Sinirli Magazin Sunucuları - NECEF UĞURLU
Ana SayfaYazarlarSinirli Magazin Sunucuları

Sinirli Magazin Sunucuları

16.01.2019 | 1391 kez okundu


Sinirli Magazin Sunucuları

Ekranlarda Yaşlı Maçolar

Ve Vietnam Sendromlu Ak Partililer

Ne yapacağız Biz?

KAYDA GEÇSİN


Magazin sunucuları ve konukları uzunca bir süredir çok sinirliler, hep bir gerginlik var programlarında.

Sabah erken kalkıyorlar ondan mı, yoksa  geç mi yatıyorlar veya hayat gailesi midir, onlarda insan  kimbilir ne dertleri var, sabahın körü memlekette herşey sanki yolundaymış gibi kimsenin ilgilenmediği şahısların birbirinin aynı hayatlarında, ilişkilerinde  işin yoksa ilginç bir yan bul ki bahse konu olsunlar, kolay iş değil, asabiyet yapabilir.

Oysa ekranlar sunucular için sinirli olunacak, öfkelenilecek yerler değil.

Magazin programlarının çoğu magazin gazetecilerinin elinden böyle bir ‘gergin’  tarza devrolmuş gibi.

Magazin popüler kültürün olmazsa olmazı ve haklı rekabeti doğru gazetecilikle yönlendiren özelliğiyle çok önemlidir.

Magazincilere kül yutturmak zordur, hayatın bir başka açısından gördükleri pek çok hakikatin satıraralarında gizlendiği gerçekleri kaydederler.

Ancak şimdilerde sanırım çoğu magazin haberlerini giremiyorlar, naçizane kanaatim odur ki, özgür olmadıklarını söyleyen siyaset gazeteciliğinden çok daha fazla baskı altında olanlar magazin gazetecileri.

Magazin programlarında gazetecilik sınırlarını zorlayan yağcılık ya da tam tersi atarlanmalar, hatta linçler veya kefil olmalar magazincilerin düsturu değil, bu başka bir aranjman.

Yasaklanan, girilmeyen magazin haberleri nelere ışık tutabilir, bir düşünün.

Magazin programları kimi magazinci olmayan sunucuların kavgacı üslubuna, çok bilmiş nasihat veren edalarına teslim olurken siyasette seçim adayları son derece yumuşak üsluplu, öfkesiz   seçim kampanyaları yapıyorlar.

Çünkü siyasetçiler dünyada ve ülkemizde ‘Mecra‘nın artık TV’ler değil sosyal medya, yani internet,  yani çok özetle ABD askeriyesinin icadı bir iletişim teknolojisi olduğunun farkındalar.

ABD Başkanı twitter başında dünyayı idare ediyor veya ettiğini sanıyor orası beni aşar ama sosyal medya emrinde zannediyorsa yanıldığını ergeç anlayacaktır.

Sosyal hareketlerden, kitlesel eylemlerden ve bunlarla birlik olmuş muhalefetten sakınmak anlaşılabilir bir iktidar kaygısıdır ve aynı zamanda güvenlik sorunu olabilir.

Ama bunları aşmak, kontrol altında tutmak sadece ‘devletin yanında olmak‘ cümlesiyle mümkün değil.

Sosyal medya korkusuz, pervasız ama internet fenomeni Şeyma‘dan korkmak yerine reklam veriyorlar!

Gelelim  önemli olan takipçi sayısı beğeni değil, itibar da değil, takipçin kadar konuş durumlarına!

Takipçilerin bir kısmı üste para alıyor olabilir, para vermedikleri kesin!

Yani takipçi sayısının ödediği para yok ama takipçi sayısına göre reklam var, para orada devreye girmesin mi!

İşin özü böyle tuhaf karmaşık gibi görünsede;

Vatan, değerlerimiz, millet olmak gibi kavramlar gittikçe güçleniyor, buna ne diyeceğiz?

Tıpkı kadınların dövüldükçe vazgeçilmez olduğu ve değerlerinin arttığı gibi.

Geçenlerde muhafazakar bir TV kanalı programında erkekler efendi efendi oturmuşlar, ki oturanlar üç aşağı beş yukarı hep aynı ekip, her gece bir başka kanalda ekran nöbeti tutanlar, ben artık bu ekibin servis minibüsü ile TV’lere dağıtıldığını düşünüyorum. Evden alınıyorlar TV binaları önünde isimleri anons edilen iniyor görevi başına pıt pıt gidiyorlar sonra doğru eve tumba yatak.

Neyse ‘o gece‘ yerel seçim sonuçlarını kadın seçmenlerin belirleyeceği kehanetinde bulundu içlerindeki en bilge adam.

Bütün gece zaten program sunucusu yerine birbirlerine soru sorarak ‘Memleketi televizyonları biz idare ediyoruz‘ tavrındaydılar, rahattılar, hemde çok rahat. O gece birde kadınlardan özür dileyen birer  tövbe etmiş ‘maço’ olmasınlar mı! Bin yaşında ne laf edeceğini şaşırmış maço çok eğlenceli oluyor!

Zaten birbirlerine ilk isimle hitap etmeler, abi demeler, ortada gülünecek bir espri yokken kendi söylediklerine gülmeler filan laubali yayıncılığın en seçkin örneğiydi birde kadınlara destek verirken maçoluğu da elden bırakmamaları tüy dikti.

İşte televizyonlarda böyle bir zamanın ruhunda Sayın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın eski metin yazarı ve eski AKP Ankara Milletvekili Aydın Ünal, Yeni Şafak gazetesinde “Başörtüsü ve Vietnam Sendromu” başlıklı bir yazı kaleme alınca bizim ‘Vietnam Gazileri’nin derdini anlamaya çalıştım,   Aydın Ünal’ın yazısının ilgili bölümü şöyle:

“Yeni başörtülü imajından benim neslimin rahatsızlığını ise kadınların bir şikayet olarak değil de, bir hayal kırıklığının, burukluğun tezahürü olarak anlamalarını temenni ederim.

Bizimkisi bir şekilde Vietnam Sendromu…’


Allah Allah ‘Ak Partili Aydın Ünal’ın neslini rahatsız eden Vietnam sendromu nereden çıktı! Hangi kanlı savaştan döndülerde kadınları zil takıp oynarken buldular anlayamadım.

Neyse bu rahatsızlığı kadınların şikayet olarak değil burukluk, hayal kırıklığı olarak telakki etmelerini istiyor. Kibarca dile getirmeye çalıştığı keşke şikayet olsa, kadınların erkekleri hayal kırıklığına uğratmış olmasının yanında şikayet ne ki! Ne bekliyordu da kısmet değilmiş anlaşılmıyor.

Ne yaptınız kızlar adamlar kendilerini ne alaka ise Vietnam Gazisi zannetmeye başlamışlar yahu…buna Niyazi Sendromu demek daha özgün olmaz mı?

Malum;

Amerikan askerleri Vietnam’dan ülkelerine döndükten sonra uyum sorunu yaşarlar. Kanlı bir savaşın dönüşü, canlarını zor kurtarıp dönenler ülkelerinde insanların hiçbir şeyden habersiz günlerini gün etmelerini hazmedemezler. Umdukları saygıyı da görmeyen askerler uyumsuzluk sergilerler buna da Vietnam Sendromu deniyor.

Sayın Ünal, muhalefete söz  bırakmamış, CHP’nin İstanbul adayı olacak adammış yahu.

Anlaşılan mesele örtülü veya örtüsüz kadınlar arasından ziyade örtülü ve erkekler arasında, hiç bulaşmamak en iyisi.

Magazin önemli, başı kapalı eşini başı açıklarla aldatan kaç zengin var bunu özgür magazin yazabilir ancak, ama tık yok. Bu da yeni zengin Vietnamlı Sendromu olabilir mi?

Magazin baskı altında olmasa çok eğleneceğiz.

Varsa yoksa yeni nesil Sabancı çocuklarının yarı ünlü kızlarla çapkınlıkları, bu Sabancı delikanlılarını mest eden kızlar arasında, avukat, mühendis, SGK da doktor, hemşire olan yok nedense. Bizde bu çocuklardan hayal kırıklığına uğruyoruz, hiç değişiklik yapmıyorlar, içimizde bir burukluk oluyor tabii, şaka şaka ne yaparlarsa yapsınlar ben mi düşüneceğim sorun Malta’nın sorunu!

Saygıyla Kayda Geçtik, Elimizden Gelen Budur.

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com


  • Bu Yazıyı
Ratingler için tıklayınız!