Medya İlahları, Silahları... - NECEF UĞURLU
Ana SayfaYazarlarMedya İlahları, Silahları...

Medya İlahları, Silahları...

15.11.2018 | 517 kez okundu


Medya İlahları, Silahları Bir Bir Düşerken

KAYDA GEÇSİN


Herşeyden önce  Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç’u evrensel 'He for She’ yani kadınlar için erkeklerin kadın ayrımcılığına karşı desteğini açıkça dile getirdiği, kadınlardan yana tavrı için kutlarım. Fenerbahçe’ye yakışan budur, Fenerbahçe farkı budur. Kız babası olmak böyle bir sorumluluktur. Leyla babasıyla ne kadar gurur duysa hakkıdır. Elbette annesi hanımefendinin ve Ali Koç’un annesi, halalarının da... Çok kadınlı bir aileden gurur duyulacak bir erkek yetişmesi ayrıca iftihar vesilesi olmalı.

Öyle tuvalet kapısı tabelası misali (ki onlarda değişmeli, değişmeyenleri kadınlar boykot etmeli, gitmeyin o restoranlara) ‘Bayan’ hitabı gibi nezaketsiz eski kafa simge, sembolleri umarım en kısa zamanda dilimizden de silinir.

GELELİM ‘MEDYA’YA

Bir kısım Medya’da her kovulmanın ardında siyasi bir duruş, ilkecillik, siyaset arana dursun son haftalarda pek kabul gören, en çarpıcı tespit Mehmet Soysal’ın ‘Medya Darağacına yürüyor‘  sözleriydi.

Medya kendini linç ederek çok original bir intihar sergiliyor uzun zamandır.

Ne var ki bir türlü ölmüyor! Zombi mi oldu ne!

Ancak Sayın Soysal’ın yazısında sanki esas sorun kendi satırlarında ifade ettiği şekliyle:   "Geleneksel medya kuruluşları pahalı içeriğin üretimi için büyük bütçelere imza atarken, ekonomik riskler alırken, 'kes kopyala ve yapıştır' anlayışıyla gazetecilik yapmaya çalışan sosyal medyanın korsanlarına ve internet medyasına 'dur' diyen olmaması gibi olmuş! Peki bu mu esas sorun?

Pahalı içerik meselesi çok yönlüdür, pahalı kaliteli midir ise tartışmalı!

Zararına satış komedisine bir son verin o zaman, pahalı içerik kimleri abad etti ve nasıl pahalı oldu bir tespit edin önce!

Sanatçıların telif haklarına yönelik korunması ise nasıl bir hikaye?

Aman Mehmet Bey piyasa çakma, taklit, adaptasyon ne varsa onlarla dolu iken özgün çalışanların hangi hakları korunma altında acaba Allah Aşkına, mevzuu derin ve kendine göre hayli mafyozik!

Dolayısıyla görsel medya kurumları ve emekçilerinin ve kreatif, yaratıcılar ve yorumcuların  haklarının istismarı topyekun bakılması gereken bir rezalet düzeneğinin hep beraber mağdur olmuş parçalarıdır.

Dahası medya sermayesi pek memnundu son ana kadar ve hatta devam ediyorlar… Sevilay Yılman Hanım'ın yazısında belirttiği üzere para karşılığı röportaj yapan ‘gazeteci’sinden haberdarmış  patron ve  paranın yarısını alıyormuş zaten!  TV yapımları acaba ne alem?

Patron bu durumda çalışanına makbuz mu kesiyordu?

Şu hale bakın çalışanı paranın yarısını patrona verirken makbuz alıyor ileride inkar etmesin diye öyle mi, kara mizahın doruğundayız bunlar doğru ise.

‘Pahalı’dır vardır bir hikmeti mi sanıldı işler pahalıya mal edildikçe ama görünen o ki tam aksi seviye düştü.  

‘Beleş okuyucu, beleş seyirci‘ eleştirisi ile sosyal medyaya gelene kadar geleneksel medya neler karıştırmış, neticede  sosyal medya bu dayatmaların dar çevre operasyonlarının kaçınılmaz sonucudur. Asıl ‘uçurum’ buydu bence.

Medya yöneticisi, kuralları koyan sonra yazan, yöneten, yapan hep aynı kişi olursa kızını oğlunu oynatırsa veya patron yaparsa medyada süreç içinde kim, kimin hakını kimden koruyacak?

Baksanıza Patron da şikayetçi değilmiş, bunu iyice görün artık Sevilay Hanım bir medya kamikazesi gibi gözlere soktu durumu.

Sevilay Hanım’ın açığa çıkarttığı bu bilgiler önemlidir, bence son yılların en önemli gazetecilik olayı tekrar kendisini cesareti için kutlarım. Çorap söküğü için bu yazı son derece aydınlatıcıdır.

Şimdi Internet medyasına dur demek geçmişteki baskı ve dar çevrelerin devamı ve tekelci, yaratıcılık, rekabetten uzak ve felakete neden olan düzeneğinin ekmeğine yağ sürmez mi? Çok yönlü, ülke çıkarlarını, güvenliğini önplana alıp düşünmek lazım değil mi?

Medya kuruluşları ve yönetimleri bir araya gelecekse şayet, yazısında Sayın Soysal’ın önerdiği gibi  ortak kararlar için, önce bilinçli olarak kendi içlerinden yarattıkları düzeneğin Frankenstein’larını  tasfiye etmek zorunda  olduklarını görmüyorlar mı yoksa kurtulamıyorlar mı, hangisi Sayın Soysal?

Yoksa geleneksel yapının ‘Ekonomik kazanç göstergeleri her geçen gün eksiye doğru giderken‘ düzenek para kazanır ve patrona bahşiş veren bir sektör olur!

‘ABD’deki ve gelişmiş ülkelerdeki medyanın güçlü aktörleri yeni düzene hâkim olmuş durumda.’  diyor Soysal... Doğru ama nasıl müthiş tasfiyeler yapıyorlar, göz yaşına bakmadan Harvey Weinstein, Ailes filan ve Kevin Spacey onlarla da sınırlı değil… Güven tazelenmesi affetmeyen güçlüyü tasfiye ile olur.

Kadın ve medya gücü yeniden gözden geçiriliyor, bizde her ikisinde de geç kalmışlık ve inatla örtbas var.

Ayrışmaya karşı çıkar gibi yapıp; ezandan, şiire, iftiraya, hayli kısıtlı hır çıkarma konularıyla, kısır çekişmeleriyle ayakta durmaya çalışan zavallı bireyler resmi geçidi ekranlar, gazete köşeleri.

Yeni ideolojilerinde yenisi aranırken şu halimize bakın.

Her kanalın kendi ‘şairi’ ve silikonlu ‘kediciği’ var! İzleyici maskarası bu kadar mı olunur?!

Üstüne alınmayıp güya derin bilgilere vakıf oldukları imalarıyla, sıkı durun, hemde iktidara yakın medyada yandaş yutturmacasıyla servet yapanlar şimdilerde Suud meselesi, Suud ailesi üzerinden  resmen metaforik anlatımlarla kimleri korkutuyorlarsa artık, ülkeye, paralara el konulma senaryolarını dile getiriyorlar.

Dünya medyasında da bir daralma var. İşten çıkartmalar editorial çalışanlar ve fotoğrafçılara kadar dayanmış durumdaymış... Sözün özü kovulan kovulana.

Daha kaliteli medyanın ise sermaye için asıl amaç olmadığı, gazeteciliğin yalpalayıp durduğu bir gerçek.

Peki gelecekte bize haber veren, gerçek, mit ve yalan farkını bize anlatacak bir medya olacak mı?

Can alıcı soru budur, şu an izleyici, okuyucu kendi başının çaresine bakma yoluna gitmektedir ki elbette bunun da başka sakıncaları çoktur.

Ancak Geleneksel haberciliğin etik değerlerinin hiçe sayılarak bazı güç odağı gazetecilerin ne iş yaptığı yeni mi anlaşıldı? 

Sanki uzun yıllardır gazetecilik değil pazarlama, reklam, PR hizmeti verdikleri ve elbette patronların izniyle bu işi yaptıkları bilinmiyor muydu da şimdi meslektaşları tarafından bu kadar hayretle karşılanıyorlar, ay ay ay….

Bunları adam yerine koyup karşılarına oturmayan siyasetçi kalmadı, boşuna mı siyasetin çare üretemez hale gelmesi, siyaseti bunlar aracılığıyla kimlerin ürettiği ise açık ortada, toplum için   çareler ise bunların hiç umuru olmadı.

Bir ara öyle coştular, pervasızlaştılar ki aralarında detone, karga sesiyle festival açılış konseri veren bile oldu! Kimdi o sırada belediye başkanları?

Festival hamileri, sponsorları, düzenleyicileri?

Aralarından biri bile ‘Kızım sen şarkı filan söyleyemezsin, bu ciddi festival ortak bir değer, bunca yılın prestiji uluslararası davetliler var rezil oluruz‘ diyen kaç kişi oldu? Geçiniz… Çok Ömürsünüz çok vallahi şimdi hayret ederken.

Dünya güçleri konvansiyonel savaşları bir tarafa bırakıp bin çeşit yeni, by proxy dahil, dünyayı ele geçirme projeleri geliştirirken bizim medya değersizleştirme, bayağılaştırma, salaklaştırma modelini çağdaşlık modernizasyon, globalleşme diye yutturup yabancı 'ruh ikizleri’ örneklemeleriyle  cep doldurup sonra camdan atlayıp kaçar hale geldi.

Şimdi bunların tasfiyesi o kadar kolay olmuyor, çok da ciddi servetleri, akrabalık bağlantıları olduğu için arkalarında çıta çakılmış eski yazlık sinema sandalyeleri gibiler, birini kaldırınca 15’i birden kalkıyor ayağa!

Çok da zavallı haldeler, dünyanın zengin zavallıları bizim medyadan çıkıyor. Aralarında ikamet ettiği yurt dışında sokaklarda yürüyüp kendi söyleyip kendi gülerken gazetecilik yaptığını sananlar bile var. Ciddi bir sinir buhranı eşliğinde sevimsiz, etkisiz ukalalıklara devam etmeye direnirken güya ülkeleri için endişeliler, sinirleri ondan.. Hımmm yersek!

Artık hiç olmazsa bu sorunlar dile getiriliyor. Yıllarca bu sistemin ortasında yer almış gıkını çıkarmamış mainstream medyanın mıncık makarnaya dönen ilişkilerinden elde edilen rantların kepazeliği yerini pişmanlığa bıraktı mı bilemem ama hala pazarlanmaya çalışılıyorsa yazık ve nafile, dünya oralarda değil.

Bu tartışmaların bir başka noktası doğru haber alabilecek miyiz sorusu!

TV’lerde artık haberlerde bile izleyicinin ilgisi satılıyor, haber değil.

İlgi çekmek için her türlü pespayelik hala ısrarla pazarlanmaya çalışılırken kirli çamaşırlar medya oyun kurucuları, ünlüler, siyaset ilişkileri yavaş ve şaşırtmalarla dolu olsada dökülmeye başladı. Bu iyi bir şey.

Gelinen bu noktada  artık ekran karşısına geçip haber izleyen aileler yok, her evde birden fazla televizyon elde telefonlar var. ‘Haberde Buluşalım‘ 50 yaş altı için çekici bir slogan değil. İtimat kaybedildi mi kolay geri kazanılmıyor.

Teknoloji iki dalı reklamcılık ve haberciliği dolayısıyla gazeteleri çökertti. Eskiden emlak ilanları için gazete şarttı şimdi online bedavadan bu hizmeti veriyor.

Medya arasında online’a taşınanlar ise eski kazançları göremiyorlar elbette.

Manzara değişti, artık Google (YouTube da onun) ve Facebook var.

Amiral Gemileri çoktan battı. Sosyal Medya motorları en büyük yayıncılar oldular. Murdoch bile bunların karşısında çelimsiz, önemsiz kalırken ve tek çare artık yaratıcılığa çok önem vermek gerekirken hala kimlerle çalışılıyor bizim medyaya bir bakın!

Dönüp dolaşıp kendisini aldatan kocasından intikam almak için çocuklarını öldürmeyi planlayan Medea’aya geldiler. Şimdi facia takviyesi de yaparlar kadına babası ve amcası sırayla tecavüzde etmiştir ve hatta birinci çocuk amcadandır, amca da zaten annenin dayısıdır gibilerinden... Kafa bu, seviye bu, gelecek için medya, Türkiye  tasavvurları bu, bu tasavvurun disuse de bu oluyor.

Asıl soru  yeni medya sahiplerinin medyayı yeniden şekillendirmeye niyetleri var mıdır ve hazır olup olmadıklarıdır, bu eski zihniyetin ortada dolaşan düzeneğiyle zor.

Aslında patronları da aşan bir sorun, devletimizin kararı önemlidir. Etkisi kalmamış eski düzeneği sosyal medya karşısında daha emniyetli bulup bulmadığında düğümleniyor sanki iş, oysa koskoca devlet karşısında hepsi hikayedir.

Aydınlık günlere doğru İnşaallah yol alırız.

Ve bu şartlarda, kişisel çıkarlar için iftira, yasak, yalan dolana rağmen ayakta duran değerli insanlarımıza sevgi ve güvenle başarılmayacak hiç bir şey yok. Yoksa Olimpos dağının Tanrıları misali Medya İlahları, ellerindeki silahları bir bir çoktan düştüler ayağa kaldırmaya çalışmak beyhude zaman kaybı.

Saygıyla Kayda Geçtik Efendim, Elimizden Gelen Budur

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com


  • Bu Yazıyı
Ratingler için tıklayınız!