Gerçeklere Davet… - NECEF UĞURLU

Gerçeklere Davet…

19.10.2017 | 419 kez okundu


Gerçeklere Davet …

Tuncay Özkan, Salim Şen, Bartu Soral


KAYDA GEÇSİN

Ekranlarda uyuşturucu kullanmadan kafayı bulanlar çoğaldı, bunlara kim bakacak, tıp bu konuda aciz mi?

Bizde de  dert bitmiyor ki… Uyuşturucu ve ilaç almadan kafa bulabilmek çok ciddi bir sorun, medyada yan tesiri ise ego patlaması.

Üstüne üstlük ekranlara salındıkları zaman konu ne olursa olsun fırsat bu fırsat deyip başlıyorlar kendilerini anlatmaya, anlattıkları ya hayal mahsulü ya da bir zamanlar kendilerine verilmiş hiç de hakları olmayan titrleri hakkında, aport bekliyorlar özellikle siyasette ve medyada bıraktıkları yerden devam etmek dalmak için, hatırlatabildikleri tek bir başarı hikayeleri yok ama yeniden yer alma hayalleri devam ediyor, dünya gençleşirken biz hemen her alanda ciddi bir ilaç almadan kafayı bulmuş geriatrik mafia ile karşı karşıyayız!

Dünya ülkeleri yönetimlerini gençleştirirken hemde,  alay konusu oluyoruz.

Ekranlara çıkıyorlar söyleyecekleri hazır, karşılarındakilerini dinlemek ve cevaplamak yok, bir dinleyin yahu, hoş dinler gibi yapsalarda ne söyleyeceklerse onu söylüyorlar, eğer bu fikirler, açıklamalar çok değerli ise tek başına çıkartın bunları 4,5 kişiye ne luzum var saksı gibi oturtuyorsunuz adamları, kadınları ve fakat onlarda pek memnun çağırılmaktan hele lakerda sovanı ve yedeği çukurgöz tam laf ebeleri, yaşlı çalçeneyi geçtiler.

Böyle beyin fırtınası, münazara mı olur?

Herhangi bir kelime mesela ‘Kemik’ diyin başlıyor kendi kemiklerini sonra komşunun kemiklerini anlatmaya, söylüyorum hapsız uyuşturucusuz kafayı bulmuşlar.

Deniz Baykal’ın sağlık durumu bu hali fena halde azdırdı, yoğun bakımda  tedavi altında bir hastanın sağlık durumu ile alakalı bilgi verme doktorunun yapacağı iş iken her giren izlenimlerini ve hastalığı anlattı, bu ne ilkel bir tablodur, utanç vericidir.
Bunu yapanlar siyasetin ve ülkeni elitleriyse hele kaygı vericidir.

Bir gazeteci de ‘yoğun bakımda yatan bir hastanın yanına girmenize nasıl izin verildi?‘ diye soramadı nasıl basın özgürlüğü ise, sonra sağlık sistemi tarikatlara emanet diye başlıyorlar, bu hangi sağlık, hangi tarikat anlatın da öğrelim, çıkın boşaltın burayı diyen bir eli sopalı doktora, hekime hasret kaldık be.

Kendini yazar, gazeteci ilan etmiş bir başka kardeşimiz sunuculuğu yan iş olarak yapıyor ki habire kitabını imzaladığını anlatıyor, derken ‘tazı ye‘   vurgusu ile taziye demek istiyor, vah vah vah, sen bu kafayla iki gün sonra doberman da yersin! Ama boku yiyen ekranlar ve başındakiler.

Ölen kimsenin yakınlarına baş sağlığı dileme anlamındadır taziye  malumunuz, tazı cins kopek yemekle alakalı değil, bunu ekrana çıkaran müdürüm şu kıza bir bak Allah Aşkına dil sevincimizi yok ediyor.

Türkiye yeni sezon dizilerin fragmanlarına döndü, mahalleler hegemonyası, yeni amatör ‘dayılar’ geliyor bu yılda yorumcu niyetine, nereden mi anlıyoruz ilkel oyunculuk örneği dayı dayı yürüyüşlerinden, konuşmalarında racon kesmelerinden.

Bunlar ne ile kafa buluyorlar bulmak zorundayız elbette kazanç, para ama ötesi de olmalı ki parayı götürmüş oldukları halde devam etmek tutku halinde.

Bir insan nasıl uyuşturucu müptelası olur sorusu sıkça sorulur, bilenlere göre uyuşturucuya alışmak istiyorum diye bir kararla bir sabah kalkıp bu işe başlamazlarmış, alışkanlık olabilmesi için en az 3 ay günde iki kere vurmak gerekirmiş ve aylar alırmış gerçek bir bağımlı  olana kadar , merakla başlarlarmış, bu işe alışanların çoğu da başlama gerekçelerine cevap veremezlermiş , neden sorusu havada hepsinde….  Bu sözler bu deneyimi  yaşamış bir adama ait. Nedenini kendilerin bile bilmediği bir tutkunluk  bağımlılık hali.

Acaba dar çevrenin medya tutkusu, bağımlılığıda böyle bir şey mi? Kim alıştırdı bunları?

Ama bu öyle bir tutku oldu ki sorumlu oldukları kamu yayıncılığına ve kamuya zarar verir haldeler ve dünyanın, ülkemizin güvenlik sorunu ile baş etmeye çalıştığı bir dönemde.

Şimdi birbirlerini yercesine endişe içindeler, göklere çıkarttıklarını haydiii   göklerden indirip yerin dibine sokuyorlar aynı çevre, yeni medya şekillendirmesinde bir türlü yenemedikleri yoksulluklarına arsız hırslarına artık ekranlar yetmiyor!

Birbirlerine ‘ohh iyi oldu o zaten eşekti, köpekti, arsızdı, ruhunu satmıştı‘ demekten çekinmiyorlar, mahsuru yok bence ve bozuk saat gibi nihayet 2 doğruyu bir araya getirdiler. Hele bir boyalı kuş var ki, neyse karşısındakini mahvediyor onların sorunu.

Dünya medyasında da bir daralma var, işten çıkartmalar editorial çalışanlar  ve fotoğrafçılara kadar dayanmış durumdaymış, sözün özü kovulan kovulana.

Daha kaliteli medyanın ise asıl amaç olmadığı, gazeteciliğin yalpalayıp durduğu bir dünya gerçeği.

Ama gidenin yerine beterini koymak gibi bir eğilimleri yok, uygar insanlar  insanlığın kendi bastığı dolar ve yuan savaşında ne gibi tehlikeler beklediğinin farkında, bizimkiler farkında mı bilmiyorum pek ketumlar anladıklarını belli etmiyorlar.

Posta gazetesinde iktidarın göz bebeği Uygur ailesinden Behzat Uygur gazeteci olmuş, Ababay’ı kutlarım, ilk konukta Prof. İlber Ortaylı, onu da kutlarım. Kovulan kovulana gazeteciler ortamında bayağı yaratıcı bir seçim yapmış Posta Gazetesi. Ne minnoş sorular sormuş Behzat kardeşimiz!
Elbette bu halimizden kederleneceğiz ama zulüm ve baskıya direneceğiz bir günlük olsa bile özgürlük bin yıllık medya ezilmişliğinden iyidir.

Endişeler asla gelecek umudumuzu yok etmemeli

Tuncay Özkan Halk TV’de Gürkan Hacir’in konuğuydu, gerçekleri, gerçekçi  olmanın önemini haklı olarak vurguladı, pek çok fırtınalardan geçmiş  hapislerde bedel ödemiş bir gazeteci, eski medya patronu ve siyasetçi  Tuncay Özkan, karaciğerinden vurgunu yemiş kardeşim ama  beyin tıkır, tıkır çalışıyor ve kamu yararı hala yüreğini terk etmemiş .

Özkan’ın Gürkan Hacir’in diğer değerli konuklarıyla birleştiği, ayrıldığı fikirler oldu umarım gerçekçi olmak ortak noktasında Türkiye’yi birleştirirler, hepsi değerli insanlardı, yüreğimize ekranlarda zaman zaman sözleriyle umut veren, su serpen Av. Salim Şen ve Bartu Soral diğer değerli konuklardı. 

Bu vesile ile Bartu Soral’a pederinin vefatı nedeni ile baş sağlığı dilerim, babası ile gurur duyduğunu biliyoruz bizde duyuyoruz o duymaz mı oğlu olarak işin öbür yanı da iyi babaların iyi oğullardan çıkması!

Değerli insanlarımıza güvenmek, tartışabilmelerini izleyebilmek artık istisna oldu, Gürkan Hacir ‘Şimdiki Zaman’ da tam da zamanında ve onu farklı kılan ayarlarında bunu yapıyor, daha ne yapsın.

Bir babanın çocuğuna verebileceği en değerli şey çocuğunun annesini sevmektir, onu bile beceremeyen kadınları marizleyen bir toplumda ne çocuk sevgisi olacak, bir harfi yazamadı diye çocuk döven eğitmen nereye müdür olacak bekliyoruz, Behzat Uygur bir röportaj yapar artık.

İyilerin sindirildiği, korkutulduğu gerçeğimiz.

Tuncay Özkan gerçeklere davet etti aramızda bin günahı olanları bile kurtarabilmenin yolu bu davete icabet etmekten geçiyor.

Medya ekseriyeti neyle bilmiyorum ama bizler yaşamış olduğumuz güzel günler ve anılarla kafa buluyoruz, kaybettiklerimizi buldukça heyecanlanıyoruz bu heyecan çok lazım.

Saygıyla Kayda Geçtim Efendim

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com



  • Bu Yazıyı
Yasemin Kutsi
Ratingler için tıklayınız!