Kalite, klas yasak... - NECEF UĞURLU

Kalite, klas yasak...

18.06.2018 | 734 kez okundu


KALİTE, KLAS YASAK... ASIL YASAK BUDUR....

KAYDA GEÇSİN


Hayatları renksiz olan veya renksiz olduğunu düşünen insanların başkalarının hayatı hakkında konuşmaya ihtiyaçları oluyor, işte tam da burada dedikodu çok işlevsellik kazanıyor.

Bilhassa TV’lerde dedikodu bazlı programları sunanlar zamanla ciddi bir iş yaptıklarına inanıp ciddi ciddi dedikodu yaptıklarında muhteşem bir kara mizahın soytarıları haline geliyorlar, besin değerleri de var besledikleri kitle açısından!

Dedikodu malzemesini temin edenlerin çoğu, hatta hepsi bunu biliyorlar ve ülkenin ekran hokkabazı ihtiyacını gideriyorlar, alan razı satan razı ama bu hokkabazlar ve malzemeleri bir toplumun eliti, en zengini, en güçlüsü olmaya kalktıklarında arıza başlıyor.

Dedikodu yapan ve malzemesi olanların; değersiz armağanları, işleri, ayrılıkları, barışıklıkları, sevgilileri, yeni kocaları, eski karıları, emlakları, mücevherleri hatta terlikleri reklamlarını yaptıkları, tavsiye ettikleri ürünlerin satışlarını acaba etkiliyor ve yükseltiyor mu, ürüne itibar kazandırıyor mu, sattırıyorlar mı?

Hele banka reklamlarına ne gibi artı değerler kattılar acaba?

Onlara minnet duymamıza, saygı göstermemize neden yok iken nasıl yükselir reklam ettikleri ürünler, imkansız.

Demek ki bu işte başka bir matematik var!

Bu işlerin hiç bir klası, kalitesi yok bunun tartışılacak bir yanı da yok ayan beyan ortada.

Bazı insanlar doğuştan vasat altıdır, bazıları zamanla basamakları para karşılığı inerler ve bazılarına sıradanlaştırma, bayağılaştırma üzerine ciddi yatırımlar yapılır, şakası yok bu işin arkalarında finans vardır.

Bu basit bir operasyon değildir.

Mediyokrasinin bu kadar kutsandığı durumlarda öküz altında buzağı aranacak elbette, ülkemiz geleceği söz konusu ama gerçeği perdeleyen buzağıyı bulmuş gibi yapanlar en tehlikelileridir.

Özetle, lugat anlamıyla mediyokrasinin yani ikinci sınıf bir toplum olmayı kabullenen kişilerin egemen olduğu yönetim biçimlerinde verimlilik denetlenmez, liyakat ise olsa ne olur olmasa ne olur, kontrol başka ellerdedir.

Bu sistemi özel sektör, medya ile paralel olarak kurguladı vebali büyüktür.

Devlet’in haberi olmadan mı yaptılar, bu ne cüret, olacak iş mi?

Olduysa hesabı vardır sorulacak.

Ve şimdi medya ne halde... Atan atamıyor, satan satamıyor... Reklam, sponsor kısaca finans kümeleriyle  birlikte yarattıkları ‘star’ dedikleri canavar organizmalardan kurtulamıyorlar, kapı önüne koyamıyorlar vasat altını, aynı devlette olduğu gibi.

Dünya değişiyor ama bunlar daha bu kadroları değiştiremiyorlar! Politikacılar bunu görüyorlar mı acaba?

Aynı fabrikadan çıkmış dudak jimnastiği öğrenmiş sunucular...

İçler acısı eğlence dünyası şarkısı, dizisiyle ne zeka ne entelektüel birikim açısından vasatın ötesinde özelliğe sahip olmayanların gündeme egemen olup, memleketin yönlendiricisi konumunda bulunmaları durumudur bu.

Ve bu esaretin adı mediyokrasidir.

Herkes esir düşmüştür herkes, dil, din, ırk ayrımı olmaksızın.

Bunu bu hale getirenlerde Maaşallah ayrım yapmadan işbirliği yapmışlardır.

Durum sıradanlığa, mediyokrasiye teslim olmanın daniskası olup bu bir sistem, felsefi akımın adı değil bayağılığın adıdır.

Vasatın, sıradan olanın taçlanması, bu gidişata itirazı olanın sesinin duyulmamasından ibarettir medya yasakları, esas yasak  budur, kalite, klas yasaktır.

Uzun zamandır medya bu bayağılağa teslimdir ‘Klas‘ yok edilmiştir. Seçimleri ortada, istedikleri kadar pahalı şarap içsinler KALİTE, KLAS değildirler ve hiç olamadılar.

'Kalite’nin mizahı vardır, insan ilişkilerinin işleyişinde, tersliklerde çelişkilerde kahkahalar zihni parlatır ve mekanizma rahat işler, bunlar bira şişelerini osurmayı, uzaylıya tecavüz etmeyi, havuz problemiyle alay etmeyi, kovboy taklidi yapmayı bilirler ancak.

Güya halka böyle yakın olmaktır maksatları, terbiyesizdirler aynı zamanda.

Kalite mazaret sunmaz, sette yoruldum, yazarken bunaldım, çok sıcaktı, çok soğuktu falan filan geçiniz….

Kalite para ve soy sopa dayanmayan bir aristokrasidir.

Mesela bazı çok zengin insanların ‘Klas’ı yoktur buna mukabil ayakta durmak için mücadele eden zar zor geçinen ne insanlar aristokrattır, medya patronları bunu tefrik (ayırt) edemediler.

Kalite gerçektir, bazı insanların bu gerçeği ve kendi gerçeklerini kabul etmekte zorlanmaları bakın nelere mal oldu.

Sıradan oldukta ne oldu, ohh politikacılar için daha da halk dalkavukluğu imkanı doğdu, peki iyi mi oldu?

Yer sofrasında yemek yiyerek halk dalkavukluğunu marifet sayarak, gelecek yüzyılda tarih mi yazacağız?

Sıradan insanların tarihi yoktur onlar için aslında tarihte yoktur…

Olsaydı Yenikapı’da Tansu Çiller ‘Milli Şuur’dan bahsedebilir ve iktidar medyasının kaptan köşkünden övgüler alır mıydı?

Ya da bunlar konuşmayı, ne konuştuklarını bilmiyorlar, sadece telefona cevap vermeyi biliyorlar! Ve korkarım sırf bunu bildikleri için bayağılık denizinin dövdüğü kayalıkların medya imparatoru olduklarını sanıyorlar.

Daha nasıl anlatsak bilemiyorum. O korkunç Medellin Kartel’i bile bir Botero çıkarttı bunlar kendileri Kartel olup bir halt çıkartmadılar.

Kalitesizlik, Klas olamamak yer bitirir insanı.

Saygıyla Kayda Geçiriyorum Sizler İçin... Elimizden Gelen Budur.

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com


  • Bu Yazıyı
Ratingler için tıklayınız!