İstismar Edilen Çocuklar - NECEF UĞURLU
Ana SayfaYazarlarİstismar Edilen Çocuklar

İstismar Edilen Çocuklar

06.07.2018 | 456 kez okundu


Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Feyzioğlu ve İstismar Edilen Çocuklar

KAYDA GEÇSİN

Bir zamanlar benim çocukluğumda bir kayıp kız Ayla’mız vardı. Bakkala giden Ayla eve geri dönmeyince yer yerinden oynadı.

Şimdi hemen her gün çocukların, kadınların kayıp, istismar, tecavüz ve cesetlerinin bulunmaları haberlerini dinliyoruz, izliyoruz.

Uzun süredir kanayan, tırmanan bir yara; çocuk, kadın istismarı, cinayetleri hakkında bazı konuşulanları, önerileri duydukça  çözümden sanki her gün biraz daha uzaklaşıyoruz hissi sardı uygar insanları. Bu kafayla nereye gidiyoruz olduk.

İdam cezasına odaklanmak hiç iyi bir fikir olmadı moralite açısından.

İdam cezasıyla ne olacağı, ne olmuşu önlemek mümkün değil, asıl mesele oluşuna izin, mahal   vermemek iken hala ‘As P…..gi’ diye bağıranlar var! Yakışmıyor Türkiye’ye, bu mudur Yeni Türkiye?

Hele idam cezasını çözüm zannedip isteyenlerin  arasında bazı ünlülerin nerede ise sosyal sorumluluk PR ları kapsamında ‘Ahlar, Vahlar, Lanetler, Şiirler, Benzetmeleri‘ işin ciddiyetini hiç kavramadıklarını göstermesi bir tarafa bu meseleyi  sosyolojik açıdan  hafife almaları, sıradan bir trajedi haline getirme eğilimlerine derhal bir son vermek  gerekiyor, hele devlet asla bu arabesk  ağızlara izin vermeyecek ciddiyettedir. 

Doğrusu şaşırdım Demet Akalın’a brifing filan verilmesine.

Devletin ünlülerle sorun çözme huyu bıkkınlık derecesinde, faydasını da görseler bari!

Hoş işin ciddiyetini fark edemeyen kültürsüzlük kendini uygar zanneden kesimde mevcut olmasa  AVM’lerde çocuk büyütmeye, sosyal medyada çocuk resimleri paylaşmaya devam edilmez.

Birleşmiş Milletler bu konuda sosyal medyayı aktif kullanan ebeveynlere yönelik ciddi uyarı ve tavsiyede bulunuyor, çocuklarının fotoğraflarını sosyal medyada paylaşan anne–babaların  çocuklarının insan haklarını ihlal ettikleri hususunda.

Bu işin şakası yok anne baba dinlemiyorlar, çocuk benim ne istersem yaparım yok.

Çocukların çok küçük yaşta ebeveynlerinin yaptıkları paylaşımlar sebebiyle istimara açık hale getirilmeleri sebep olarak gösteriliyor.

Bu durumdan rahatsızlık duyan ve ismi verilmeyen iki genç kız ebeveynlerine karşı dava kazandılar.

Bu acı meseleler sözler, kınamalarla halledilemeyecek raddeye gelmiş soğuk kanlılıkla halledilmesi  gereken toplumsal bir utancımız halinde.

Sayın Metin Feyzioğlu’nun verdiği ve yurttaşlık bilinci sorumluluğuyla paylaşmamızı istediği bilgi, rakamlara göre:

Türkiye reşit olmayan kız çocuklarının utanmadan düğün dernek babaları, dedeleri yaşında adamlara ikram edilmelerinde, AB‘de 1. Sıradayız.

Çok ayıp.

Çocuğun cinsel istismarında ise dünyada 3. Sırada.

Off çok utanç verici çok.

Bizler dünyada ilk 3’ün  arasında başka konularda yer almalıyız bu rezilliklerle değil. Diziler bu işi temizliyor, dengeliyor diyen çıkarsa eski dost filan tanımam fena çakarım ona göre.

Bilhassa gerçek sanatkarların bu durumdan utanç duyuyor olduklarını düşünüyorum, Fransa’ya feminizm dersi vermeden, Kore adaptasyonu dizilerle dünyaya açılmadan önce bir durup düşünmekte fayda var, gerçek bir mücadelenin parçası olacaklarsa sözlerine, hareketlerine ve işlerine çok dikkat etmeliler!

Hepsi bu mücadelenin bir parçası olmak zorunda.

Öfkeli sözleri yarıştırmak da çözüm getirmiyor, fenalıklar  tekrarlanıp duruyor, işin esasına, doğrusuna girmek  için vakit geldi geçiyor,  20 yıldır  Andrew Vachss, Burke yazan, anlatan konuya usanmadan yıllardır dikkat çekmeye çalışan biri olarak hiç olmazsa bu konuda biraz daha özenle  çalışılmasını temenni ediyorum.

Çözüm  için  gerçekten samimi isek yurttaş olarak yapacağımız bu yoldaki doğru insanları desteklemek, idama karşı olanları suçlamak değil.

Bu bağlamda Sayın Metin  Feyzioğlu ‘Bu milli bir sorundur‘ diyor haklıdır, bizim, hepimizin  sorunudur ve partiler üstü meseledir. Bu da doğru.

Bu olayların  bu rezaletlerin ‘dünyada da oluyor‘  olması bir teselli değil, olmamalı, bizde ise hiç olmamalı.

Dünya bu konuda yıllardır açıkça mücadele ediyor, mücadele konusunda bizden öndeler.  

Dünyada her 4 çocuktan biri şiddete maruz kalıyor, bu rakkamın % 26’sı cinsel istismara maruz kalan çocuklar.

Tecavüz edilen, cinsel istismara maruz çocukların % 18i  kız çocuğu % 8 erkek çocuklar.

Düşük orta gelir ülkelerde cinsel istismar, fiziksel şiddet 17 milyon iken

28 AB  ülkesinde 2.5 milyon, bakın hiç yok değil ama farkı görelim.

Dünyada her yıl 15 yaş altı 41 bin çocuk öldürülüyor…

Her iki saniyede bir zorla evlendirilen kızlar var.

Seks trafiğine satılan istismar edilen kız çocuklarının kurtarılması için çalışan dernekler, ülkeler, kolluk kuvvetleri var, iyi insanlar tükenmedi bu büyük mafyozik yapılarla mücadele kolay değil ve devletin desteği, niyeti olmadan olmaz.

Türkiye reşit olmayan kız çocuklarının evlendirilmesi yani istismar için baş göz edilmesinde AB’de 1. Sırada.

Çocuğun cinsel istismarında dünyada 3. Sırada.

Bunu unutmayalım ve mücadele niyetimizi devlet, halk olarak mutlaka ortaya açık net koyalım, idam mücadele değildir.

İstismarın %66 sı akraba, tanıdık gibi yakın güvenilir kişiler tarafından işleniyor yani eve girip çıkan güvenilir kişiler...

Dahası % 9 aynı evde yaşıyor, çocukların nasıl canavarlarla karşı karşıya olduğu ve sürekli gözetim denetimin şart olduğu bir ortam, hani ne derler ‘gözün üstünde olacak‘ .

Son 10 yılda artış % 700...

Boş konuşmayalım, paylaşın bu  bilgileri diyor Prof. Feyzioğlu…. Ah vah etmek, şiirler, ağıtlar, kınamalarla çözülemez, ortak bilinçle çözülecek.

Son 16 yılda 18 yaş altında doğum yapan 440 bin çocuk  var… Çocuk…

Bunun kültür gelenekle izah edilecek bir yanı yok.

Yılda ortalama 3 bin çocuk istismar edilirken cinsel suçların % 46 sı çocuklara yönelik…

482 bin çocuğa son 10 yılda evlenme izni  verilmiş….. İzin kendi başlıbaşına istismar değil mi?

Son 8 yıl 104 bin 431 çocuk kaybolmuş…

1.973 çocuk eğitimi bırakmış %97 evlilik ve nişanlılık nedeniyle, bırakanların neredeyse tamamı kız çocukları.

Bu utançları idam mı önleyecek?

Yanlışları ortaya çıkartmadan, kabul etmeden  yanlış yapanı asarak düzeltmek, kilişe ağıtlarla  zaman kaybetmek çok ayıp, günah oluyor.

Türkiye Pazar gününden sonra bir nevi Spoil sistemine geçiyor, Cumhurbaşkanı çalışacağı ekibini kendi seçmek suretiyle çalışmaya başlayarak, sürüncemede ne varsa temizleyip süratle yol almayı hedefliyor, değişimin dönüm noktası mı olacak göreceğiz, hiç bir mazeret bırakmayan bir sistem, başaramayanı ezip geçen… Lazım olan devam eder başarılı olmayan gider sistemi bu, olmadı mı güle güle.

Kalbimden ne geçiyor biliyor musunuz, bütün çatışmalarına rağmen ister misiniz Sayın Cumhurbaşkanı Prof Metin Feyzioğlu’nu bu işi çözmek için görevlendirsin, boş konuşanları kapak yapsın, yapar mı yapar!

İşte o zaman kim durabilir Sayın Cumhurbaşkanın karşısında?

Ve Prof. Feyzioğlu böyle bir göreve hayır diyebilir mi, beni bu devlet okuttu, yurttaşlık görevim var diyen bir adam, gel bakalım elini taşın altına koy denildiğinde hayır diyebilir mi?

Türkiye'nin ayağa kalktığı ilk kayıp çocuk vakasıydı küçük Ayla... 9 Ekim 1961 günü İstanbul Bahçelievler'deki evinden 100 metre uzaktaki bakkala gitti. Bisküvi ve çikolata alan küçük kızı bakkaldan çıktıktan sonra bir daha gören olmadı.

1961’den bu ana geldiğimiz noktada: 

Son 16 yılda 18 yaş altında doğum yapan 440 bin çocuk  var… Çocuk …

Yılda ortalama 3 bin çocuk istismar edilirken cinsel suçların % 46 sı çocuklara yönelik…

482 bin çocuğa son 10 yılda evlenme izni  verilmiş…

Son  8 yıl 104 bin 431 çocuk kaybolmuş…


Demet Akalın’a brifing vermek filan nesi, bu haldeyiz yahu.

Saygıyla Kayda Geçsin şu yazdıklarım ve umarım belki Sayın Cumhurbaşkanı ve Feyzioğlu 70’ine 3,4 basamağı kalmış bir kadını okurlar ve çocuklar, Türkiye için gereğini yaparlar, dualarım kabul olur, çocuklarımız perişan olmaktan bizler bu büyük utançlardan kurtuluruz.

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com


  • Bu Yazıyı
Ratingler için tıklayınız!