Çükündürük, Pembe Kadınlar... - NECEF UĞURLU
Ana SayfaYazarlarÇükündürük, Pembe Kadınlar...

Çükündürük, Pembe Kadınlar...

10.03.2018 | 610 kez okundu


Çükündürük, Pembe Kadınlar, Seçim Güvenliği

KAYDA GEÇSİN


Bir hastanenin yeni doğmuşlar servisinde bebeklerin cinsiyetini patiklerinden anlamak mümkündür, kızlar pembe erkekler mavi patiklidir.

Kızlar ayrı, erkekler ayrı odalarda  yatırılmaz, Yeni doğmuşlar Servisinde hepsi kendi kutularında, biri başladımı ötekilerinde başladığı koro halinde ağlamalarıyla çok sevimlidirler.

Kızlara pembe, erkekle mavi  rengin tercih edilmesi masum bir gelenek olabilir ama bu  ömür boyu sürecek bir ayrımcılığın renk simgesi olur mu?

Yani TBMM’de erkek milletvekilleri mavi, kadın milletvekilleri pembe mi giyecek ,  dahası   nedir bu pembe otobüs, tramvay ‘buluş’u, yanıt hazır ‘kadınlar istemiş‘ hadi diyelim doğru pandik yemek, sarkıntılıktan canına tak demiş kadınlar çare diye bunu istemiş olabilirler, ancak çözüm değildir, saniyen kadınların her istediğini  yapıyor musunuz, dayak yemeyi , öldürülmeyi kendileri mi istiyorlar, buna da yanıt hazır ‘kaşınıyorlar’!

Vallahi pes.

Diyelim ki kadınların her istediğini yapacak bir demokrasi kuruluyor, iki gün sonra kokain, tövbe estagfurullah  çok eşlilik isteseler verecek misiniz?

Malum zevkler ve renkler tartışılmaz ama pembenin cinsiyetimin simgesi olması bahis konusu değildir, nasıl ki pembe elbise, çamaşır giymiyorum, otobüsüne, tramvayına da binmem, büyük  söylemiyeyim ama eşşek gibi binmeye mecbur kalmışsam bilin ki zaten gibisi yok, eşşek  olmuşumdur.

Beni zorlan Rosa yapacaklar erkekler tramvayında oturup dayak yiyeceğim.

Nedir bu kadınları pembe kadın yapma sevdası.

Üstelik  bu renklere göre ayrılmanın ne kadar ileri gideceğini bilmiyoruz, mavi , pembe, derken siyah, sarı hatta bazı manyaklar yıldız şeklinde insanların ceketlerine de işliyorlardı ve iş masum insanların önce  renklere göre gruplara ayrılıp sonra gaz odalarına gönderilmesine kadar gitti, bu utancı insanlık hazmetmedi, travmayı atlatamadı bakın sonuçları ortada.

Aaa Pembe ile bozdular.

Uğur Dündar’ın Halkın Arenası programında Yılmaz Özdil muhtemelen kadınla bozmuş aşçılarımızın isim verdiği yemek, tatlılarımızı saydığında gülmekten yerlere yattık.

Anlaşılan kadınlarla bozmuş olmanın tarihi derin, ancak güzel lezzetli her yiyeceğe kadın sıfatı vermek aynı zamanda kadına hayranlık ifadesi de olabilir. Adam köftesini yoğurup şekil verip  bakınca aşık oluyor ve eserine ‘Kadın Budu’ adını veriyor! Eseri Davut heykeline hayran kalıp ‘Hadi Şimdi Konuş‘ diyen Michelangelo gibi bir sanatkar olabilirdi belki ama heykel yasak adam kıyma köfte idare ediyor.

Yılmaz Bey say say bitiremedi  ‘muhafazakar’ lığımızın simgesi  yemek, tatlı isimlerini, Dilber Dudağı, Hanım Göbeği, Karnı yarık, bir pancar türü olan ‘Çükündürük’ ki Selanikte Havuç’a da bu isim verilirmiş, Domalan mantarında ise anladık ki ahçıların fantazileri kadınlarla da sınırlı değil.

Kıymetlimiz Özdil bugünkü yazısında meseleyi ruh bilimcileri, doktorlara sosyolaglara havale ediyor, bu da bir bakış açısı ama doktor tavsiye listesinde Gezi Olaylarında dayak, gaz yiyenlere gülerek  ‘Gaz yemekten hoşlanıyorlar’ teşhisi koyan isim var aman ha dikkat, dahasını yazmıyorum yerimiz kısıtlı.

Yemek, tatlı ve soslara dönecek olursak bu yemek isimlerinin hepsi her koşullarda vaz geçemediği  mizah anlaşıyışı ile yüzyıllardır ayakta kalabilmiş öyle sanıldığı gibi hiç de muhafazakar, yobaz olmayan bir toplumu müjdeliyor. Şimdi deli muamelesi yapıp teşhisler koydurmaya gerek yok.

Özdil’imiz her bir yemek ismini  saydıkça yerlere yattık, ağzımızın suyu aktı akşam yemeğini  eşimle hafif geçiyoruz saat olmuş 9:30  yarı aç yarı tokuz zaten vallahi hangi yemeği saydıysa canımız istedi, hele en son geçenlerde yediği ‘Kerhane Tatlısını’ da ilave edince eşim ‘off offf’, olsa da  yesek demez mi!

Velhasıl yemek,  tatlı  isimlerimiz çok yerindedir, iltifat yoksunu kadınlarımızı onurlandıran, isimlerinin verildiği o kadar az değer var ki, Türkan Saylan Kültür Merkezi gibi varsın yemeklerde   ahçıların iltifatlarında, baldırları, dudaklarıyla  yaşasınlar bari, razıyız.

Yoksa istemez miyiz insanlığa şifa bir ilaca, bir icada, daha önce ulaşılmamış bir tepeye, bir barış anlaşmasına, bir teknolojik gelişmeye kadınların adı verilsin. Şimdi sokak caddeler gibi yemek, tatlı  isimlerini de değiştirmek isteyenler çıkabilir ama olmaz, olsa olsa sipariş verirken bu sefer kısık sesle yine ‘Kadınbudu var mı?’ diye sorar halkımız.

Ya da  ‘Afedersiniz Dilber dudağı rica edeceğim‘,

‘Ayıp Olmazsa çükündürük turşusu istiyorum varsa‘ diye aynı şeyleri ister.

Garson da ‘Anlaşılmasın diye ‘domalan’ la, ‘çükündür’üğü maşrapada servis ediyoruz, aynı şarap gibi’ diye aynı hizmeti verir.

İsim değiştirme zorlanırsa bu sefer ‘Çükündürük değil‘ turşusu olur adı.

Bir toplumu zorlan tek tip muhafazakar yapmak kabusudur tepemizdeki.

Olmuyor, olmuyor, bu plan tutmuyor.

Deli filan da değiliz kendisine iş arayanların hatırı için huni takıp gezecek halimiz yok.

Bizlerle ilgili data toplayan bazı  bilim insanlarımız yabancı istihbaratların kafasını bilerek  veya bilmeyerek iyi karıştırdılar, Allah Razı olsun niyetleri bu olmasa bile.

Muhafazakar kesimin en donanımlı ve tutarlı samimiyetini yıllardır izlediğimiz araştırmacı gazeteci  Nevzat Çiçek son yılların en duygulu ve gerçekçi sözlerini söyledi ‘Bir elimizde seccade varsa öbür elimizde bilgisayar, bilim olmalı’ .

En iyilerimiz önde, neye inanırlarsa inansınlar ve aynı yemek, tatlı isimleriyle bu Cumhuriyet İlelebet Payidar Kalsın, Amin.

Bu arada Halkın Arenası Programında Müjdat Gezen seçim güvenliğimizle ilgili çok önemli uyarılarda bulundu, hele insanı dehşete düşüren çift zarf bir demokrasi kabusu.

Bitti. Saygıyla Kayda Geçsin Efendim

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com


  • Bu Yazıyı
Ratingler için tıklayınız!