir tarih yazılmış ve ben fakir davetli değildim, hiç bir yere gitmem  ama bunu kaçırmazdım!

Ekşi sözlük bir daveti ile mükafatlandırmaya tenezzül etmediği bu kalbi arayacaktır.

Sayın Şengör’ün toplantıda açıkladığı ‘Yediği Kendi Boku Üzerine Sonuç Bildirisi‘ insanınki acı, hayvanlarınki tatlı olduğu yönünde.

Şengör  kendi bokunu yiyerek işi acıda olsa tatlıya bağlamış, fakat  bitmiyor ‘Bu bir merak meselesidir, merak eden herşeyi dener‘ diyerek bok yemeye bilimsel bir bakış açısı getiriyor .

Meraksız bilim adamı olamayacağına göre acaba diğer bilim adamlarımız da kendi boklarını yiyorlar mı?

Ekşi Sözlük Muazzamsınız! Aslanlar çok yaşayın.

Bilim, merak, işkence üçgeninde kendi rızasıyla kim ne bok yerse yesin ama Sayın Şengör’ün sorunlu olan zaten ‘Bok yedirmek işkence değildir’ sözleri!

Şengör özür dilemekten  başka çaresi yokken bilim, merak filan çok kasmış yoksa bilim adamı veya herhangi bir sade vatandaş kendi   bokunu  ister yer ister çomaklar, etrafa bok atacağına hatta yesin daha iyi, bok kendi boku  bize ne, bize mi soracak ‘Bokumu yiyebilir miyim‘ diye.

Amma bir bilim adamının kendi bokunu yemesini meraka bağlaması başka bir tartışma, bakalım kendi bokunu yiyen daha kaç bilim adamımız çıkacak.

Şengör’den başkası yoksa bu nasıl bilim adamlığı bunlar hiç mi merak etmiyorlar meraksız bilim adamlığı olur mu, Allah Şengör’ü başımızdan eksik etmesin mi diyeceğiz.

Sonra, Şengör kendi bokunu yedikten sonra ‘insan dışkısı acı‘  hükmüne varmakta acele etmemiş mi, böyle bir sonuca varması için başka insanların boklarını da yemesi sınaması  lazım değil mi, bilim bu kadar acele mi karar veriyor tek bir adamın bokuna  göre ‘insan boku acı‘ diye hüküm olur mu?

Böyle bir sonuca varmak için kaç insanın bokunu yemek lazım bilemem ama Profesörümüz araştırmasına devam etmek istiyorsa,   bilim uğruna Şengör’e bokunu yedirmek isteyen çok insanımız olacağından şüphem yok. Elbette ‘Bilim için bokumu vermem‘  diyenlerde çıkar, her toplumda vardır  ama ekseriyet bilimden yana olacaktır şahsen kendi adıma emri olur hocamızın ne zaman isterse bokumu yiyebilir.

Altaylı, Ortaylı gibi yakın dostları da herhalde esirgeyecek değiller, onlarda neticede okumuş insanlar bilim uğruna geceleri saatlerce uykusuz kalıyorlar da boklarını mı vermeyecekler.

Konkordato çok iyidir herkese nasip olsun haline gelinen sosyolojik değişimimiz kendi bokunu yiyen ve konferansta anlatan kendi bokuna göre insan boku acıdır  genellemesi yapan bilim adamı olmadan olmazdı zaten.

Prof. Şengör’ün İnsanlara Bokunu Yedirmek İşkence Değildir mealindeki sözleri kadar üzüntü verici etkileyici olmadı kendi bokunu yemesi, dolayısıyla kendini aşamıyor Prof. Şengör, kendi boku acı imiş, çok acı geldiyse yemesin bir daha  bize ne, başkalarına bok yedirmek işkencedir.

Özür dilemeden unutturamaz bu sözleri kendi bokunu yemek dahil.

Zekice bir atılım    , zamanın ruhuna , ‘Değişen Sosyoloji’ mize uygun, Amerikalı’lar ‘Nice Try’ derler   ama nafile.

Biliyorum bokunu çıkardım ama söyleyin ne yapsaydım?

Yazar, Düşünür Nihat Genç ‘Uğur Mumcu ne demek?‘ sorusuna cevap olarak ‘Susmamak’ der.

Nihat Genç’in efsane sözlerinden sadece biridir, beni ağlatanıdır, cesaretlendirenidir bu sözleri.

‘Ak taşın ardındaki kafası kopmuş karayılanımdır’ bu sözleri,

‘Bir tarla sıçanı gibi yaşamaktansa…’ iki satır yazmaktır elimden gelen,

‘Vurun Antep’liler’ diyen korkak zavallı bir kadındır saklandığı taşın ardından Nihat Genç’in sözleriyle fırlayan.

Benim gibi yetmişine üç dört basamak kalmış bir insanda göz yaşı ve Cesareti ancak onun gibi bir edebiyatçı bir araya getirip insanlığa armağan eder.

Dünya ahret kardeşim olsun, böyle bir adam Nihat Genç. Kimse bizi tanıştırmadı, hiç görmedim lakin çok severim, sayarım ve böyle derim soranlar olursa.

İşte sırf bu yüzden yazıyorum.

Bir boka yarasın yaramasın ardımdan gelen filan da beklemiyorum.

Muhatap olma merakımdan da değil.

Yoksa işin boku çıkmış, bu yaştan sonra ister miyim bulaşmak?

Benden bu kadar, saygıyla kayda geçsin elimden gelen budur.

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com


  • Bu Yazıyı
Ratingler için tıklayınız!