Medyada Pozisyon Kapma Derdi - NECEF UĞURLU
Ana SayfaYazarlarMedyada Pozisyon Kapma Derdi

Medyada Pozisyon Kapma Derdi

22.10.2017 | 1077 kez okundu


Medyada Pozisyon Kapma Derdi
Ve Gülben, Ertuğrul, Diğerleri


KAYDA GEÇSİN

Medyanın gönüllü cellatları kesip biçerken, Ertuğrul Özkök geç de olsa nihayet RTÜK’e sormuş ‘Kabataş Yalanları’nı uyduran, yayınlayan medya kuruluşlarına ne ceza verildi diye!

Gecikmiş itirazı başım üstüne.

Peki bu Cumhuriyet tarihimizin en berbat hem de kadınlar üzerinden  kurgulanan nifak teşebbüsüne alet olan gazetecilere meslek kuruluşları, çalıştıkları gazete, televizyon yönetimleri ceza verdi mi?

Ben görüntüleri izledim diyen Mr. Spock değildi herhalde, uzay gemisine binip gitmedi, kendisini kurtarmaya mazeret eski medya büyüklerinin medyadaki dillere destan bir iki palavra haber öyküsü anlatıp ‘olur böyle vakalar‘ diyerek yoluna devam etmedi mi?
Medyanın yalan haber tarihi adamı aklamaya yeter mi?

'Bu ilk defa benim tarafımdan yapılmış bir kabahat değil ki biz medyada uydururuz' mazeretine susanlar ayıp ettiler, kaldı ki Çemberlitaş Ankara’ya taşınıyor beste haberi ile Kabataş aynı mı?

Bunları yapanlar arasında o gazeteden bu gazeteye, o kanaldan bu kanala transfer olanlar olmadı mı?

Demek gazetecinin iftira yaltakçısı çok para ediyor, pek makbul, ‘şimdi doğruları söylemek yetmiyor, sen o zaman nerelerdin arkadaş' diye sorulur adama.

Yeni mi keşfettin Kabataş Yalanları’nı Özkök? Söyleyenler arasında senin gurubunda olan yok mu? Mesela Abdülkadir Selvi New York Times, Washington Post’da çalışıyor da ben Hürriyet diye yanlış mı biliyorum. Yazısı arşivlerde.

Kabataş Yalancıları Korosundan her gece ekranlarınızda baş tacı ettiklerinizi saymakla bitiremeyiz, eğri oturalım doğru konuşalım sadece Cem Küçük bu koronun yalanına dur dedi. Kurgudur dedi. Kabataş Olayında saat doğruyu gösterdi.

Özkök görevinden alındığı, üstüne hatırladığım kadarıyla gelen giden 2, 3 kişi olmuş ama ve fakat görevinden alınmış ve görevine devam eden tek kişi  dünya medyasında da!

‘Fark etmedim, elimden gelmedi‘ onun zekasındaki adama mazeret olur mu, hala ona laf yetiştirerek ayakta kalmaya çalışan gabiler sayesinde medya ömrünü uzatacak kadar kurnaz üstelik.

Medyada her kovulmanın ardında siyasi bir duruş, Atatürkçülük aramak manasız, büyük bir çoğunluk başarısız, zaten gazeteci filan değil.

Dünya medyasındaki daralma biraz daha farklı, işten çıkartmalar editorial çalışanlar ve fotoğrafçılara kadar dayanmış durumda, sözün özü kovulan kovulana.

Daha kaliteli medyanın ise asıl amaç olmadığı, gazeteciliğin yalpalayıp durduğu dünya gerçeği.

Peki gelecekte bize haber veren, gerçek, palavradan uzak ve yalan farkını bize anlatacak bir medya olacak mı?

Geleneksel haberciliğin etik değerleri, gazetecilerin ne iş yaptığı yeni yeni anlaşılmış görünüyor. Artık hiç olmazsa bu sorun dile getiriliyor, mainstream medyanın mıncık makarnaya dönen ilişkilerinde elde edilen rantların kepazeliği hala pazarlanmaya çalışılıyor.

Bu tartışmaların odak noktası doğru haber alabilecek miyiz sorusu?

TV’lerde artık haberlerde bile izleyicinin ilgisi satılıyor, haber değil.

İlgi çekmek için her türlü pespayelik hala ısrarla pazarlanmaya çalışılırken  kirli çamaşırlar medya oyun kurucuları, ünlüler, siyaset ilişkileri yavaş ve şaşırtmalarla dolu olsada dökülmeye başladı.

Gelinen bu noktada artık ekran karşısına geçip haber izleyen aileler yok, her evde birden fazla televizyon elde telefonlar var. ‘Haberde Buluşalım‘ 50 yaş altı için çekici bir slogan değil.

Teknoloji iki dalı reklamcılık ve haberciliği dolayısıyla gazeteleri çökertti. Eskiden emlak ilanları için gazete şarttı şimdi online bedavadan bu hizmeti alıyoruz.

Medya içinden online’a taşınanlar ise eski kazançları göremiyorlar elbette.

Manzara değişti, artık google (YouTube da onun) ve Facebook var.

Amiral Gemileri çoktan battı. Sosyal Medya motorları en büyük yayıncılar oldular. Murdoch bile bunların karşısında çelimsiz, önemsiz kalırken Ne Özkök’ü yahu.

Bunların gazetecilere de ihtiyaçları yok saniyen reklamları kişilerin ilgi alanlarına göre yolluyorlar.

Aslında reklamcılar için de bu durum ballı börek, açıktan çok daha fazla para kazanabilecekleri bir ortam sizin ürününüzle ilgili olanlara reklamı yollamak yerine niye boşuna para veresiniz? Üstelik etkisiz, dayatma starlarıyla inadım inat bir medyaya!

Derler ki yeni medya düzeninde reklama ayrılan her doların 90 Cent’i artık Google veFacebook’un cebinde.

Bugün internet bağlantısı veya sosyal medya hesabı olan herkes haber ve görüşlerini dünyaya arz edebilir, bu insanlık tarihinde yeni bir dönem.

Yazılı basın aydınlanmacılığı artık 1500 1600 yıllarından bir hatıra.

İyimser bakacak olursak dünya çapındaki bu web hareketi yeni bir aydınlanma çağını açabilir ama aksi olma ihtimali de var ve bu da çok karanlık bir çağa adım olabilir.

Kapının önüne konulan değerli gazeteciler, sanatkarlar var oluş biçimlerini değiştirdiler yeni mecra webler, pek çok NGO ve sivil toplum kuruluşları gazetecilik içeriği taşıyan işler yapıyorlar her ne kadar medya organizasyonu gibi görünmeselerde.

Dayatma devri bitti, sonu ne olur bilemeyiz ama kontrol dışıdır, güvenlik riskleri vardır.

Durum bu iken Gülben’i linç, mahalle çocuğu, kadınları kavgaları hakikaten içler acısı bir sonucu olamayacak, bu çağa direnişi gösteriyor.

Gülben bir iş yapar her şeyi siler, herkes için geçerli, işte yeni çağ medyasında varlığını koruyabilmek bu iradeyi göstermeye, kalibresi yüksek insanlarla çalışmaya bağlı.

Gökten kitap yağıyor, öyle ki nerede ise İbrahim Müteferrika mezarından  kalkıp ‘Ulan matbaayı getirdiğime pişman ettiniz beni!‘ diyecek. Elbette değerli olanlar var ama bir bakın şöyle bir insaf yahu. Prof. Cem Say  geçenlerde Yapay zeka ile ilgili öngörümlerinin doğru çıkanlarını anlattı, kitabım satılmama rekoruna sahip diyince gülünesi halimizi daha iyi anladım.

'Fi benim' diye Başak Sayan’da feryad edince gülme krizine girdim, Fi senin olsun Çi onun hadi öpüşün barışın bir yabancı 3. Şahıs çıkarsa ona da Pi’yi verirsiniz.

Bu arada 1. Hollywood Türk filmleri için bizimkiler akın etmiş Los Angeles’e, çok yaşayın emi, siz bu kafayla Hollywood’da Türk Film Oscar’ları da dağıtırsınız... Ee ne olacak sonra? Çok yaşayın güldürüyorsunuz!

Yanlız artık bu ülkenin dünyanın kıçıyla güldüğü bir ülke olma lüksü yok, herkes palavrasını da kendisine saklasın kimsenin yuttuğu yok, mesele güvenliktir ve hepimizin meselesidir, aptallar dahil.

Çok büyük zekalar lazım Ertuğrul bile yetmez, ve ne tuhaf kuruluş Ertuğrul’la oldu batışta… Bizimde kısmet Ertuğrul’lardan!  Ve yeniden diriliş bakalım hangi genç, akıllı çağdaş beyinlerle olacak, umutsuz değilim küllerimizden yeniden doğuşumuz ilk değil, hepimiz Zümrüdü Anka soyundan geliriz….

Medyada pozisyon alma derdi olanlar, işiniz zor artık.

Saygıyla Kayda Geçsin 

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com


  • Bu Yazıyı
Yasemin Kutsi
Ratingler için tıklayınız!