Gündüz kuşağında kırmızı alarm - ÖNCEL ÖZİÇER
Ana SayfaYazarlarGündüz kuşağında kırmızı alarm

Gündüz kuşağında kırmızı alarm

15.06.2016 | 4857 kez okundu


Televizyonun yarattığı kısa süreli şöhretin en büyük zararlarından birini gördü O.

Oğluyla beraber katıldığı evlendirme programında bir kaç ay boyunca ülkenin en çok konuşulan kadını oldu.

Bunu kaldıracak donanımların hiçbirine sahip değildi.

Televizyonun kullan-at projelerinden biriydi.

Programdan kısa bir süre sonra oğlu bir otel odasında alkol ve over dose uyuşturucu yüzünden hayatını kaybetti.

Ama o bunu hiçbir zaman kabul etmek istemedi.

Hatta baş sağlığı için gelenlere:  "Dostlar sağolsun. Ben hiç üzgün değilim. Asker kızıyım, güçlüyüm. Bunca şehit varken benim de bir şehit vermem gerekiyordu" bile dedi.

Kendini ve oğlunu o kadar mükemmel insanlar olarak lanse etmişti ki, oğlunu erken yaşta kaybetmesi kadar, kaybetme şekli de ağrına gitmişti.

Son derece hazin bir hikayeydi Semra kaynana ve ailesinin hikayesi...

                                                       ***

Ama bu aileyi sonuna kadar kullanan medya, oğlunun ölümünden sonra bile doymak bilmedi.

Bu kez ablayı keşfettiler. Ana-oğul hikayesini cenazeyle noktalamaları hızlarını kesmedi, bu kez de ekran karşısında ana-kız'ın kavgalarını izlettiler.

Sonunda izleyici de bıktı, aile ekranlardan uzaklaştırıldı.

İşte böyle arada yine ekranlara davet ediliyor ve görüyoruz ki yaşananları hala yanlış yerden okuyor.

Hala para diyor, ev diyor...

TV bizi kullandı, hiç para vermedi, evim yarım kaldı, yok pahasına satıldı vs. diye anlatıyor.

Dünyanın en büyük acısını yaşamış bu kadın hala çıkarması gereken dersi göremiyor.

                                                             ***

Ve baykuşluk yapmayayım ama eğer böyle giderse Semra Hanım ve oğlunun yaşadığı dramın benzerlerini ardı ardına göreceğiz.

Şu anda en çok izlenen dört gündüz kuşağı programına bakıyorum da, hani şu sözde evlendiren programlar...

Hepsinde yaratılan sahte kahramanlar...

Çoğu Anadolu'nun küçük şehirlerinden, kasabalarından veya şehrin gettolarından kalkıp gelmiş insanlar. Bir anda kendi çaplarında şöhret oldular.

Millet artık bu programları ucuz Brezilya dizilerini izler gibi izliyor.

Ya da Truman Şov gibi... Yapımcılar ne derse onları yapıyorlar. Acımasızca kullanılıyorlar.

Ama onlar hallerinden çok memnun çünkü, onları çok sevdiklerine inandıkları "fanları" ve sürekli para ve hediye yollayan sponsorları var.

Rüyalarında görseler inanamayacakları bir hayat yaşıyorlar.

Ve bunun sonsuza dek süreceğini düşünüyorlar.

"İzleyici sizden sıkıldı" gerekçesiyle ekran çöplüğüne atılacakları gün, hem çok şaşıracak hem de çok sarsılacaklar.

Tıpkı Semra'nın oğlu Ata gibi belki yanlış yollara sürüklenecekler.

O kadar acı bir bir son olmasa da hiçbirinin bundan sonra evlerine, kasabalarına dönüp, eski hayatlarını yaşayarak mutlu olmaları mümkün olmayacak.

Kısacası ekranın gündüz kuşağı çok tehlikeli bir oyun içinde.

Formatları değiştirip, hitap ettikleri zeka ve kültür seviyesini iyice düşürdükçe, bindikleri dalı kesiyorlar aslında.

Genç insanları birbirlerine karşı kışkırtıyorlar, kavga çıkması için zorluyorlar... Bu stüdyolarda günün birinde cinayet bile işlenirse şaşırmayacağım.

İş o kadar tehlikeli bir boyuta sürükleniyor çünkü.

******

Yaşlanmıştı zaten!

Birbirine ayıp etmeden boşanamayanlarda bu haftaki konuğumuz Seçkin Piriler.

Sosyal medya hesabında  gelen yorumlara karşılık şunları yazmış:

“Kaan’la harika bir 10 sene yaşadım. Artık benim hayallerim başka. İnanın ki Kaan umurumda bile değil. Onun en güzel döneminde ben yanındaydım. O da bana çok aşık olmuş ki iki çocuk yapmış. Düşünün ki yıllarca kimseyle evlenmek bile istememiş ve bir daha da asla evlenmez. Bir de onun orta yaş bunalımlarıyla ilgilenmekten sıkılmıştım zaten.”

Klasik bir 'acımadı kiii acımadı kii' mesajı. Ama tabii hiç inandırıcı olmadığı gibi neresinden tutsanız sakil bir açıklama olmuş.

Kaan Tangöze Piriler'le evlilik kararı aldığında Ne alaka diye tepki gösterenleri haklı bile çıkaracak sözler bunlar.

"En iyi zamanları benimleydi, şimdi yaşlandı, öf onunla uğraşamam" denir mi hiç? 

İki çocuğunun babası için diyor hem de bunu... Bir kaç senelik sevgilisi için değil yani...

Ne zaman öğreneceksiniz bakalım, sakin sakin bitirebilmeyi...

Öncel ÖZİÇER


  • Bu Yazıyı
Yasemin Kutsi
Ratingler için tıklayınız!