Milli Yerli Malı Huniler Haftası - NECEF UĞURLU
Ana SayfaYazarlarMilli Yerli Malı Huniler Haftası

Milli Yerli Malı Huniler Haftası

20.09.2018 | 395 kez okundu


AIRPLANE, İŞ BANKASI (Without Cem)

MİLLİ YERLİ MALI HUNİLER HAFTASI

KAYDA GEÇSİN


Televizyon yayıncılığı, hele kamu yayıncılığı izleyicileri, izledikleri insanlardan utanır hale getirmek için yapılmaz ki, moraller çöker, utanınca üzülür insancıklar yahu. Günahtır bu kadar insane yahu.

Belki de bu kadar uzun süreli, saatlerce  yayınları TV’lerin yaratıcı kadro kapasiteleri artık kaldıramıyor. Onlar da ne yapsın.

O zaman yayın saatlerinde kısıtlama, yararı olacak  tekrarlar neden düşünülmesin, ucuz maliyetli  zannedilen belli kesimi zengin eden dolgu program yapacağız diye ‘Saldık Ekran Çayırına, Mevlam Kayıra‘ diye bu kadar seviye düşürülmese daha iyi olmaz mı, çıkanlarda kaliteli insanlar aslında ortama uyuyorlar.

Prime time faciaları utanç verici, nerede ise öğleden sonrası izdivaç mizdivaç programları, sabah dedikoduları açık ara çok daha içerikli kaliteli kaldı.

Bunları izledikçe insanın, Esra Erol, Zuhal Topal, Hakan Ural, Seren Serengil kolay yetişmiyormuş diyesi geliyor.

Son haftaların üç önemli gündemi; Seda Sayan’ın Londra Simit Sarayı kapısına kapaklanması,

Katar’dan gelen Airplane ve, 

İş Bankası CHP ilişkileriydi, bu sefer Cem Yılmaz’sız bir İş Bankası gündemde.

Seda hariç diğer 2 başlık hemen her gece tüm ekranlarda konuşuldu. Seda pek umurları olmadı.

İş Bankasını savunayım derken CHP’lilerden bazıları ‘Eğer ülke ekonomisi düzelecekse biz çekiliriz’ mealinde ‘kalk gidelim’ misali konuşurken ‘Olmaz Atatürk’ün vasiyeti bozulamaz’ ‘ bok yeme otur‘ diyeninin yanyana olması bir demokrasi şöleniydi. 

CHP’liler bir şeye karar verip ona göre ağız birliği yapmıyorlar, söz konusu şahıslar İstanbul Belediye Başkanı aday adayı Gürsel Tekin ve hiç bir yere aday olmayan nadir CHP’lilerden Gürkan Hacir kardeşimizdi.

CHP’nin Atamızın mirası hisselerinden payına düşen paranın Türk Dil ve Tarih Kurumlarına aktarıldığı malum, lakin dilimizin hali ortada, tarihimiz ise saçma sapan dizilere teslim bu durumda  onca para aktarılmasına rağmen her iki kurum Atatürk’ün mirasıyla pasifize mi edilmiş oluyor, asıl bunu sorgulayan yok, hatta geçenlerde Fikri Sağlar konuyla ilgili Halk TV’de ayrıntılı bilgilendirdi bizleri lakin eski Kültür Bakanımız olmasına rağmen konuya yaklaşımı banka ile sınırlı kaldı, üzüldüm tabii. Varlık fonuna Katar’ın ortak olduğu doğru mu, bunlar da elbette çok ciddi sorular, Sağlar’a haksızlık etmek istemem.

Para bu kurumlarda verimli kullanılmış mı, para verildi de ‘dil‘ ve ‘tarih’ korunabildi mi, birinizde bunu konuşun Allah Aşkına CHP’liler, niye tık yok.

Yönetim kurulunda 4 temsilcimiz var ama etliye sütlüye karışmazlar, bir fonksiyonları yoktur  demenin gurur verici yanı var mı, öyle korkuluk gibi oturuyorlar mı, bu mudur Atatürk’ün vasiyeti?

Keşke asıl Türk Dil ve Tarih Kurumlarına vasiyetin yerine getirilmesi için temsilci yollanabilseydi, kendilerine aktarmaları için emanet edilmiş kaynak amaca uygun verimli kullanılıyor mu diye.

Bilmiyorum belki vardır ama sonuç ortada.

Demek mesele sadece para değil.

Atamızın vasiyetinde üstüne titrediği kurumların ne yazık ki dil ve tarihimize sarkıntılık, saptırmaları  önleyemediği bir gerçek.

Dilimiz perişan, vurgular yanlış, anlamlar boşalmış yerine başka şeyler tıkılmış, herkes şikayetçi,  Atamın vasiyeti ne oldu şimdi?

Tarih ise güncele göre yeniden yazılıyor dizilerde, eskiyi güncele göre uyarlama duyulmamış!

Eski resimlerde dizi Abdülhamidin eşi Bidar gibi baş bağlama modeli yok, hani baktım diğer hanımlarına malum rahmetlinin saymakla bitmez, kızlarına onlarda zaten baş örtme hiç yok lakin   Bidar Nişantaşı Aksaray Tesettür defilesinden çıkmış gibi, dizi illa tarihe uymak zorunda değil elbette ama iddia bu ise başka!

Ne oldu şimdi Atamızın vasiyeti, daha örnek çok yer yok.

CHP Atanın vasiyetinin mana ve içeriğine yönelik susup oturacak sadece 4 koltukla ilgili mi konuşacak? Bu utanç verici.

Siz asıl bunları konuşacakken niye susuyorsunuz, gerisine Soner Yalçın yazısında en akli yaklaşımla cevap vermiş, diğer kamu bankalarında AKP nepotizminin yandaş doldurmasını gayet güzel yazmış zaten! Yanlız bununla kalmıyor özel sektörde var tabii.

Uçak alımı ile igili ise İktidar yandaşlarının, savunacağız derken saçmalamalarının ölçüsü kaçtı, AK Parti yandaşlarının kendilerini yok eden kamikaze intihar çeneleri var muhalefete iş bırakmıyorlar… Sussalar iş bu kadar büyümezdi!

Bir tanesi ben o uçaklarda sık bulundum diye şişinip, konuyla ne ilgisi varsa bu uçakta kimlerin seyahat ettiğini anlattı. Sap Saman Bey. Gök Bükücü…..

Katar Şeyhinin hediyesi olduğu söylenen uçağa ‘Büyük devletler böyle jest yapar' diye yaklaşan arkadaşa ‘Büyük, alan mı oluyor veren mi?' sorusu sorulduğunda ‘Her ikiside‘ demesin mi!   Televizyonlarda oluyor bunlar …

Çıkartmayın bunları lütfen, onlara da yazık, aileleri, çocukları utanıyorlarsa ayrı üzüntü, hiç utanmıyorlarsa daha büyük üzüntü. Bizler çok utanıyoruz.

Bir başkası, canım benim ton sürton giyinmiş 'Ülkeler birbirlerine durumlarına göre hediye verir‘  diyerek milletlerarası ilişkileri sünnet düğünü ile karıştırdı, düğün sahibi zenginse pahalı hediye,  fakirse ucuz verilir  anlamına gelen bir şeyler şey yaptı…. konuşma diyemiyeceğim artık bu beyanlara yaptı diyorum sizler anlayışınızla yardımcı olun ne demek istediğime  buraya açıkça yazılması ayıp.

Kafaya Huni takmalık olununca durum her alana sirayet ediyor, sanatçı olarak piyasaya oybirliği ile atanan yılbaşı hindilerinden kimileri yoksullara, çocuklara okul yardımı, çanta, kırtasiye alıp bununla övünüp iyilik meleği pozlarına geçiyorlar, devletten aldıkları kampanyalarda onlara ne ödendi açıklanırsa aldıkları kırtasiyelere harcadıkları ile kıyaslarız… Çok utanç verici ne tarafından baksanız çok ayıp, yardımı açıklamak bundan kıvanç reklamı en başta.

Çok utanıyoruz bunlardan.

Bir de Mehmetçik vakfı veya devletin bir hayır kurumuna bağış yapınca devletin, ordunun kendisine bağlandığını zannedip tehditler savuranlar var sinirleri çok bozuk tamam da, akıllarını başlarına alsalar daha iyi olmaz mı, bu davranışlar utanç verici.

Farklı fikirler hal öcü muamelesi görüyor, ‘kim bu aykırı‘ diye hemen linç başlıyor! Utanç verici.

İktidar muhalefet fark etmiyor şimdilerde kendi dar çevrelerinden medyada yeni yüz yaratmaya çalışıyorlar.

Mesele yüzleri değişmekten öte fikirlerde bu beyhude gayret utanç verici.

Eskiden FETÖ'cü ve AKP’liler, milli olan, olmayan veya iddiasında sağcılar kendileri gibi düşünmeyenlerin hep komünist olduğundan şüphe ederlerdi … Çok utanç vericiydi.

Kaderin oyununa bakın şimdi solcusu, sağcısı, dincisi, dinsizi hatta ik taraftan öyle görüneni birleşti  kızdıklarının FETÖ'cü olmakla suçluyorlar, yine çok utanç verici .

Ekranlar ise ‘Hemfikir Klüpler Birliği‘ne döndü, sonra:

‘Bakın biz ayrı mahallelerin adamlarıyız ama ekranlarda birleştik işte budur Birlik beraberlik’  diye  aynı laflarla  birbirlerini  tamamlarlarken halkı  kandırdıklarını zannetmeleri utanç verici.

Birbirlerine ilk isimleriyle ya da ‘Abi’ diye hitap etmeler, bir  samimiyet, tv literatürüne ‘program dostluğu‘ diye bir kavram armağan ettiler… Bu da utanç verici bir laubalilik.

Zaten programlar bitince birbirlerine giriyorlar. Bazen program esnasında oluyor bizlerde istifade ediyoruz.

Filme ilaveten mutlaka her gece aralarında en yaranmacı uyanık olmak isteyen bir İbiş oluyor, bir bahane çıkarıp Cumhurbaşkanını durup dururken sanki karşı gelenler varmışta bu göğsünü siper ediyormuş gibisinden korumaya kalkıyor Cumhurbaşkanlığı Alayı Cumhurbaşkanını asıl bunlardan korumalı çok utanç vericiler.

Memlekette olan biten sürdürülebilir bir kaçıklık değil, nitekim yandaş medyaya, iktidara hiç de yabancı olmayan hatta içinden diyebileceğimiz Atılgan Bayar ‘Milli, Yerli  Bir Huni‘  yapmayı planlıyormuş, hem kendisi hem isteyenler için.

Atılgan Bayar malum gazeteci, NEF başkanı, Rahmetli Olçok’un en yakın mesai arkadaşıydı işin içinden olan ama zaman zaman dışından bakabilen biri, ilginç saptamaları huni ile sınırlı değil,   Twitter’dan takip ediniz derim, huni siparişi için şahsen sıradayım.

Hatta ulusal bir kampanya şeklinde olursa şahane olur, herkes hunisi ile sokağa çıksın! Huni takan değil, bu hale getirenler utansın.

Hunilerimizi takıp sokağa çıkalım artık, her gün. Hatta çocuklarımızı okula yollarken arkalarından ‘Hunini taktın mı yavrum’ diye seslenip uyaralım.

Madem bir şey yapamıyoruz bari tadını çıkaralım geldiğimiz noktanın, çoluk çocuk milletce asıl birlik, dayanışma budur.

Huni Kampanyası dünyada bir ilk olacaktır, zararsız pasif bir eylemdir, bence bu ülkenin namuslu, dürüst utandırılan insanlarına iyi gelecektir ellerinden başka şey gelmiyor çünkü.

Ve dünya bizi kafamızda huni ile gezerken görünce kendi payına düşen utancı düşünecektir.

Saygıyla Kayda Geçirdik, elimizden Gelen Budur.

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com


  • Bu Yazıyı
Ratingler için tıklayınız!