Sanat, Sanatkarlarla Didişmek... - NECEF UĞURLU
Ana SayfaYazarlarSanat, Sanatkarlarla Didişmek...

Sanat, Sanatkarlarla Didişmek...

05.05.2018 | 246 kez okundu


Sanat, Sanatkarlarla Didişmek Hayır Getirmez

KAYDA GEÇSİN


Yaratıcılık Allah’ın bahşettiği insanlığın en önemli kaynağı, onsuz gelişme, değişim olmaz durmadan aynı patternleri tekrar edip dururuz.

Yaratıcılık yeni şeyler düşünebilmek, innovasyon bunları yapmaktır derler.

Yeni fikirler narindir, karşısında bir esneme, bir alay bıçak gibi saplanır öldürür ya da kalkan bir kibirli kaş mahveder tövbe ettirir, küstürür. 

Medya yöneticisi bu yüzden önemlidir. Tecessüm kabiliyeti yoksunuysa ve bu dili bilmiyorsa zordur işi herkesin ve ülkenin.

Hele aynı şeyleri tekrar edip baş tacı edilenlerin yaşadığı toplumda, yaratıcılar yaşatılmazlarsa ölüp giderler ve toplum da onlarla birlikte neleri kaybettiğini farketmeden ölüp gider.

Yaratıcı insanlar daha önce kimsenin girmediği yerlerde dolaşanlardır, içgüdüleriyle dalarlar ne ormanlara, gerçeği görelim onlara rahat yoktur, her yaratıcı fikir doğru mudur, hayır ama varsın doğru olmayan da olsun, çünkü olmaması daha korkunç, ürkütücüdür, geri kalmışlığın ta kendisidir.

Sanat yaratıcılık üstünedir, palavralar, uyduruk mühendislik hesapları, aldı verdi paralar, anketler kim neyi sever hesaplarına göre değildir.

Sanatkarlar olmadan ve onların dilini anlamadan hiç bir şey düzelmez.

Sanatkarın bilmek istemeyeni ise hiç olmaz, bilmek ister herşeyi: tarihi, yüzyılları, insanlığın serüvenini, yenilikleri, üretim tekniklerini, gelecek ihtimallerini çünkü bir gün bunların ona fikirler vereceğini bilir buna ilham diyorlar öyle çat kapı da gelmez.

Yaratıcılık keşfedicidir, deneyseldir, gelişimcidir, değişimcidir, risk alır, bazen kuralları çiğner, hata da yapar.

Kalemini kendi yüreğine batırır yazar, kandır o mürekkep değil.

Medyada değişim personel, üst düzey yönetici değişimi, CEO değiş tokuşu şeklinde sürüyor buna değişim demek zor.

Eskisi yeniden gelir, zaten yeni giden o eskinin yerine gelmiştir, sonra o gider öbürü gelir, o sunucu buraya, öbürü şuraya insanların yer değiştirmesi değişim olur mu, nerede değişen fikirler?

Devşiren, eğiten ve devşirdiğine devlet teslim edecek kadar entegre eden sadakatten sapana gereğini yapan, her gittiği yere uygarlık, bayındırlık hizmeti götüren tarihimizden gelen genlerin şifrelerini iyi okuyamadı kimileri, esasen tarihi dizilerde bu yüzden olmuyor. Bir de tabii tarihi başlıkları küçülttük ekrana sığmıyor diyen merceğin icadından habersiz danışmanlar var, taltif de edildiler vay üniversitenin haline!

Ya devlet olunur ya da olunmaz bunun gri tonları yoktur, bu yüzden insanlığın tarihi kanlıdır, savaş, entrikalarla doludur güçler savaşıdır, bunu anlatabiliyor musunuz dizilerde?

Hamasi laflar yetmez. Film, dizinin anlatacak fikri, derdi vardır.

Yaratıcılık, sanat bu kadar itilip kakılmaz, yetenekli insanların elinden kapılıp yalanacak elma şekeri değildir.

İnsan istemeden, bir çocuğu nasıl öldürür, ne var ki  öldürür devlet için.

Marco Polo Dizisinde; Kubilay’ın öldürülmekten korkan ve kendisine sığınan Çin İmparatoru   küçücük bir çocuğu severek, sarılarak, ona hissettirmeden öldürdüğü sahneye denk bir sahne   yazabildiniz, oynayabildiniz, çekebildiniz mi?

Dünya izleyicisini devlet için öldürmek zorunda olan Kubilay’ın o trajedisine acısına ortak edebildiniz mi?

Dünya izliyor bu dizileri.

Dizinin izleyenleri dev gibi bir adamın kucağında bir serçe gibi ezdiği o küçücük çocuk dururken kime üzüldü?

Devleti, halkının çıkarları, geleceği, birliği için çocuk katili olmanın acısını yaşayıp ama öldürmek zorunda olan Kubilay için ağlattılar izleyiciyi?

Sanatı, tarihi ülkesi için kullanmak sanatın yapacağı iştir kaba ticaretin değil.

Kültür bir istiladır, modern zamanlar istilası, çok zayıfız.

Tapındığınız, atalarımız dediğiniz adamları filmlerde, dizilerde harem maskarası, kardeş katili yapmanın alemi var mıydı?

Fatih Sultan Mehmet bu fiyaskolardan sadece biri.

Tutmuş, tutmamış değil mesele, tutanı da gördük. 3,5 kişiyi zengin etmek için yapılmaz bu işler.

Henüz her şey olmuş bitmiş, geç kalınmış değil, büyük resim daha bitmedi, bitmez.

Daha yazılacak şiirler, öyküler, söylenecek şarkılarımız var.

Dünyada hiç bir şey de  mükemmel değil, demiryollarından, arabalara, robotlara, ilaçlar, hukuk, yönetimler hatta bilim kendini yeniliyor, sanatta elbette. ‘Yeni Dünya‘ denilen o büyük resmi çizerlerken daha iyisinin peşindeler, bizim de bu resimde yerimiz olacaksa, muhayyele, yaratıcılık gerçeğini kabul edip medyanın, endüstrinin, kapitalin sanatsız, sanatkarane işler olmadan ayakta kalamayacağını görmemiz lazım.

Sanat var olmayan bir şeyi görebilmek sonra görülebilir hale getirmekten ibaret ama kolay iş değil, sıradanlık kabul etmez.

Sanat ve yetenekli insanlarla didişmek zararlı, çok ayıp ve hayır getirmez vakit kaybettirir. Ülkenin  menfaatlerine bir başkaldırıdır.

Medya aynı düzenek, menfaat hesaplarında kişilerle yanlışları tekrarlama inadından vazgeçmek zorunda, yoksa bunlara ne padişah 36 değil 336 tane versen hepsini duman ederler.  

Bu çok vahim durum Saygıyla Kayda Geçsin, Elimizden Gelen Budur. Gereğini yapacak akıl, yetenek elbette vardır.

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com


  • Bu Yazıyı
Ratingler için tıklayınız!