Sevmek Acı Vermemeli - NECEF UĞURLU

Sevmek Acı Vermemeli

09.06.2017 | 383 kez okundu


KAYDA GEÇSİN

Ben birlikte yaşadığım insanları, beni öfkelendirseler, sinir etselerde seviyorum, vatanım gibi karşılıksız, şuursuz bir sevgiyle ama olmuyor bu işte bir yanlışlık var.

Urfa’da odasının ortasına havuz yapıp, ufacık masa kadar su dolu çukura  balıklama atlayayıp 2 kulaç atanı,

Dükkanına Zümrüt adı verip önüne iki Yunus heykeli koyanı,

Akıl hocalarını kızdırdığı zaman söyleyecek laf bulamayıp lafsız kalan ve aynı sözleri tekrar eden azar yemiş koymaca akıl televizyoncuyu,

Seviyorum. Acı ama gerçek bu.

‘Katar çok para verdi , dostluk budur‘  diyen ve dostlukları para ile ölçen evrensel dengelerin ne olduğundan bihaber dangalağı,

Vatanseverliğini dedem ‘efe’ ydi diye kanıtlamaya çalışan ve ‘vatanı‘ efe dedesinden kalan tapulu mal sayıp ilişmemize lütfen müsaade eden, bu vatanın herkesin dedesiyle ayakta durduğunun farkında olmayan eşitlikten bihaber fırsatçıyı,

Seviyorum, neden bilmiyorum, ben manyak mıyım ne!

Kendini Frida'ya benzetip dahası sevgilisini de ‘baldız baldan tatlıdır‘ ahlaksızlığıyla nam salmış Frida’nın kocası Diego’ya benzetip aşk ile  aşkını yerle bir eden geri zekalıyı,

Ülkeyi yönetme arzusuyla her gece iktidara, muhalefete ayar vereni,

Seviyorum, hakikaten bende var bir manyaklık.

Ünlü, artist, evliya olmak isteyen ve bu uğurda her showu yapan belediye başkanlarından, milletvekillerine siyasetçileri,

Oynamak yerine oyunculuğunu konuşanı,

Dindar olmak isteyen ama iradesi, kültürü müsait olmayanları ve bu halde şaşkına dönmüş cahilleri,

Seviyorum, niye, niye diye hergün kendime soruyorum.

Ekranlarda üstümüze göz yaşı bombası sıkan alternative zır zır ağlayan turizmci hocayı,

‘Aynı anda Atatürk ve RTE’yi sevemez miyim?‘ diye kendisine sorması gereken soruları bize soran Rıdvan'ı,

Hele bir gün işsiz kalmamışken ‘Beni Bitirdiler’ diye feryat etmesini,

Hangi marş, türküyü söylemiz gerektiğini bilmesi ama söylememesini, öyle ya 'İzmir Marşı’ olmuyorsa söyle bir apolitik marş onu söyleyelim!

Seviyorum ama sinir oluyorum artık.

‘Ahhhh Zeytin ağaçları‘ diye ağıtlar yakıp hayatını yağ ve yan ürünlerin  reklamlarından kazananları,

Medya prodüksiyonu evlilik, ayrılık haberlerini, hani ‘Ay çok evli kaldık boşanıp tekrar barışalım sonra duruma göre yine boşanırız‘ diyen örnek aileleri

Seviyorum ve iğreniyorum.

‘Bu konuda bilgim yok' diyip 30 dakika bilmediği konu hakkında konuşabilenleri,

Halka sanki kendi aklı varmış gibi akıl öğretenleri,

Kendilerinden kahraman yaratmak için hatıralar uydurup üstelik kitabını yazanları ,

Seviyorum ama ruh hallerini anlamıyorum.

Bir eğitim sistemi eleştirisi olan Hababam Sınıfı eserinin müziğini ders zili olarak çalan ama Mekanı cennet olsun Rıfat Ilgaz’ın ismi, resmi ile didişenleri, 

Çocuklar: artist, müzisyen, mühendis, doktor, bilim adamı, ressam , yazar, astronot, uzay bilimci, biolog, iktisatçı ve hatta serseri olmak isterken illa  onları imam yapmak isteyen eğitim sistemini,

Halka sanki kendi aklı varmış gibi akıl öğretenleri,

Seviyorum, hemde hiç bir sağlıklı neden olmaksızın seviyorum.

Konuştuğu kanalı Bein medya platformunda yayın yaparken, ‘Katar, medyada dikkat edin eleştirilmiyor, acaba neden ilginç’ diyen süper zeka kardeşimizi,

Bebek yapmaya karar verip basın toplantısıyla yazın çalışma yapmaya başlayacaklarını, çiftleşeceklerini ilan eden modernist evli ünlü çiftleri...

Kendi söylediğine kendi gülen komedileri,

Cem’in Arif 2358 nolu filminin kadro açıklamalarını,

Dizilere batmak üzereyken delikli can simidi misali takviye konuk çağırmalarını,

Hikaye tıkanınca yeni karakterlerle akordiyon gibi açılmaları ve geri toplanamamalarını 

Seviyor, seviyor, seviyorum.

İltimas yapılanın tereyağından kıl çeker gibi sıyrılıp yapana fatura kesilen anları, yeni iltimasçısına yalakalaşırken aldıkları yüzsüz hali ,

Emrah ve Büyük Oğlu arasında bitmeyen sitemleri,

Okuduğunu yanlış algıladığı söyleyip, sonra algı yaratma işine soyunan amatör algıcıları, detone çalgıcıları,

Seviyorum, yahu niye seviyorum !

Ekranlardan ‘Bakın buradan 80 milyona sesleniyorum’ diye kendisini 80 milyonun işi gücü bırakıp izlediklerini vehmeden, sayı saymasını bilmeyenleri,

Son aylarda moda olan ‘Söylediğinizi çok değerli buluyorum' cümlesini her gece ayrı kız çocuk sunucuların söylemesini,

Ve bu kızların büyülmüş de küçülmüş ciddi ama numara yapan çocuksu ifade ile ‘evreka‘ yani ‘buldum banyoda su taştı ağırlığım kadar‘ sevincinde sıkça kullanmaya başladığı: ‘Çok önemli bir şey söylüyorsunuz’ diye bir konuğunu onurlandırıp diğerlerini önemsiz şeyler söyleyen hıyarlar durumuna düşürmesini,

Seviyorsam hala, nefret etmeyi beceremiyen bir beceriksiz olduğum içindir.

Bütün bunlara kızıyorum,
utanıyorum, yararlı, samimi bulmuyorum, artistik, edebi, akıllı yan göremiyorum hiç birinde, bu yüzden öfkeleniyorum!

Hatta dünyanın şu halinde güvenliğimize tehlike teşkil ettiklerini düşünüyor ama söyleyenleri, yapanları hala seviyorum.

Çünkü nefret etmeyi becemiyorum.
Sorunum bu benim, nefret hikayeleri yazamamak, düşünememek.
Dil pabuç ama yürek yufka!

Bu ortamda yılmadan işlerini gerektiği gibi yapan, her koşulda akıllarına iradelerine mukayyet insanlar karşısında bunları sevdiğim için ayrıca   utanıyorum.

Bilhassa çocukluğumdan beri durmadan hep karınca gibi çalıştıklarını gördüğüm

Karayolculara özellikle

Gemileri yanaştıran kaptanlara

Madencilere

Demiryolculara

Tarım İşçilerine

Devletine, milletine; para pul gözü görmemiş hakkı ödenmez, parayla ölçülmez hizmetler vermiş insanlara,

Bir Vakıf Medeniyeti olan iç dünyamızda, hala inatla ruhumuzu yaşatanlara, mesela TİKA’ya,

Bilgisini paylaşmış insanlara acaba haksızlık mı ediyorum, bunlardan nefret etmeyerek diye kendi kendimi yiyip bitiriyorum,
Bunlar yüzünden hem saydığım hem sevdiklerim karşısında suçluluk duyuyorum.

Evet size kalbimi açtığım bu günde durumum bu; saydığım, hürmet ettiğim değerler karşısında, bu salaklardan nefret edememek yüzünden başım eğik.

Bu ‘düşük değerlileri‘ severek, muhafaza ederek, itiraz etmeyerek acaba başta kendimiz ve sevilmeyi hak edenlere kötülük, saygısızlık mı  yapıyoruz?

Lütfen sorun kendinize, cevabı bulursanız bana da söyleyin, deliksiz bir uykuya hasret şu garip kardeşinizden saklamayın.
Sevmek bu kadar acı vermemeli. Bu işte bir yanlışlık var.

KAYDA GEÇSİN,  Elimden Gelen Budur...

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com


  • Bu Yazıyı
Yasemin Kutsi
Ratingler için tıklayınız!