RÖPORTAJ HABERLERİ

George Perris: "Ailenin müzikle ilgili tek çılgını benim"

George Perris:

Dünya basını tarafından “altın ses”, “tüyleri ürperten yorumcu” ve “mütevazı bir yıldız” olarak anılan George Perris, 28 Şubat’ta Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda Türk müzikseverlerle buluşacak.

Akşam'dan Sibel Ateş Yengin'in röportajı...

Bir sanatçı olarak, dünyanın dört bir yanındaki insanlara dokunmak nasıl bir duygu?


Lisanların duyguları sınırlayamadığına inanıyorum. Hepimiz gülüyoruz, ağlıyoruz ve canımız yanıyor. Bizi insan yapan duygulardır, özümüz duygu, lisan sonradan gelişmiş bir şey… Rusların bir Fransız şarkısını ya da Amerikalıların bir Yunan şarkısını dinlerken ağladığına şahit oldum. Dünyayı dolaşıp müziğimi ve hikâyelerimi pek çok yerde dostlarla paylaşmaktan ötürü çok şanslıyım. Müzik yoluyla insanlarla bağlantı kurmak ve çocukluğumun hayalini yaşamak bir nimet, büyük bir onur ve hayatımın hediyesi. Çünkü 4 yaşımdan bu yana hayal ettiğim tek şey buydu.

Müzik yeteneğinizi teyzeniz keşfetmiş, öyle mi?

Aslında olay tam olarak öyle olmadı. 3 yaşındayken bir gün anneme “Ben şarkıcı olacağım” demişim. O da madem şarkıcı olacaksın müziği öğrenmek zorundasın diyerek beni müzik okuluna götürdü ve piyano dersleri almaya başladım. O günden beri müzik benim için tek yol. “Müzisyen olmasaydınız hangi işi yapardınız?” sorusuna verecek cevabım yok. Annemin hayatımda yapmak istediğim şeyi desteklemesinin ve beni değiştirmeye çalışmamasının çok önemli olduğunu itiraf etmeliyim. Çünkü deneseydi, muhtemelen asi olurdum!

Peki, ailenizde sizden başka müzisyen var mı?

Hayır, tek çılgın benim! Ancak, annem bir yazar, sanatçı ruhu var…

Şimdiye kadar çalıştığınız müzisyenlerden neler öğrendiniz?

Ne zaman yeni bir sanatçı, müzisyen veya yapımcıyla çalışsam, müzik konusundaki dinmez merakım ve sevgimle o insanlardan elimden geldiğince çok şey öğrenmeye çalışıyorum. Öğrendiğim şeyler sayısız, ancak aklıma gelen en önemli şey; şimdiye kadar tanıştığım büyük ve önemli sanatçıların hepsinin samimi, kalben ve ruhen temiz, yüce gönüllü insanlar olmasıdır.

Türkiye’de en çok neyi sevdiniz?

Güzel dostum Mario Frangoulis’le birkaç konser verdik, fakat bu benim Türkiye’deki ilk solo konserim olacak ve çok heyecanlıyım. Fransız-Yunan bir aileden geliyorum. Bizim, Türklerin ve Yunanların, çok fazla ortak noktamız var, tahmin edebileceğimizden çok. Türkiye’ye her ziyaretimde izleyicilerden o kadar sevgi ve alaka görüyorum ki bu beni gözyaşlarına boğuyor. Bu da bana insanoğlunun paylaşamayacağı hiçbir şey olmadığını gösteriyor. Kariyerimle başarmak istediğim en mühim şey; siyaset, ırkçılık ve tabuları aşarak insanlar arasında köprü kurmak. İstanbul›a her geldiğimde kaç kutu baklavayla döndüğümü görseniz inanamazsınız. Yani  “gözlerinize inanamazsınız” diyeyim.

Tarkan’ın hayranıyım

Takip ettiğiniz Türk şarkıcılar var mı?


Tabii ki! Sezen Aksu, Sertab Erener ve Tarkan’ın büyük bir hayranıyım. Hepsi özel kişiliklere sahip inanılmaz şarkıcılar.

Bildiğimiz kadarıyla beş dilde şarkı söyleyebiliyorsunuz. Listeye Türkçe'yi eklediniz mi?

Kim bilir? Belki yaparım!
  • Bu Haberi