Havada motorlarına kuş ... - NECEF UĞURLU
Ana SayfaYazarlarHavada motorlarına kuş ...

Havada motorlarına kuş ...

14.07.2017 | 300 kez okundu


HAVADA MOTORLARINA KUŞ KAÇAN UÇAK GİBİ MEDYA

KAYDA GEÇSİN


Mesleki dayanışma hemen her alanda yok mu oldu, herkes birbirini yiyor, son olarak aynı gazetede iki değerli yazar arasında ciddi düşünsel bir ayrılık oldu Şeyma Subaşı yüzünden!

Medyada, kamu yayıncılığı sorumluluğu prensip, disiplinden uzaklaşınca  ben durumu motorlarına kuş giren, kule ile irtibatı kesilmiş, içindeki her yaştan insanlarla çığlık çığlığa düşecek yer arayan bir uçağa benzetiyorum.
Facia içindeki yolcularla sınırlı değil, uçağın düşerken vereceği hasar da büyük risk.
Kervan Yolda Düzelir (kimileri ‘düzülür’ der) hesabı, yani işin sorunları işin içinde çözülür teorisi ile kamu yayıncılığı  milyonlarca insanın algılarını ne hale getirdi, artık şarkı niyetine gürültüye el çırpıp oynayanlar var ama   dünya böyle işlemiyor ve ülkemizde medyaya para yatıranların hele yabancı sermayenin işi böyle götürmeyeceği çok açık.
Geçenlerde ülkemizde medyaya ciddi yatırım yapan Katar’ın genç Şeyhi Tamim Bin Hamad al Tani’nin tasavvur ve önceliklerini anlattığı Georgetown üniversitesindeki söyleşisini izledim, tavsiye ederim medya yöneticilerinin izlemesini.

MEDYADA BÖYLE OLMASINI İSTEYEN KİM?

Medyada uzun bir süredir var olabilmek, şöhret, servet edinebilmek için tek kural istenileni yapmak, söylemek.
İsteyen kim, o da tam belli değil, patronlar, siyasi güç deniyor ama galiba pek öyle değil derebeylikler söz konusu.
Magazin haberlerinde gaz vererek, uydurma polemiklerden iyi dizi, film, oyuncu, beste, şarkı çıkmaz, bunlara doğru üretim düzeneği sağlanır önce, sonra magazine elbette önemlidir ama kimin ne yapacağının seçiciliği derebeylere bırakılırsa böyle düğüm olur ve çok değerli insanlar perişan edilir, pek çok değerli insan da heder olur ve elde de arşiv değeri sıfır işler  kalır.

GELİŞİM, DEĞİŞİM ONU AL YERİNE BUNU KOY MU?

Elbette insanların gelişim değişim süreci saygı duyulacak bir haldir, lakin medya dolusu insan sürekli aynı hafta içinde kendi menfaatleri doğrultusunda değişim ve gelişim halindeyse ve tek bir prensip etrafında , o da konjektüre göre istenileni yazma, söyleme ve çıkar çetelerinin isteği doğrultusunda hareket  halindeyse bu işte bir bokluk yok mu? Onu al, yerine bunu koy nereye kadar.

Mağdur olanlar yasaklanan, işsiz bırakılan, haksız rekabetle silinenlerden ibaret değil, bu düzenek içinde af buyrun eşşek gibi yola devam ettirilenler  de var.

Dünyada 700 milyon insan oturduğu yerden memnun değil göç etmek istiyor, savaşlar ve çıkması muhtemel savaşlar bizimde parçası olduğumuz  huzursuz bir dünya yarattı.

İnsansız, adaletsiz Kapital nasıl gücünü koruyacak, hele düşecek yer arayan bir uçağa dönmüş medya ile, doğrusu şaşkınlıkla izliyoruz.
Bu koşullarda medyada tek tük çıkan akıllı sesleri bastırmaya çalışmanın ne anlamı var takviye etmek yerine?

Bu medya çakma insanlar çıkarır ancak, eline sopa alıp heykeli izah eden siyasetçi, Atatürkçü geçinip Ata’nın sürgüne gönderdiği mandacıya övgü düzen sanatçı gibi.

Bu medyanın benzeri eserleri bitmez. 

Gazeteciler tutuksuz yargılansınlar diyen ama aynı anda aynı kişilerin  mahkum olmalarını isteyen, yani yargılanma sürecini tutuksuz sonrası mahkumiyet arzu eden televizyoncuda bu medyanın eseri.

Uyduruk da olsa ödülünü gündemdeki mağdura adayan, çünkü iyi kalpli tasavvuf erbabı, kitabı bile var içsel yolculuk filan, sonra adam vınlayınca kıvırtanı da bu medya çıkarttı.

SÖZ ESASTIR

Bırakın yazılı anlaşmaları sözlü anlaşmalar da yapılır insanlar hatta devlet adamları arasında, sözünü yerine getirmek insanı insan yapar.

Talimatlar,  gizli anlaşmalar tarihidir insanlık tarihi. Sonuçlar delildir.
Sözle başlar her şey.. Tutanla tutmayan bir olur mu?

Dizilerden para alamayanlar ne oluyor, bu medyanın eseri değil mi?

Dünyada neler oluyor bunlar fosur fosur uyuyor ve rüyaları, hayalleri, tasavvurları olmayan bir uyku, senaryolardan belli değil mi?

Bir kısmını da zaten uyku tutmuyor ki rüya görebilsinler; bu güne kadar kurdukları düzenekten yedikleri yakalanacak diye gözlerine uyku girmiyor herhalde.

Medya ve siyasi partiler üzerinden çok net  anladığımız, bu yapıların içten  bu haramiler tarafından yerle bir edildiği.
Bu medya bu demokrasi anlayışıyla güya lehine çalıştıklarına da faydaları yok artık.

Engin Altan Düzyatan az kalsın surf yaparken kayalıklara çarpacakmış haberi her gün şehit haberlerinin geldiği bir ülkede yolun başındaki genç aktöre iyilik mi oluyor?
Darbe şehitlerinin ana babaları ağlarken surf yaparken kayalıklara çarpma tehlikesi mi ?….

Ahu ile Mahu birbirlerine girmişler genç nesil zengin çocuğu yüzünden, çocuğun annesi de bu kızların hangi biriyle baş edecek. Hakikaten capital medya ünlüsü kızlardan oğullarını koruyamaz halde.

Hürriyet magazin guruları için de işler karışıkmış, İzzet Çapa ayrıntılı yazmış superhaber’de okudum, meraklısı buraya tıklayıp okusun!
Doğrusu yenir yutulur bir  yazı değil.

Keşke mesele ‘Hanut’ ile sınırlı olsa, devlet isterse çözmesi çok zamanını almaz, gayet basittir.
Neler yazmış Çapa, Hepsinin kendilerinin ve yengelerininmiş evleri, cipleri varmış sevgililerinin, tulumbacı dükkanları varmış ki bunu hiç anlamadım, ünlülerin mekan işletme, cookie yapma, kafe açma merakları tamam da tulumbacı nesi?
Neyse ne, Hanut değil beni ilgilendiren. Vermediyse vergisini maliye ilgilenir, hanutunda vergisi vardır, neticede kazanç komisyon.
Beni kamu yayıncılığının zaafiyet ve hasarları ilgilendiriyor, Hanut neticede tenezzül ve göz yumma meselesi hesabını  soracak olanlar belli ama kamu yayıncılığı, güvenlik ooo orada durmak lazım.

ŞİRKETLER İŞ MÜRACAATLARINDA SORAR İÇERDE AKRABAN VAR MI DİYE

Bizde kaç akraban var, 30 dan fazla mı diye soracaklar nerede ise.

Peki ne olacak, çok iyi olacak bunlar gidecek, çare yok kötü fikirler çizgiyi aştı çoktan. 
Yanlışlarını tekrarda inatçılar. 
Sen, ben bizim oğlan anlayışıyla kamu yayıncılığı olmaz, kamu yayıncılığına  mecbur muyuz diye soran olursa, hayır değisin şifreli kanalını açarsın, bak internette var … Ama olduğun yer kamu yayıncılığı alanı demek zorundayım.

SULLY’Yİ ÇAĞIRIN

Yabancı dizi, filmleri takip edip aşırma tespiti yapan kardeşler, Sully filmini izleyin ve anlatın patronlarınıza:
Akıl gençte, yaşlıda değil tecrübededir. Sizin uçağın motorlarına kuş kaçtı,  kuleyle irtibat kesik, işinin ehli ani ve doğru kararlar alabilecek uçağı kullanmasını, salimen indirmesini bilen Kaptan’a ihtiyacınız var ve elbette yaptıklarının hesabını verebilen.
Sizi Sully kurtarır ancak.

Başarılmayacak iş değil, yeter ki istensin.

Rüyalarım, Gerçeklerim, Hayallerim ve Kamu Yayıncılığı Kayda Geçsin

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com


  • Bu Yazıyı
Yasemin Kutsi
Ratingler için tıklayınız!