Hülya Koçyiğit ve... - NECEF UĞURLU

Hülya Koçyiğit ve...

12.02.2018 | 1229 kez okundu


Hülya Koçyiğit ve Özgürlük İsteyenlerin İsyanı

KAYDA GEÇSİN


Cesaret bir yönüyle sanatın baskıya direnmesidir.

Yazmayan, düşünmeyen, konuşmayan için özgürlük sonsuzdur.

Bazıları gamsız hayat der. Ben o kadar acımasız olamam en gamsızı bile ne acılar yaşıyor.

Şimdilerde sanatın, sanatçının cesaretinden çoktan ümit kestik de ‘Baskı yok, fazla özgürlük var‘ diyen çıkınca doğrusu bu sözler  çok ağır geldi.

Belki de bu sözleri  söylemek için baskı altında ya da bu özgürlük ona yetiyor. Sanatsal faaliyetlere bakınca yeter de artar bile.

Ama bir ülkeyi daha iyiye değiştirmek, dönüştürmek için yeterli değil.  

Malum: sanat, özgürlük, yaratıcılık toplumları politikadan çok daha hızlı değiştirir.

Bu sözleri söyleyen durumdan memnunsa ve değişmek ,değiştirmek istemiyorsa başka tabi, ne tuhaf Cumhurbaşkanımız değişimden yana demek ‘akil’i aksi yerde duruyor! Böylesi Türkiye‘de   olur ancak.

Sanatçılar bu yüzden yaşam öykülerinin  özgürlüklere ilham vermesini isterler, mutluluğu kazandıkları söyledikleri ve hatta yaptıklarını  ötesinde düşüncelerinde bulurlar. İyi politikacılarda….

Bazen sessizlik de konuşur, kozmik bir çiçek gibidir gerçek sanatçı, ısırgan otu değil.

Konuşma özgürlüğünü ispat için söylenmiş ama düşünce özgürlüğü olmayan ne çok cümle vardır  söylenmiş olmayı hak etmeyen.

Özgürlük kişisel bir meseledir herşeyden önce, kolektif olması için sanat lazım, politika lazım.

Özgürlük insanlar için vazgeçilmez ama lanetli bir iştir, bu nedenle herhalde cesaret istiyor.

Komedyen insanları güldürür, aktör ağlatabilir, bir akrobatın hünerlerini alkışlarsınız ama bir sihirbaz sizi hayretler içinde bırakır, şaşırırsınız.

Oyuncular’da bir nevi sihirbazdırlar.

Robert Houdin Orleans Üniversitesinde Hukuk tahsili alıyor, Houdini ile karıştırmayalım ,   Sihirbazlığın günümüze dayanan kuramlarını koyan sihirbazların piri, 1805 yılında Fransa’da doğmuş.

Öyle bir illüzyon ustası ki, bir ara Fransız hükümeti kendisinden Cezayir’de ki isyanı bastırmak, yatıştırmak için yardım istiyor.

Gelmiş geçmiş en büyük sihirbaz- illüzyonistlerden biri de Robert’in, ustasının yolunda yürüyen  Erik Weisz.

Bu ismi hiç duymadınızsa benim gibi şaşırmayın, çünkü sahne adı Harry Houdini!

1874 – 1926 yılları arasında yaşayan bu büyük illüzyonist – sihirbaz  Macaristan doğumlu, çok  çocuklu bir aileden, babası haham.

Ailece ABD’ye Wisconsin’e göç ediyorlar. Harry Houdini ‘ilk kaçışım Wisconsin’den‘ diyor!

Houdini’nin yaptığı gösterilerin  hemen tamamı kaçıp kurtulma, özgürlük  temalı.

‘Kaçış, kurtulma’ asıl numarası oluyor, ve artık sadece kaçıyor ve her kurtuluşu izleyenleri  büyülüyor.

1914’de Hamburg – Amerika  seyahatlerinde S.S Imperator adlı yolcu gemisinde eşi ve aynı zamanda asistanı Bess ile evliliklerinin 20. yılını kutlarlarken gemideki gösterisine hayran kalan yolculardan biri de Theodore Roosevelt, öylesine şaşırıyor ki daha sonra Houdini’leri davet edip ailesi ile tanıştırıyor.

Algı yönetimi bütün dünya için güvenlik sorunu halini alırken hele modern zaman sihirbazlarının artık bilgisayarlar, yazılımlar, diziler, filmlerle manipülasyon masterları olmadıklarını kim iddia edebilir!

Houdini kendisini her ortamda özgür bırakan sırrın beyni olduğunu söylüyor.

‘Çocukları asla kandırmaya çalışmayın, onların beklentileri yoktur herşeyi görürler ve kanmazlar’ diyen de o.

‘Göz görür, kulak duyar ve bunlara akıl inanır’ sözleri ise algının nasıl yönetildiğinin, hele bu devirde  insanı uykusuz bırakacak dehşetini çok güzel anlatıyor.

Sihirbazlığın bilimin bunu anlamayan bilim adamları tarafından kabul edilmeyen temeli olduğunu da söyleyen Houdini.

Korkuları yenmek Houdini’nin asıl işi.

Beni büyüleyen sözleri ise ‘Bir sihirbaz sadece bir aktördür, sihirbaz numarası yapan bir aktör.’  oldu.

30 küsur senelik hayat arkadaşımın iyi oyuncu olmasının sırrının illüzyonist olmasından ileri geldiğini uzun yıllar sonra anladım.

Diyeceğim o ki, devlet büyüklerinin teveccühünü kazanmak tamamiyle onların seçimleriyle ilgili, güç onlar da ve gönül bu nereye konacağı belli mi olur sorgulamak ne haddimize.

Ancak Hülya Koçyiğit’in Alev Gürsoy’un Posta’da ki röportajında “Şu an Türkiye'yi nasıl buluyorsunuz?” sorusuna:

“Söylenildiği kadar baskı olduğunu düşünmüyorum. Bundan daha açık bir toplum görmedim ben. Bir kere böylesine bir iletişim çağında yaşarken, sosyal medya hayatımızın bu kadar içindeyken kim kendini baskı altında hissedebilir ki? Kimse baskı altında değil, bilakis herkes fazla özgür. Çok fazla atıp tutuyorlar” sözlerinin doğruluğu tartışılır nitekim aynı söyleşide  ‘Eleştiriye de açığım. İsteyen istediğini söylesin' buyurmuşlar.

Bende yüksek müsaadeleriyle eleştiri hakkımı kullanıyorum.

Houdini Cezayir’deki isyanı yatıştıramadı, Koçyiğit’de akillerle pek yararlı olamadı.

Belki de sanatın doğasında isyan bastırmak değil, özgürlük isteyenlerin isyanı var.

Velhasıl yine de Koçyiğit’imizin bir sağlıklı nefesine, söylediği ve bilcümle derinliksiz, düşüncesiz  cümleler feda olsun, içimizde sızısı kalır.

Kayda Geçsin, Elimizden Gelen Budur.

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com


  • Bu Yazıyı
Ratingler için tıklayınız!