Leyla Alaton’un ‘Testis’leri ve ROK - NECEF UĞURLU
Ana SayfaYazarlarLeyla Alaton’un ‘Testis’leri ve ROK

Leyla Alaton’un ‘Testis’leri ve ROK

21.11.2017 | 991 kez okundu


KAYDA GEÇSİN

Gırtlak kerizi yapıp enerjik tavırlarla haber sunan ...

Eşiyle öğle yemeğinde buluşması haber olan …

Bir tarafta villalarından birini gardrop niyetine kullanan ve Miami, Londra’da villaları, boğazda yalı daireleri kapak olan Aşkın Nur Yengi ...

Öbür tarafata Yeşilçam’ın en ünlü kadın oyuncularına sesini veren Belkıs Özener’in: "40 yıl ismim jeneriklerde bile yer almadı. 41 yaşımda üç çocukla dul kaldım. Onları büyütüp evlendirmek için iki evimi sattım. Şimdi başımı sokacak bir evim bile yok..." iç yakan sözleri ...

Durup dururken adamı ölmeden mezara koyan, Şerif Gören’in arkasından rahmet okuyan Doğa’cığım, iyi mevlüt şekeri dağıtmadı, stüdyoda helva kavurtmadı!

Hepsi bir kenara …

Kimler geldi şu medyadan kimler geçti …

Ama hiç birisi ROK kadar sinir etmedi …

Misyonu buydu herhalde, ezber bozan, söylenmemişi söyleyen adam olmak yerine sinir eden oldu çıktı genç yaşında!

Af buyrun ‘Kusturmalı Boşnak saksosu’ lafı kamu yayıncılığında ne demek yahu, bu ne iğrençlik….. Kusmuklu musmuklu spor programıydı galiba!

ROK hukuk konuşur, dış siyaset konuşur, ekonomi konuşur, Allah Şifa versin Deniz Bey’e  kimselerle görüşmezken ROK gider kabul görür, spor konusunda ahkam keser, Sinan Çetin  sözümü dinleseydi Oskar alırdı der, asker  kendisine birifing verir ve sürekli bulunmaz hint kumaşı olarak iş bulurken; ‘Kusturmalı Boşnak saksosu‘ mu dokundu Allah Aşkına, bakın izah da etti Aliya İzzetbegoviç hayranıymış, hoş ben değilim ama Boşnakları çok severim, öyleki isyanları, direnişleri ödedikleri bedeller içimi yakar, saygı duyarım ve keşke olmasaydı canlarım ölmeselerdi derim.

Boşnak sevgisi sadece İzzetbegoviçi sevmekle olur diye bir şey yok, onların kutsalıysa saygı duyarım ama kaldı ki  ‘Kusturmalı Boşnak Saksosu’ yerine  Belçika, Fransız, Japon , Katar, Suud saksosu dese ROK yine olacak iş mi, susulacak mı?

Kamu yayıncılığında hele canlı yayınlarda moderator, sorumlu kim ise ROK’u inisyatifini kullanarak   derhal stüdyo dışına atıp, anında özür dileyip programı kapatamadı mı?

Eğri oturalım doğru konuşalım.

Kendisini Atilla Yayla ekolü ilan edip duran ROK’u görünce insan bu nasıl bir okul demeden edemiyor.

Liberal fikirleri ise Cem Toker’den hodri meydan daveti almış  durumda!

Entelektüel, asi bakışı ise  bu ‘Atilla Yayla Okulu’nun, ROK’a bakarak söylüyorum, vallahi sıradışılıkta Gilles Deleuze’ye erişmeleri  3,4 bin yıl alır gibi gözüküyor, çok uzun yol bize görmek kısmet değil.

Peki ne olur ROK’a şimdi, muhtemelen TRT’ye program yapar.

Fakat bütün bunların hepsini bastıran medya olayı ‘Leyla Alaton’un Testisleri’ oldu.

Leyla Alaton’un ‘yiğit‘ kadın ölçüsünün testis olması, o  T..şak diyor, bu kelimeyle bir renklendi hayatımız sormayın!

Lakin anaerkil toplumlarda bu sıfat bir kadın için iltifat değildir haberin olsun Leyla Hanım, cesaret ifadesi hiç değil, kamu yayıncılığında nezakete girer mi artık ona da ben karar verecek değilim her şeyi benden beklemek olmaz!

Aslında Deniz Bayramoğlu, Alaton’un ‘testis’ patlattığı programda meseleye erkek dünyasında erkeklerin kurallarına göre oynayan ezik kadınlardan girdi, yüzde yüz doğru saptama ve ne yazık ki bizim ve dünyamızın başına gelenlerin en önemli sebeplerindendir ve maalesef işin içine  T….şak  girince asıl tartışma kaynadı!

Savaşların olmadığı insanlığın eski dönemlerinde kadınlar idare ederdi her şeyi, ev işinden, ekmeye, biçmeye, ilaç yapmaya, erkekler sadece avlanırlardı.

Sonra bitkilerin sırrını çözmüş bu eczacı kadınları cadı diye yakmaya başladılar ve insanlığın savaşları başladı ..

Leyla Alaton ‘With the balls’ demek istedi herhalde, tercüme konuşunca işler sarpa sardı, bir de tabii bu tür kelimeler edebi olmadıkça çok avam, bayağı oluyor ama Nihat Genç’imize pek yakışır, onun yazılarında şiir olur çünkü edebiyatçıdır, Leyla Hanım PR’cı arada böyle bir fark var, peki edebiyatçı değilse kadın ‘T…şak’ diyemiyecek mi? Nerede kadın özgürlüğü diye ateş edenler olacaktır, yemezler…. Olmadı işte.

Leyla Alaton’la  yapılan bir röportajında okudum ilk servetini New York’da 20 cent karla kemer satarak 2 milyon dolar olarak yapmış!100 bin kemer satmış aşkolsun, elde bavulla hemde ….

Demek iş dünyasındaki öyle babadan, amcadan torpilli kadınlardan değil, hani nerede ise babasının fakir olduğuna Leyla’nın eve katkıda bulunmuş olabileceğine inanacağım.

Halbuki önce, kadının zenginlik ve başarısının temeli erkek mirası olunca testis çıkarıyor olmalı gibi algıladım, ama Leyla Hanım ifadesine göre testisleri kendi imkanlarıyla çıkarmış.

Eğer emek ve emekçi kadınsa söz konusu olan, yol kenarında tarlasından topladığını satan,  yakasında toplu iğne sabahın köru temizliğe gidenler hala kadın tuvaletlerine giriyorlar. Duvar, ağaç dibine yapan, yarıştıran yok!

Leyla Hanım'ın kendisini seksi bulmasına gelince, affınıza sığınarak  söyliyeyim ben kendi cinsime ilgi duymadığım için bir kadına okumuş aptal, ukala, akıllı, salak, şımarık, haddini bilme , kurnaz, fedakar, vefakar, mütevazi , içten, pozcu, bencil, başkalarını düşünen, duygulu gibi sıfatları yakıştırır kullanırım ama ‘Seksi’ demek aklıma gelmez.

Leyla hanımın okuduklarıma göre PR şirketi varmış, umarım kendi PR’ını yapmıyordur! Elalemden bize ne konumuz Leyla Hanım.

Leyla Hanım ROK’u gölgede bıraktı, keşke Bayramoğlu kamu yayıncılığının edebi adına müdahale edebilseydi.

Habertürk jeoloji kürsüsünden dışarıdan sınav vererek mezun olmak üzereyiz, sıkıldığım derslerden zaman zaman Deniz Bayramoğlu Fakültesine bazen yatay geçiş yapıyorum ama ‘T….şak’ filan olunca sınıfta, annem duyarsa beni okula göndermez diye korktum, öbür taraf Allah için biraz sıkıcı  ve sürekli big bang, deprem bekleme halinde ama olsun terbiyeli insanlar, biri sadece uzun yıllar önce bok yemek işkence sayılmaz demişti, unuttuuuk gitti üstüne ne boklar yendi  ekranlarda!

Ekranlarımızda kendilerini evlerinde zanneden rahatlıkta, yatıya gelmiş ve bir türlü gitmek bilmeyen misafir gibi  birbirinden değerli insanlar var  sayıları epey kısıtlı oradan oraya geziyorlar. Ev sahipleri yani moderatörleri adeta hükümsüz kılıyorlar. Yanından pıs pıs talimat veren bile var….

Bu insanlar neyi vücuda getirmek istiyorlar, nelere yol açıyorlar çözmek zor ama kimileri açıkgöz  sadece para ve ün derdinde, uykusuz açıkgözler her gece bir yerdeler. 

Vatanseverlik dersi veriyorlar, haa birde halkın namına konuşmaları bir başka alem, ne tanırım ne katılırım şahsen.

Medyamız ne yaptığı belli olmayanlardan servet sahibi insanlar yarattı, şimdi bunlara medya palavrası olduklarını nasıl anlatacak acaba, kayış koptu çoktan!

Saygıyla Kayda Geçtim, ROK ve Leyla Hanım’ın testislerini… ‘düşündüğünü söylemiş’ , kendini insan yapmış bir kadın neticede ve düşündüğünün arkasında… Devamını bekliyoruz.

Leyla Alaton, Deniz Bayramoğlu’nun programında şeyi şeyine denk trampet çaldı, ee parayı veren her zaman düdük çalmaz trampet de olur, ben bu cümleyi gerçekte olduğu gibi yazabilirdim ama bende para olmadığı için ‘şey’ le idare edin başıma gelmedik kalmaz sonra!

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com


  • Bu Yazıyı
Yasemin Kutsi
Ratingler için tıklayınız!