MEDYA HABERLERİ

İlber Ortaylı: "Osmanlı mirası böyle mi korunmalı!"

İlber Ortaylı:

Şehrin göbeğindeki mezarlıklarımıza özen gösteriyor muyuz? İşte Edirnekapı Mezarlığı... Duvarların arkasındaki taşlar ya çalınıyor ya kırılıyor ya da daha hazini utanmazca birilerine satılıyor...

Hürriyet'ten İlber Ortaylı'nın yazısı...

Topkapı surlarının dışında Topkapı-Edirnekapı arasındaki, sur boyu devam edip giden en büyük mezarlıklarımızdandır. Özellikle tarihi kişilerin şahidelerinin ve kabirlerinin bulunduğu kesim Anadolu yakasındaki Karacaahmet ve Eyüp Sultan’dakiler gibi beton parmaklıklarla çevrilmiştir.
Bunun bir muhafaza olduğunu sanmayalım. Arkasına geçtiğiniz zaman, bir faciayla geçmişine, tarihteki önemli şahsiyetlerine, kısacası ölülerine saygı duymayan bir toplumla karşılaşacaksınız.

Reenkarnasyona yani ölümden sonra ruhun bedenden çıkıp başka bedene girdiğine (tenasüh) inanan bazı dinlerde mezarlara saygı gösterilmez. Çünkü içine gömülen ceset de kirli olarak muamele görür. Ama semavi dinlerden olan Müslümanlık’ta reenkarnasyon inancına yer yoktur. Ölüye de saygı gösterilir. Vahhabilerin görüşü ve tavrı istisnaidir.

TARİH KONUŞULUYOR MİRAS KORUNMUYOR

Bazı mezarlar tarihi, bilgi noksanlıklarımızı örtecek kadar önemli. Ünlü Mehmet Süreyya Bey Sicill-i Osmanî adlı biyografik eserini büyük ölçüde mezar taşlarına dayanarak kaleme almıştır. Edirnekapı şehitliğinde sadece şehit ecdat değil, aile mensupları, önemli İstanbullular ve hatta Türkiye’ye gelen ünlü mülteci mimar, Etnografya Müzesi önündeki katafalkı hazırlarken üşüten ve kalp hastalığı nüksederek 1938 Aralık’ında vefat eden Bruno Taut da defnedilmiştir. Nazi Almanyası’ndan kaçan bu büyük adama bizim gösterdiğimiz kadirşinas bir davranışımızdır.

Koruyucu duvarların arkasındaki taşlar ya çalınır, ya kırılır ya da daha hazini utanmazca birilerine satılır. Çünkü içlerinde hat sanatının şaheseri olanlar da vardır. Bilhassa kadın mezarlarının şahidelerinde bu güzellik görülür.

CEHALET VE HÖDÜKLÜK

BU sayfadaki fotoğraflar da gösteriyor, mezarlığın içindeki bir mermer atölyesinde taşların nasıl kullanıldığına dikkat ediniz. Adam, atölyesini örten branda bezini tutturduğu telleri ulemadan bir efendinin şahidesine bağlamış. Öbür ucu nerede bilemedim. Bu tarihi mekânların teftişinin korucuyu bir zihniyetle yapılmadığı açıkça ortada. En çok tarihçilik tartışmalarının yapıldığı, birtakım yarı cahil adamların TV’lerde yel üfürür gibi konuştuğu zamanda Osmanlı mirasının nasıl korunduğu görülüyor. Bazı çokbilmişlerin ifade ettiği gibi Bizans mirasının tahribi için de hususi bir ideolojiye lüzum yok. Bu cehalet ve hödüklükle her şeyin hakkından geliriz.

İLBER ORTAYLI'NIN HÜRRİYET'TE YAYINLANAN YAZISININ TAMAMINI BURAYA TIKLAYARAK OKUYABİLİRSİNİZ...
  • Bu Haberi
Yasemin Kutsi