Halk TV olayı - NECEF UĞURLU

Halk TV olayı

03.01.2017 | 1491 kez okundu


KAYDA GEÇSİN

‘Halk’
kelimesi, hele sıfat olarak kullanıldığında hassasiyet taşır kalplerde.

Bir tanımıyla ‘Halk’ aynı ülkede yaşayan  aynı uyrukta olan insanlara verilen ad.

Hepimizin malumu.

Bu tanımı tartışmaya kurban edip bir de bu yüzden  bölünmeyelim, derinine inmeye gerek yok.

Kısaca ‘Halk‘ biziz işte.

Anayasamız da kısa olsaydı belki bu kadar sorun yaşamıyacaktık.

İçinde halk, sosyal hukuk devleti, laiklik, illa ki eşitlik olan asla ayrıcalık, ayrılık gayrılık olmayan bir paragraf neyimize yetmezdi.

Bu tartışma zaten arafta dolanıp duran hukuku, anayasa tartışmalarıyla  değerli hukukçuları defterine kenar süsü yapan ama bir türlü ödevini yapamayan talebelere döndürdü. Kahroluyorum halktan biri olarak.

Esas konumuza dönelim,
‘Halk’.
Başvurulan, bu günler gibi zor, dar günlerde başvurulan, millet kavramının olmazsa olmazı Halk.

‘Halk Ekmek’ ismi bile şiirsel gelir bana.

Çeşit çeşit ekmeklerin arasında başkadır, bizim yüzümüzdür her acıya ortak bandırdığımız.

Televizyonlar arasında ise ‘Halk TV’nin yeri isminden başlayan bir farklılık taşıdı.

Bu ismin kıymeti biline, içinde ‘Halk’ var çünkü.

Ne haneden isminin kısaltılmışı, ne rakam, ne yabancı acentası, ne apartma!

Türk Yayın tarihinde yerini alan bir televizyon oldu Halk TV.

İnkar edilemez bir başlangıç başarısıdır.

Halk TV’de sisler, dumanlar arasında Barış Yarkadaş, Makbule’mizle ekranlara bağlandık.

Makbule yok olduğunda üzüldük, Barış Yarkadaş TBMM’ye girdiğinde  sevindik, meclise soktu bizi gibi oldu.

Yayıncılık yaparak öğrenilen bir şey değildir, bilenlerin yapacağı bir iştir, Halk TV’miz bu işe bu zor koşullarda kaç deli bir veli eder hesabıyla girdi vallahi bilmem ama Hakan Aygün’ün deli yürekli bir adam olduğu kesin.

Peki ya şimdi?

Şimdi ise Halk TV biraz kendisini aydın tarif eden, iktidardan fazla   muhalefete akıl veren ve yandaş yayıncılığın üslubuna yaklaşan kendi dar çevresinde dönüp durma  tehlikesinde. 

Kanalın büyük reklam pastasından bırakın pay, kırıntı alamaması elbette  utanç vericidir.

Reklamlarda Meydan Muharebesi kazanmış komutanların bile kullanmadığı sıfatlarla onurlandırılan gazeteci-yazarların kitap desteği içinde yer alan eserlerin  değerli olanları dışında Falih Rıfkı’nın 75 sahifelik  ‘Atatürkçülük Nedir‘ kitabı ağırlığında  olmadığı bir gerçek, çoğu kendi hikayeleri.

Bir televizyon, içinde yer alanların kişisel hikayesi olmamalıdır.

Okuma kampanyasına evet, ama bu durum yetmez ve hayır.

Bu bakımdan bakacak olursak tüy dökücü kremler, hortumlar, horlama önleyici burun kıskaçları, tavalar Halk TV’ye reklam desteğini esirgeyen   koskoca şirketlerin sermayelerinden çok daha tutarlıdırlar, saygı değerdir.

Halk TV’nin yayını götürecek finansı sağlamak için yapması gerekenler nelerdir ayrı bir konu, elbette vardır ve demokrasilerde çareler tükenmez,  tükenseydi zaten Halk TV var olamazdı.

Teknik yoksulluk, berbat, renk uyumsuz dekorlar keskin zekaların gölgesinde umurumuz olmadı.

Şimdi  diğer medyanın akan musluklarında başgösteren daralma aslında Halk TV’nin beklediği yıldızının daha da yürkseleceği  ‘o' andır.

Benim görevim değil gerisini yazmak.

Halk Tv  isminin sorumluluğunda imajı, yani fikrinin tasviri ile uyuşmak zorunda.

Çok şey beklenen bir televizyon kanalı, tıpkı ismindeki 'Halk’ gibi.

‘Halk’ı bulduk biz biliriz, burası aydınlar televizonu, 'Hımmmm siz şimdi bir dinleyin bakalım, hem ekrandayız hem yazıyoruz onları okuyun, öğrenin‘  tavrı iyi bir şey değil.

Nasihat ve ders yayıncılıkta sevimsizleştirir insanı ve kanalı.

En son Ayşe Sucuoğlu gibi göz bebeği bir ilahiyatçıdan demokrasi dersi almamız mesela pek tuhaf oldu!

Rejim, Anayasa, Laiklik, Eşitlik savunması yapan bir televizyon kanalı, Mehmet, Ayşe, Fatma hangi isim olursa olsun ne fark eder, ilahiyatçıdan demokrasi fetvası alırsa neyi savunmuş oluyor acaba?

Zaten hutbeler, fetvalar birbirine karışmış durumda.

Korkunç, kanlı terör lanetlenerek durmuyor, gelinen rejim, Cumhuriyet  tehlikede noktasından ekranların yaşam tarzımıza müdahele edilmesin yeter ortak dili ise dikkat çekici. Böyle bir pazarlık olabilir mi?

Geçenlerde bir televizyon kanalında el kadar çocuklardan canını tacizden  kurtaranları leblebi gibi dizmiş önünde rahle bir hoca Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’un alındığında diğer fetihlerin aksine asla yağmalanmadığını sallıyordu. Fetih sonrası Edirne’de yıllarca öööylesine kalmış…. Bir ünvanı Keyser-I Rum yani Roma İmparatoru olan II. Mehmet’imiz, palavracı hocanın takkesinde değilim içnde beyin olmaması fena.

Böyle televizyonların olduğu bir yayıncılık yapılan ülkemizde Halk TV  ayakta zor duran vücuduyla büyük sorumluluk  alan bir kuruluş.

Biliyorum biraz acımasızca oluyor ama Halk TV’den beklenti diğer televizyonlardan farklı ve büyük.

Elbette görüşü duruşu vardır televizyonların, patronların çıkarlarıyla örtüşen, olmamalıdır ama vardır, hep oldu.

Lakin Halk TV farklı.

Siyaset, hayatın bir parçası ta kendisi ve şakasız olmaz, ancak toplantılarda ANAP’ın eller havaya şarkılarına eşlik etmek gibi bir yöntem siyasi zekanın çok üstünde olması gereken siyasi şakalaşmayı berbat bir hale getirmez mi?

Halk Tv’ye yakışmaz.

Mustafa Muğlalı olayı gibi tarihi bir zincirleme faciayı, acıyı bir cümleyle tarifle geçiştirmek çok incitici, hafife alıcı olabilir, hele bu ortamda.

Uzlaşma barış bir cümlelik tarifi dikte etmekle olmaz. Halk TV’de olmaz.

Halk TV elbette susmamalı, yoluna güçlenerek devam etmeli ama özüne sözüne sahip çıkarak dikkat etmeli.

Halk Tv televizyon ilahlarının Olimpos’u değil ve olmamalı.

Bu durumlarda yayıncılıkta kötü yöneticilerin patrona sık söylediği bir söz vardır ‘adam bulamıyoruz‘ , kendi dar çevresi veya çetesi dışına çıkamayanlar, ‘adam’ aramayanlar için geçerlidir bu sözler, adı üstünde ‘Halk TV’ burası halk biterse ancak adam bulmak sorun olur.

Haa  bir de Halk TV’nin eğer sürekli laf çaktığı CHP ile ilgisi yok ise  , patronları ise kim bilemem. Ama o zaman halka, CHP makyajı yapılmasa daha dürüst olunur. Bir de elbette cehaleti bilgelik oynayarak örtenler yayıncılıkta hiç iyi bir fikir değil. Yayarlar sonra Allah Korusun epidemiktir , en başta mücadelemiz olmalıdır.

Saygı ve sevgiyle Kayda Geçirdik

Necef UĞURLU / necefugurlu@mail.com


  • Bu Yazıyı
Yasemin Kutsi
Ratingler için tıklayınız!