Emriniz Olur Sultanım - SACİT ASLAN

Emriniz Olur Sultanım

03.02.2017 | 1283 kez okundu


Son günlerde medyamızı öyle meşgul ettiniz ki hele son 'Parlementer sistem canımıza yetti' beyanınızı duymazdan gelmek olmaz.

Zaten siz duyun beni diye her gün bağırır gibisiniz.

Emriniz olur 'sultanım', sizi mi kıracağım.

Geçtiğimiz günlerde, internet üzerinden Osmanlı İmparatorluğu'nu anımsatan güncel ürünler alışveriş sitenizin kendini Cuma namazı saatinde erişime kapatmasını görünce teşvik oldum hemen namaza gittim, Allah sizden razı olsun, sitenizde alışveriş kuyruğundakilerinde böyle yaptığını düşünerek İslama davette büyük katkınız olduğunu düşünüyorum.

Daha sonra, 'Sultanımız dükkan açmış, aynı topraklarını kaybeden Kızılderililerin Turistik hediyelik eşya satan dükkanları gibi, bari birşeyler alayım dedim.'

Kendime Ertuğrul Gazi takımı beğendim eşim Yasemin'e büyük sürpriz olacak beni Ertuğrul Gazi kıyafetinde gördüğünde, yüreğine iner mi diye de düşünmüyor değilim acaba elindeki kılıç da 285 'akçe' fiyata dahil mi birde ben 'akçe'yi nereden bulacağım?

Bir bankaya sordum görevli bana 'Kardeşim biz Türk parası dolar karşısında ne hale geldi onu düşünüyoruz ne akçesi be, siktir git başımdan' dedi.

Birde sitenizdeki yaz için keten yazlık cüppenin siklamen veya yavru ağzı rengi var mı?

'Velet' yani çocuklar için Çanakkale asker köstümü de fiata dahil mi diye mahalleden soran çocuklar var, aslında o çok hüzünlü bir kıyafet maskeli balo için değilse cepheye sürülen çocukları hatırlatıyor Sultan kalbiniz nasıl el verdi anlamadım. Dedeleriniz cepheye sürdüler, siz kıyafetlerini oyun diye satıyorsunuz ne taş kalplisiniz.

Zatıaliniz koşullar elvermediği, Cumhuriyet terbiyesi almadığınız için herhalde 'velet' kelimesi  kullanmışsınız sitenizde 'çocuk' yerine 'velet' artık oğul anlamında kullanılmıyor anlamı yararsız erkek çocuğu olup paylamak için kullanılıyor arz ederim efendim sitede 'velet' faslı açmışsınız. Padişah dedelerini sizlere 'velet' diye hitap ediyorlarsa eski terbiyede başka tabii, nikah pek önem vermedikleride bilinir, 14 taneye nikah yetişmez!

Kız çocuklar için tavsiye ettiğiniz Nurbanu ve Hürrem takımları ise bizim uyduruk dizileri geçti her ikiside o yaşlarda o kıyafetleri giymiş olamazlar payitahttan binlerce kilometre uzakta evlerinde esir pazarına kaçırılmak için büyümeyi  bekliyorlardı o yaşlarda.

Miras talebiniz 'Su ada' ile mi sınırlı, malum Osmanlı Mülkü tamamiyle dedinizindi, tapu ne ki?

Daha petrol imtiyazları filan var ve kaybettiği topraklar, aslında Sultan Hanım siz Cumhuriyetten talep ederken bizimde dedenizin kaybettiği toprakları siz mirasçıları olarak iddianız bu, sizden talep hakkımız doğuyor. Bir zahmet geri alın içinde yaşayanlarla birlikte masaya oturalım!

Dedenizin kaybettiklerini geri verin, içinde yaşayanların yaşadıkları acılarla sonra buyrun 'Su ada' sizin.

Eğer biz Cumhuriyet çocuklarıyla alacak verecek hesabı yapılacaksa hodri meydan.

Fakat malum borçları da çoktu dedenizin imparatorluğunun biz cumhuriyet olarak ödeye ödeye ancak 50’li yıllarda bitirdik, götümüzde neredeyse don kalmadı, süpürge sapı yedik.

Akrabalığınızı ise tam çözemedik malum Abdülhamid Han'ın bilinen 14 eşi var, siz oğullarından birinin kolundan teşrif etmişsiniz açarsanız memnun oluruz, 'Sultanımızın' büyükanneleri çoklar çünkü... Tanıyalım.

Cumhuriyetimiz Abdülhamid Hanı'nın geride bıraktığı eşlerini aç açık koymadı, hepsine sahip çıktı siz giden koldansınız anlaşılan geride bıraktığı değil.

Düğününüzü Sultan Abdülhamid'in mangalla ısınmaya çalıştığı yerde yapmanıza şaştım, Dedeniz donarken kardeşi Sultan Reşat o sırada gayet güzel ısınıp çocuklarıyla oynuyormuş!

Sizin canınız Cumhuriyete, meclise tak ediyor ama dedenizi donduran kardeşine etmiyor anlaşılan.

Sultan Reşad'ın tahta çıktığında şerefine atılan toplardan korktuğu ve gözleri mavi olduğu için Abdülhamid Han'ın kardeşiyle gözgöze gelmekten çekindiği de yazılıdır. Sevmezmiş kardeşini haklı da çıktı, abisi donarken gıkı çıkmayan  kardeşi kim sever.

Başka bir merak konusu da ATV ve A Haber'de görevi olan Bekir Hazar'ın Muhteşem Yüzyıl adlı diziyi beğenmeyip 'Atalarıma laf söyletmem' diye bas bas bağırması neredeyse sinir krizleri geçirmesi, Bekir Hazar akrabanız mı oluyor Sultan Hazretleri, yoksa atıyor mu, mirastan o da pay isteyecek mi?

Biz kullarınız arasında Bakırköy'de ikamet ettiğinize dair bir şayia var doğru mu?

Kullandığınız ünvana gelince, bu arada eşiniz Sultanzade koca mı oluyor o da net değil, ama asıl konu Cumhuriyet o canınıza tak ettiren meclis Soyadı Kanunu çıkarttı.

Soyadı Kanunu, her Türk vatandaşına bir soyadı taşıma yükümlülüğü getiren 2525 sayılı kanundur.

İsviçre'den alınarak düzenlenen kanun 21 Haziran 1934 tarihinde kabul edilmiş, 2 Temmuz 1934 günü Resmi Gazete'de yayımlanmış ve 2 Ocak 1935'te yürürlüğe girmiştir. Bu kanunun kabulünden sonra soyadı, Türkiye’de kişilerin kimliğinin ayrılmaz bir parçası olmuştur. Soyadı Kanunu'nun kabulü, toplumsal alanda yapılan Atatürk Devrimleri'nden birisidir.

Kanuna göre söylerken ve yazarken ön ad önde, soyad sonda kullanılmalıdır. Edebe aykırı ve gülünç soyadlarının, aşiret, yabancı ırk ve millet isimlerinin, rütbe ve memuriyet bildiren isimlerin soyadı olarak alınmasına izin verilmez.

Yasanın amacı, o güne kadar kişilerin öz adlarının yanında bir soyadı yerine dini, sosyal ve ailevi unvanlar taşımalarının yol açtığı ayrımı ortadan kaldırmak ve nüfus işlemleri, askere alma, okul kaydı, tapu işlemleri gibi alanlarda yaşanan karışıklıkları gidermekti. Bu yasayı takiben 26 Kasım’da çıkarılan 2590 sayılı kanunla "ağa", "hacı", "hafız", "hoca", "efendi", "bey", "beyefendi", "hanım", "hanımefendi", "paşa", "hazret" gibi unvan ve lakapların kullanılması yasaklandı.

Aslında Türkler yabancı devlet nişanlarıda taşıyamazlar, tabii bu kanunlar torbalarda değişmediyse, hukukçu değilim umarım tartışılır çünkü luzum hasıl oldu Nilhan Hanım sayesinde.

Herşeyimizi tamamladık, şimdi Sultanlarla uğraşıyoruz...

Sacit ASLAN


  • Bu Yazıyı
Yasemin Kutsi
Ratingler için tıklayınız!