Popüler Kültür ve... - NECEF UĞURLU

Popüler Kültür ve...

06.03.2019 | 226 kez okundu


Popüler Kültür ve Selim Kotil’in Deniz Gülleri

KAYDA GEÇSİN

Popüler Kültürü kalkan yapan bayağılık pek çok şeyin içini boşaltıp yerine neler tıkıştırdı ve çok önemli bir kavramı, kendini yani Popüler kültürü nasıl yok etti ve içindekiler buna nasıl razı geldi, medyanın kaptan köşkleri kayalıklara doğru giderken gemi buna neden seyirci kaldı bir gün yazılır herhalde.

Popüler Kültür dünyada dahilerin elinde biz dehadan vaz geçtik vasat altı olmasın razıyız.

Bizimkilerin becerebildiği;

İnsanların acıma duygusunu körüklemek, devamlı bir kurban hikayesi piyasaya sürmek, halbuki insanların başka öyküleri de var, sonunda acıya acıya acınacak olduk.

Sevgi, saygı, takdir yerine yağcılık, ne yağcılıklar on para etmez işlere, kişilere, sonuç ortada.

Sabahtan akşama bilgilendirme niyetine  yapılan  propaganda karşısında ise Goebbels bile küçük dilini yutardı.

Gerilim yaratma akıcılık sağlamanın tek ögesi gibi, başkasını bilmez olurlar mı, tercihleri bu.

Sabahtan akşama dedikoculuk ise habercilik oluyor, magazine dedikoduları masum kalıyor ciddi haberler ‘ittaa’ üzerine dedikodular demeti.

Sonra millilikten kültürden bahsediyorlar.

Kültürü insanlar yapar, inşa eder. Dededen miras filan da değildir, bunun farkındalar çakallar,  maaşallah tarihi dizilerde yeniden inşaat halindeler dizilerin önüne geçmişe verdiğimiz rahatsızlık için özür dileriz diye bir tabela fena olmaz.

Kültür insan yapmaz, yapabilseydi olanı bu kadar ters yüz edebilirler miydi direnilirdi, mamafi   tarumar etme, kültürsüzlük de  bir nevi kültür sayılabilirmiş bunu anladık.

Kültür mantarları gibi olduk, güneş görmemiş enerjisiz.

Geldiğimiz nokta kitap yakan manyakların daha üstü, yakmaya ne gerek var kitapları okunmaz hale getirmek ve okumayan insanlar yetiştirmek yeterli.

Gelecekle ilgili beklentiler çok düşük seviyede, yaratıcı hayaller yok, olanlar küçük düşürücü  hevesler, dünya ile sidik yarıştırmak isterken her sene Oscar alma hayali değişmiyor, alabilecekleri  yok etmekte ve bu matrixden çıkamıyoruz bir türlü.

Eleştiri katiyen yok sadece siyasi alanda değil sadece  siyasete, iktidara yükleniliyor fakat hiç bir alanda eleştiri kabul edilmiyor. Sıkıysa film, dizi, şarkı, albüm, resim eleştir. Yok böyle bir şey.

Her vasat altı başarısızlığın kedi gibi üstünü örtüyorlar.

Bu ortamda İstanbul Belediye Başkanını seçiyor. Cumhuriyet içinde bir İmparatorluk, bu haliyle şehir sayılamıyacak kadar büyük, içindeki mutsuz yaşamı saymazsak en güvenli zaptı imkansız bir yer,  lakin yönetimi artık bir kişiye emanet edilemez halde!

Seçim kampanyaları zaten saçma sapan, adaylar neyi yöneteceklerini söyleyemez haldele.

Aşkım, Sevdam, diyeni var, lakin aşk yetmez, aşıksan Yahya Kemal gibi şiirini yaz ama belediye ayrı iş tabii. Adayların hemen hepsi birlikte yönetme sevdasında, aynı şeye söz verir haldeler,   halka sormalar, sen bilmiyor musun nasıl yöneteceğini çocuk oyuncağı mı bu, biz yöneteceksek sana ne luzum var?

Derken mevcut düzene ince ‘sana dokunmam göndermeleri’, tiyatro mu daha da çoğalacak, nitelik bahis konusu değil! 

Eh İstanbul’lu olma fikri  ‘ekmeğini suyunu yemiş içmişe’ indirgendi ise iş fikirden vazgeçip  ekmek suya dayanınca taşı toprağı altındır bu altından istifade eden herkes İstanbul’ludur zaten!

Alzheimer merkezi vaad edenden, sığınma evi yaparak kadın kenti vaad edene yok yok!

Tek müthiş denilebilecek projeden bahseden ise Selim Kotil!

'Deniz Gülleri' projesi diyor, öncelikle ne yapacağını biliyor 4 tane Keban Barajı'na eşdeğer elektrik üreten 'deniz gülleri' projesi İstanbul Boğazı'nın altına deniz gülleri kurarak elektrik üretecek bir proje.

‘Boğaz 380 milyon metreküp su akıntısı olan bir dünyanın en büyük nehri‘ diyor Kotil.

"Boğazın altında deniz gülleri yavaş yavaş dönecek. Buradan üreteceğimiz elektrik 4 tane Keban Barajı'na eşdeğer 5 bin megavatlık elektriktir, bunu üreteceğiz. Bütün su havzalarının etrafında güneş panelleri oluşturarak, elde ettiğimiz enerjiyi kullanacağız" diyor Kotil.

Nihayet aklıbaşında üretimi tetikleyecek bir vaad duymanın sevinci içindeyim.

İster misiniz İstanbul’un işgal altındaki veya yıkılmış iskelelerini bir bir geri alıp açacağını da  söylesin Selim Bey, hiç bir aday iskelelerimizi geri almaktan bahsetmiyor hayret bir şey!

Kadıköy CHP, Ak Parti adayları Moda, Kalamış, Caddebostan iskelelerimizi geri almak neden aklınızın ucundan geçmiyor? Bu konuda görünen, fikir ayrılığınız yok aa hayret ki ne hayret….. Bu iskeleler İstanbul’lu olmanın ana fikridir öyle uyduruk sanat etkinlikleri gibi değil, çok üzüyorsunuz çok, nedir iskeleleri geri almakla ilgili sıkıntı acaba…

Selim Kotil  inşaat mühendisi ve iktisatçı, Mütercimler’le programlarını izliyorum, çok zeki, farklı düşünceleri olan, samimi, mütevazi bir insan popüler kültürün tuzaklarından uzakta ülke faydasına düşünce üretmesi bile umut, heyecan verici!

Boğaz’da milyon dolarlık yalılardan üçer dörder  alıp doyamayan ve yıllardır mesken edinmiş oturan ve boğaz akıntısını izleyen zenginlik Selim Kotil’in derinlerdeki ‘Deniz Gülleri’ projesini boğaza bakarken akıl edememiş, şu feleğin işine bakın.

Boğaz boşuna akar zengin öyle bakar olmuş.

Boğazı yalılar, deniz kenarı restoranlarından ibaret zenginlik sananlara iyi bir kapak yaptı Selim Kotil.

Saygıyla Kayda Geçsin

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com


  • Bu Yazıyı
Ratingler için tıklayınız!