Cingöz Recai'den ... - NECEF UĞURLU

Cingöz Recai'den ...

18.09.2017 | 561 kez okundu


CİNGÖZ RECAİ’DEN FATİH SULTAN MEHMET’E MEDYA

KAYDA GEÇSİN


Kafalarımızı ilk duruma getirmek, sıfırlamak mı (reset) gerekiyor acaba  çünkü çok karıştı.

Televizyon ekranlarındaki ‘kalburüstü’ medya şahsiyetlerinin çoğu artık konuşmalarına ‘Ben bunu bu gün yazdım‘ diye başlıyor, yani hem yazan hem konuşan aynı kişi olmuş oluyor!

Kitaplarda onlara teslim, kitap, köşe, televizyon konuşmacıları hemen hemen aynı kişilerden olunca acaba bir ‘elit vesayeti’ ile mi karşı karşıyayız diye düşünmeden edemiyor insan… İnsan kıtlığına kıran girdi diyemiyeceğimize göre…..

Eskiden hem şarkıcı, hem söz yazarı, hem sinema oyuncusu, hem yönetmen, hem senarist, hem de aynı zamanda futbolcu olanlar bile vardı, iş biraz ona döndü, medyada Hak, adalet, memleket hepsi Atçalı Kel Mehmet durumu var.

Çok kafa karıştırıcı bir durum, hem kel hem fodul demokrasimizin medya ayağında  tadını çıkaran gitgide daralan ‘Kalburüstü’ insanlar var.
İşin bu yani vahim, terör, FETÖ kadar vahim.

‘Kalburüstü’ medya şahsiyetleri ne var ki uzun süredir ilgi çekmiyor ve  resmen 'kamburüstü' oldu.

'Yazan ve konuşan’ın aynı insanlar olması bir yana, her konuda bilgi sahibi olmaları da şayanı hayret bir durum.

Bu medya bilginleri bazen 15 Temmuz'u bir anlatıyor herhalde o tarihte   içişleri bakanı filandı diye geçiyor içimizden, öyle bir yetkinlikteler anlatırken,  kimi zamanda harita karşısında elde değnek harekat yönetiyor akıl veriyorlar, bu yüzden kafamız epey karıştı, ya da onların kafaları iyi!

Vasat altı sorununun nihayet dile gelmesi çok iyi, demek okuyorlar,bir sıkıntı olduğunun farkındalar! 

Lakin kendi tabirleriyle ‘vasat’ın hakim olduğu  bir medyayı vasat üstü olduğunu vehmeden medya eliti ayakta tutmaya çalışıyor, bu da çok tuhaf bir durum ve bunu demokratikleşme tasavvurları ve lutfu olarak sundukları zaman iyice kafa karışıyor, kendileri için değil vasat altı için çalışan bir  elit ve kendini vasatüstü zanneden bir vasat altı ile karşı karşıyayız, hakikaten kafa karıştıran bir durum.

Sonra sokaktaki insanlar evlilik programı sunan üç kadının ismini sayabiliyor ama bırakın dünya edebiyatı kendi edebiyatından üç kitap sayamıyor!

Peki kabul, evlilik programları ilgi çekmeye devam ediyor mu, hayır sadece isimleri kaldı o da şimdilik. Artık ne biliyor ne oyalanabiliyor insanlar, bu da çok kafa karıştıran bir durum.

Birde neyi, niye anlattıklarını anlamadıklarımız var, geçenlerde ekran sohbetinde  merdaneli  çamaşır makinası, derken fotoğraf makinası, ‘patates tarlaları otomobil fabrikası oldu da fena mı oldu’ dan girdiler, Varlık vergisi, 6, 7 Eylül, Salkım Hanım’ın tanelerinden çıktılar, bu konuşmalar spor kanalında spor programında konuşulunca kafa iyice karışıyor!

Son günlerde gazetecilik üzerine derin düşünceler, tartışmalar marka reklamı yapan köşelerle ilgili, marka ile bozdular gazetecilikte ‘tanıtırım, tanıtamam‘ tartışmaları aldı başını gidiyor.

Yabancı markaları tanıtarak globalleşme…. Ama kendisi marka  yaratamayan bir toplumda  hakikaten çok komik!

Sonuç: Söz konusu markaların tanıtımı pazara düşmüş çakmalarına heveslendiriyor, hepsi bu, 20 TL’ye Louis Vitton’a ‘Aaa pahalı... Perşembe pazarında 15’e veriyor' noktasına geliyoruz. Bu da kafa karıştırıyor.

Bir başka tarafta ise siyasi alanda ciddi geriatrik gruplar oluşmuş durumda  her seçim ihtimali öncesi yaşlılar birden, gençleşip öne çıkıyorlar, Allah hepsine uzun ömür versin, üstelik kıymetli insanlar ama zaman kavramını belki yaşları icabı tamamen göz ardı ediyorlar! Nüfus genç, dünyada genç yöneticiler bir bir yerlerini alırken  yaşama böylesi hırsla sarılmaları göz yaşartıcı da epey de kafa karıştırıcı.

Ekranlarda sosyologdan geçilmiyor memlekette ciddi bir sosyolog fazlası var gibi duruyor ekranlara bakınca, acaba diyorum ileride televizyonlarda lazım olur diye mi  bu kadar değerli sosyolog yetişti, onlarda  birbirleriyle tartışmayı çok seviyorlar ve çok kafa karıştırıyorlar.

SADECE YAPANLARIN ONAYLADIĞI BİR MEDYA

Sonuçta kimsenin onaylamadığı, memnun kalmadığ , denge ve ölçüsünü yitirmiş sadece yapanların onayladığı bir medya yapısı bilmem kimin hayrına.

Dramalar bütün yerine Cihangir, Nispetiye, Nişantaşı veya Türkü Şarkı İsimli ‘Ceviz Oynamaya Geldim Odana’  tarzı bir bölünmüşlük veya Türkiye’de çekilmiş ama sanki Toscana’da geçen olaylardan müteşekkil olunca iyice kafa karışıyor.

Haydi sarıl emperyal duygular , şimdi Fatih Sultan Mehmet bakalım nasıl yorumlanacak  şu an konuşulan Kenan İmirzalıoğlu’nun haftada alacağı ücret, şahsen az buldum koskoca Fatih Sultan Mehmet’e biraz keseyi açsaydınız, kaldı ki Cingöz Recai’den Fatih Sultan Mehmet’e çok kısa zaman aralığında bir geçiş için çok sağlam ilüzyon yakalayıp, bozabilen bir yorumcu gerek, Kenan İmirzalıoğlu’nun bu işe soyunurken cesareti takdire şayan!

Fatih Sultan Mehmet ile Cingöz Recai birbirine karışmasın, bir oyuncu için yaman bir imtihan, biri bir roman karakteri öbürü ünvanları arasında Doğu Roma İmparatoru olan yani Kayser-I Rum ve Türk’lerin II Mehmet’i Fatih Sultan Mehmet.

Ortaylı’nın makalesinden yüksek müsaadeleriyle aynen alıyorum  ‘II. Mehmed bizde kütüphanemizde bulunan kayıtlara göre Homeros’un “İliada”sını rahatlıkla okuyan ve okunanı dinleyebilecek kadar klasik Yunanca’ya hâkimdi. İtalyanca rahat konuşuyordu. Bu iki vasfından döneminin Türk âlimleri, Müslüman bilginler pek söz etmezler, dikkatlerini çekmemiştir, kendisi de bahsetmez…’

Kenan İmirzalıoğlu demek klasik Yunanca ve İtalyanca’ya hakim bir rolde, Cingöz Recai ve Fatih Sultan Mehmet’i bitiştirmeyecek kadar büyük bir oyuncu! Çok kafa karıştırıcı çok….

Zihinsel fakirlik yaratan bir medya ile az gittik uz gittik bir arpa boyu yol gittik
Zihinsel olarak olarak bittik!

Zengin ünlülerin düğün ve gösterişleri yoksulun dilini yorar hali de çok kafa karıştıran bir düzenek.

Kendi adıma aklımın yetmediği, bilmediğim işlere girmem, yazmam zarar vermekten korkarım, üzmekten  korkarım, korkaklığım bundan ibarettir demiyeceğim çünkü büyük söylemekten de korkarım, öte yandan işim Allah'a kaldı ise oldu bilirim, bu konuda kafam karışık değil.

Ama artık belki de yazmamak zamanı geldi, sonuçta bir hayat yaşadım  üstelik ‘Güzelden değil güzellikten yanayım‘ diyen bir sanatkarla ömür geçirdim ve şimdi ağır geliyor bütün bunlar bana üstelik milliyetime, gururuma dokunuyor.

Öyle ki, artık bazı isimleri eleştirirken ağzıma alıp şöhretlerini perçinlemekten unutulmaları gerekirken hatırlatmaktan korkuyorum ve en çok merhamet ve vicdanımı kaybetmekten, kafam burada iyice karışıyor.

Medyanın oyun kurucuları bütün bunlara isyan etme yetisini kaybetmişse keşke onların kafalarını da reset edebilsek.

Çanta, ayakkabı, elektronik eşya markası reklamı ne ki,  iş Cingöz Recai ile bitiştirilen Fatih Sultan Mehmet’e dayandı, yapmayın beyler, hanımlar işin bu yanı ciddi değilse ne ciddidir?

Kafa karışıkları Kayda Geçsin, Saygıyla Efendim.

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com


  • Bu Yazıyı
Yasemin Kutsi
Ratingler için tıklayınız!