Nagehan Alçı Öğütçü Bacı - NECEF UĞURLU
Ana SayfaYazarlarNagehan Alçı Öğütçü Bacı

Nagehan Alçı Öğütçü Bacı

14.04.2019 | 969 kez okundu


NAGEHAN ALÇI ÖĞÜTÇÜ BACI,

SEN HALKA DERBİ MAÇINA GİTMEYİN DİYEBİLİYOR MUSUN?

KAYDA GEÇSİN


Geminin ana direğinin tepesine yakın gözetleme yeri ‘crow’s nest‘ den (Karga yuvası) olaylara bakan ve kendisinden çoğul olarak ‘Biz Gazeteciler‘ diye bahseden Nagehan Alçı’yı beyan esastır diyerek gazeteci kabul edelim ve yazıya öyle devam edelim.

‘Dediğim gibi ufukta sandık var. Peki şimdi ne yapılmalı?‘  diye sesleniyor, soruyor ve kendi kendine cevap verip, yapılması gerekenleri de yazısında sıralıyor.

Bunu yıllardır yapıyor,

‘Öğütçü Bacı Gazeteci' Nagehan Alçı bilhassa devleti idare edenlere ve muhalefete sürekli nasihat veren ‘Öğütmen Gazeteci’ diye yeni bir gazeteci türünün mücidesi.

Bu sefer 13.04 2019 tarihli yazısında da İmamoğlu’na derbi maçına gitmemesini öğütlüyor ve daha önce de İzmir Mitingi husunda Kemal Kılıçdaroğlu’nu da uyardığını hatırlatıyor, sanki bu uyarısı yüzünden Sayın Kılıçdaroğlu Mitingi iptal etmiş, yazıdan bu çıkıyor.

Bu gerçek ise; bunların ailece CHP üzerinde etkisi inanılır gibi değil!

Sayın Baykal’da kimselerle görüşmez iken ROK ile görüşürdü,

Yanlız o mu, Melek Anne’de bu aileyi severdi bunlar açık bilgi, CNNTürk’de programlarından  birinde Kadri Gürsel’in üstüne gelmesi üzerine Gezi’ye hamile olduğu için inmediğini söylemişti, yoksa gezide de olacakmış .

Ailenin heryerde olma, her konuda konuşma ve öğüt verme özellikleri var.

Aydın Doğan ziyaretleri ayrı fasıl o da nasihat aldı herhalde.

Ayrıca uluslararası basın, batılı diplomatlardan telefon alıyormuş Bir İçim Su Hanım tamam da, bir gazeteci olarak  halkından gizlediği haberi onlara verecek değil herhalde, bir haberi varsa bize de söylesin  ne konuşuyor ki adamlarla ‘Bizde seçime girmek serbest kazanmak yasak‘ mı diyor!

Bu yabancı dostların aranılan adamı olmak durumu Özkök yerine çoktan Nagehan’ın geçtiğini gösteriyor, o da ruh ikizi Bild eski yönetmeni Kai başta yabancı dostlarla hep konuşma halindeydi, sonra sahi Kai ne oldu hiç ses çıkmıyor.

Olanlar oldu, etkilerini kaybettiler.

Zaten gazeteci için önemli olan haberleriyle bireyleri değil halkı etkilemek, halka derbi maçına gitme dediğinde evde oturuyorlar mı veya tezahürat yapmayın dediğinde susup gazeteciyi ciddiye alıyorlar mı, öbür türlü bir gazetecinin böyle esrarengiz tuhaf şeyler söylemesi yakışık almıyor, ne biliyorsa yazmak yerine  aba altından sopa gösteren Öcü, neler olacağını bilen  ama söyleyemeyen Nostradamus’culuk oynamak gazeteci için ayıp oluyor.

Aslında Nagehan  Alçı gazetecinin temel görevi olan haberi vermiyor ne yapılması gerektiğini öğütlüyor, hangi iletişim okulu disiplini böylesini yetiştirir, Boğaziçi’ni kutlarız devlete, ülke yönetenlere, muhalefete akıl veren öğrencileri berhüdar olsun, bir kısmı mecliste bir kısmı gazete köşelerinden, bazıları sahnelerden  maaşallahları var ülke idaresinde işlerinin başındalar! Bir de etkili olabilirselerdi gerisini siz düşünün!

Muhalefete, önde gelenlerine öğütler veren Nagehan Alçı iktidara öğütlerde pek cömert değil, eşine de cimri, o gece evden çıkarken eşi ROK’a akşam sakso makso saçmalama Boşnak’ları kızdırma demeyi akıl edememiş olabilir mi, ya da ruh ikizi eşi dinlemedi veya üslupları bu, biri kalk gidelim derken öbürü şey yapma otur diyor.

Bir İçim Su Hanım ‘Ufukta sandık gördüm‘ diye dursun, taa tepelerden yani ‘crow nest’ den yani  ‘karga yuvası’ndan pek fark edilmiyor galiba gemi karaya oturdu, kendisine göre tam da kara görünmüşken!

Medya tarihimizin en karmaşık entelektüel karması bizim gazetecilerimiz arasından çıkıyor, bilhassa Alçı çok özel bir insan ve fakat nedense yemek programı yaptı ama henüz resim sergisi açamadı.

Bizzat yıllardır en üst düzeyde parçası olduğu medyayı eleştirmesi ise çok ‘psychedelic‘ olmuş , sanrısal yani ‘hayal gördüren‘ müzik, sanat derken demek ‘sayko - hayal gördüren’ gazetecilik de varmış, bir gazeteci olarak temel görevi olan gerçekleri haber vermek yerine, felsefe yapmak entelektüel bir mazeret mi oluyor? Hımmm...

Bizim medyanın iş bulan, halen devam etmekte olan bazı gazetecileri bitcoin gibi oldular, piyasada  dolaşımı var ama ‘delusional‘ sanrısallar!

Mesela altın karşılığı ve kontrolü yok bitcoinin bunlarında öyle!

Nagehan Alçı bu konuda asla yanlız değil.

Böyle bir kadınlar serisi de var ama Alçı Kraliçe.

Gerçekte var olmayan şeyleri görmek, işitmek gibi dayanaksız algılamalar ile bayağı işi götürdüler senelerdir ama şimdi kendileride sanrı oldular bir bir ee bunu da karga yuvasından görmek zor!

Şimdi Alçı birde şikayet etmesin mi:

‘Türkiye’de hem biz gazetecilerin hem de akademisyenlerin en çok yaptıkları hata, objektif olması gereken tespitlerle, sübjektif temennileri birbirine karıştırıp bulamaç haline getirmek. Bu açıdan çok kötü bir noktadayız.

Temennilerini objektif tespit gibi suna suna bu memleketin neredeyse bütün köşe yazarları ve yorumcuları maalesef güçlerini ve etkilerini kaybettiler. Önemli bir kısmı da tamamen duygularına teslim olup marjinal hale geldiler.‘


Alçı yazısında ayırım yapmadan bayağı entelektüel bir kanca atıyor anahtar kelimeler Anti-truth ve Post -truth ki bunlar zaten yakın akraba olurlar ve Alçı yanlız olmadığını bir genelin parçası olduğunu da yine hatırlatıyor yanlız değilmiş bunu anlıyoruz.

‘Türk medyasının hem iktidar hem muhalefet kanadı için durum böyle. Basın hayatımız dünyada da yaygın olan post-truth aşamasında da değil. Bildiğimiz anti-truth gölünde debeleniyor. Giderek daha fazla insan, kendi uydurduğu komplo teorilerine inanıyor bu ülkede.‘ diye şikayeti var .

Ne yapsın millet,  hep medyanın  gazetecilerin uydurduğuna ,veya  abuk sabuk dizilerin uyduruk tarihine mi inanacak sıkıldı, ‘kendi kıçımdan uydururum daha iyisini diyor‘, ne kadar sağlıklı bir tepki, uydurmak bir demokratik hak ise başkalarına kullandırmak yerine kendi kullanmak istiyor.

Anti-truth zaten insanın gerçekleri ve mantığı yalan söyleyebilir esasında yükselir yani ‘yalan söyleyen gerçek‘ durumu, yarı gerçeklere bulanmış yalanlarda bu kategoride yer alırlar, sıkışınca  gökkuşağı, çok renklilik nöbetçi mazeretlerdir.

Medyamız yıllardır anti-truth ile yani gerçek dışı ile geçinip gidiyordu, polorizasyona da pek iyi geldi, şimdi Nagehan Alçı’nın ifadesinden anladığımız anti – truth demek göl oldu, 

Peki göl ne oldu, inek mi içti!

İnek ne oldu, kim yedi, bak post truth bu şimdi. ‘Who ate the cow.’ 

Alçı, durumun Post-truth aşamasında olmamasına seviniyor mu yeriniyor mu o belli değil, malum post-truth Steve Tesich’in kullandığı bir söz .

Tesich ödüllü bir drama yazarı bu bileşik sözcüğü kıçından uydurmuş, bir oyununda komiklik olsun diye yazılmış bir söz.

Koministleri, solu alaya alan ABD’ye 13, 14 yaşında kaçıp göçen Sırp göçmeni bir yazarın uydurduğu bir laf, devrim olmadı diye ameliyatla kadın ve polis olan bir karakteri de vardır ‘Division Street’ adlı oyununda, yazdıkları komiktir… 

Tesich bile muhtemelen hayatta olsa şaşırdırdı dalga geçmek için uydurduğu bir şeyin politik kavram olmasına, bu kadar kurumsallaşmasına. Ve işin Nagehan Alçı’ya kadar dayanmasına.

Post-truth  kabaca; hakikat sonrası, gerçek ötesi anlamında kullanılıyor. Gerçeğin çarpıtılması, manipüle edilmesiyle yaratılan sahte gerçeklik “post- truth” kavramının özü, yani şimdilerde   medyanın yediği bokların felsefi dayanağı, ‘gerçeği veremiyoruz yoksa dükkan sizin ama sizler için bari uyduralım‘ gazeteciliğidir…

Aslında ‘Post – truth‘ daha da boklu bir göl  heves etme yoksa seninde başına gelir Nagehan Alçı.

Boşuna gazeteciler şarap, villa, yalı, derken bitcoin oldular demedim kendi uydurdukları sanal dünyalarında varlıklarını sürdürürlerken iyiydi fakat işler karıştı şimdi işin içinden çıkmak için  Entelektüel Karmaşa iyi gelir diye mi Anti-truth, Post Truth filan mı takılıyorlar bilemem zaten ne dediklerinin önemi kalmadı.

Kısaca iyi gazeteci olma cesareti bulamayan ve fakat  gazeteci olmadan gazeteciymiş gibi yapanların sığındığı uyduruk entelektüel kılıftır post-truth ve anti-truth, çağın buluşu filanda değildir, kaplamadır ben kendi halinde bir insan olarak mesela bu laflar yerine mümkünse en az iki dilde ‘zırva tevil götürmez’ diyebilen insanları daha enteleküel, cesur ve gazeteci olmaya yüreği yeter, layık bulurum.

Hem devletin, hem iktidar ve muhalefetin kendisini gazeteci olarak tanımlayanlardan öğütten önce saygıyı hak ettiğini düşünmeden, iyi yurttaş, demokrat, gazeteci velhasıl iyi insan olmak mümkün mü, bunu düşünmeyi ve kafamızı şişirenleri kayda geçirelim. Yazı uzunluğu için özür dilerim.

Saygıyla Kayda Geçsin Efendim

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com


  • Bu Yazıyı
Ratingler için tıklayınız!