Malum Şüpheliler - NECEF UĞURLU

Malum Şüpheliler

30.04.2018 | 308 kez okundu


KAYDA GEÇSİN

Ne zaman memlekette işler yolunda gitmese malum şüpheliler belli, hepsi dışarıdan, içeride üstüne alınan yok.

ABD, İNGİLTERE, CFR, BİLDENBERG, TAVİSTOCK, YEŞİLLER, CIA, FBI, Global ÇETE, hani biraz daha gayret Dolce Gabbana, Tommy Hilfiger, filan gidecek yahu hiç mi bizde kabahat yok dedirten cinsten bir durum.

Peki bunlar yalan mı? Hayır değil bunlar ve dahası da var. Çok etkinler, parmaklarında oynatıyorlar dünyayı ama bu durumu bilip ona göre tavır, önlem  almak diye bir şey var, buna politik zeka  diyorlar.

Sadece Gülen Hareketi yerel onun da kökü dışarıda deniliyor!

Yani bizde, içeride hiiiç kabahat yok!

Bütün bu gerçeklerle ekranlarda elini beline koyup kavga etmek bu devirde olacak iş mi? Bu yolla para kazanılır mı? Medyada büyük ölçüde olan bu, yavaş yavaş da tüyenler var.

Birde aynı kişiler sorunu tavan yaptı, her gece değişik kanaldalar. Bari ortak yayın yapın masraf azalır sonra alacak yeni patron aramazsınız.

Diziler ise fikirsiz halbuki çok önemli. Dizilerin anlatım özelliği vardır dolaylı, dolaysız.

İzlediğim 10  bölümlük ‘The Looming Towers‘ dizisi 11 Eylül World Trade Center, Pentagon binasının askeri bölümünü biçip geçen uçakların bin türlü güvenliği aşıp böyle bir şeyi nasıl yapabildiklerini izah ediyor.

Elbette devletin çıkarları doğrultusunda bir izahat olduğuna şüphe yok ama bir izahat var ortada.

Halkın bir beklentisini karşılıyorlar. Öyle üstüne şal geçirdik sen halksın otur aşağı demiyorlar.

Dizide zamanın CIA, FBI İstihbarat servislerinin birbirlerinden bilgi saklaması sonucu bu felaketin nedeni olarak işlenmiş.

Dizi gerçek olaylardan esinlendiğini ve dramatik kurgu için luzumlu eklemeler yapıldığını her bölümünde belirtiyor.

Buna da dramatik, dizi zekası deniyor.

Olayların öncesi ve anı, sonrası Clinton’un Monica olayıyla başı dertte olması, Bush’un faturayı   ABD’nin kadim dostu Suudi’ler yerine Saddam Hüseyin’e çıkartmak istediğini Condelasa Rice’ın açıkça istihbarat toplantısında söylemesi, Senato ifadelerinde İstihbarat birimlerinin başındakilerin  ‘Evet istihbarat vardı teröristlerin topraklarımızda olduğuna dair ama okunmamış’ tarzı ipe sapa gelmez yanıtları ve sonunda ‘ABD halkından  özür dileriz, bizi affetsinler’ mealinde itirafları, Yemen’den, Kenya ve Afganistan’a gayet açık net ABD’nin faaliyetleri, El Kaide bağlantıları güzel güzel anlatılmış, inkar yok bu noktalarda.

En önemli nokta dizinin halkına hesap veren bir ABD portresi çizmiş olması. Aslında hesabı soran da veren de dizi ama demokrasi artık TV ve dramalar olmadan olmuyor!

Bunu anlatamadık, maalesef.

Diziler fikirsiz olunca durum ortada.

Medya dünyası canlı dizi haline geldi her gece kafasına göre Cumhurbaşkanı arıyor, didişmek için adam arayışındalar. CHP bu fırsatı vermediği için de çok kızıyorlar. Mızıkçılık olarak görüyorlar.

Velhasıl CHP gündemi buna kilitledi çok zekice bir strateji, 'Cumhurbaşkanı Adayı Kim Olacak?‘   sorusu peşinde sürü gibi gidiyorlar!

Cumhurbaşkanı ‘Beklenen Şarkı, İstek Parçası’ gibi oldu. CHP Parti Meclisi kararını verecek neticede, onlarında usulü böyle.

Parlamenter rejime dönecek miyiz, başkanlık sistemi kalacak mı, hangisi hayrımıza bunu anlatan dizi var mı mesela aydınlanalım, yok...

Niye yok, ne mani var?

El değiştiren medyaya Ciner gurubundan kim geçecek dışında medya haberi de yok, muhalefetin  medyası yok ama iktidarın da elde patlayan bir medyası olması daha beter bir durum değil mi? 

Saygıyla Kayda Geçirelim, elimizden gelen budur.

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com


  • Bu Yazıyı
Ratingler için tıklayınız!