MEDYA HABERLERİ

Şok!.. Fatih Terim sokak köpeklerine savaş açtı!

Şok!.. Fatih Terim sokak köpeklerine savaş açtı!

Alaçatı'da lüks bir villa satın alan Fatih Terim mahallelinin sevip baktığı köpeklerden rahatsız oldu. Terim'in 'havlıyorlar' diye şikayet ettiği sokak köpeklerinin barınağa gönderilmesi ya da otoyola atılması için girişimlere başladığı iddia edildi.

Vatan Gazetesi'nden Öncel Öziçer’in son yazısına göre Alaçatı’da lüks bir villa satın alan Fatih Terim mahallelinin sevip baktığı köpeklerden rahatsız oldu.  

Terim, "Koku geliyor, mikrop yayar bunlar" diyerek aşılı köpeklerin otoyola atılmasını istedi.

Komşuları Terim’i kırmamak için çok sevdikleri köpekleri için ayrı yer kiraladı. Hoca çok geçmeden bu kez mahallenin baktığı sokak köpeklerine el attığı ve ‘havlıyorlar’ diye şikayet edip, sokak köpeklerinin barınağa gönderilmesi ya da otoyola atılması için girişimlere başladığı iddia edildi.

İşte Öncel Öziçer'in Vatan'da yayınlanan ve büyük yankı uyandıran o yazısı...

Fatih Terim'e hatırlatma: "İzmir'de biat kültürü yok!"

Fatih Terim Alaçatı'dan ev aldı.

Hoşgeldi sefa getirdi demek isterdik ama ne kendisi hoş buldu ne de gelirken yanında sefa getirdi.

Gelir gelmez komşularının sahip olduğu ve evinin bulunduğu sokakta yaşayan köpeklerden müthiş rahatsız oldu.

Koskoca imparator olmak kolay değil tabii...

İmparatordur, padişahtır, düktür, konttur, bu insanlar öyle alelade yerlerde, alelade ortamlarda ikamet edemezler.

Diyeceksiniz ki, Alaçatı işte mis gibi lüks kasaba...

Yazlıkçılar için öyle de...

Bir de burada yaz kış yaşayan normal, sıradan, "insan" olmak dışında herhangi bir vasfı ve ünvanı olmayan, böyle yani nasıl desek, piiii insanlar var.

Onlar kendi işleri güçleri yetmezmiş gibi, işte dedik ya sadece "insan" oldukları için, bu dünyada yaşam hakkının sadece onlara verilmediğini düşündüklerinden ve diğer canlıların da Tanrı'nın gözünde kendileri gibi "ümmet" sayıldığına inandıklarından yazın sıcak kışın soğuk demeden sokaktaki canlar için mücadele ediyorlar.

Çünkü Çeşme ve Alaçatı terk edilmiş köpek 'cehennemi'...

Pek sevimli çocukları mıncıklasın diye karne hediyesi olarak aldıkları yavru köpekleri, sezon sonunda arkalarında bırakıp giden vicdan yoksunlarının tatil yeri.

Ya da çevre kasabalarda yaşayanların sokak köpeklerini, yavrularıyla beraber "Nasıl olsa bakarlar, burası zengin muhiti la!" diye bıraktıkları sahil beldesi!

                                                                           ***
Neyse işte bu dünyada kalbinde merhamet taşıyan insanlar var tabii...

İşte o insanlar Çeşme ve Alaçatı'da sokak köpeklerinin daha fazla ürememesi için ellerinden geleni yapıyorlar.

Daha fazla çoğalmamaları ve geri kalan hayatlarını hem kendi hem de insan hayatını tehdit etmeyecek şekilde geçirmeleri için.

Bulundukları yerden alıp, kısırlaştırıp, aşılarını yapıp ya sahiplendirmeye çalışıyorlar ya da yine bulundukları mahalleye bırakıyorlar.

Alıştıkları, yuva diye bildikleri yere yani.

                                                                          ***

Zaten bu çocukların istediği ne ki? Bir tas su, bir kap yemek. Ama en çok da arada bir başlarının pat pat pat okşanması.

Ki bunun karşılığında görevleri de var, öyle demeyin!

Bulundukları mahalleyi hiçbir güvenlik sisteminin başaramayacağı kadar büyük özveriyle koruyorlar.
Bunu için boyunlarında çalacakları bekçi düdükleri olmadığından da ne yapsınlar havlıyorlar tabii.

                                                                           ***

İşte Fatih Terim tam da bu noktada yazıya tekrar dahil oluyor.

Yeni evine yerleşir yerleşmez önce bahçelerinde köpek besleyen komşularını ayağına çağırıp (ki İzmir'de komşuluk da böyle olmaz) "Sizin köpeklerinizden bizim eve koku geliyor diyor. Yetmiyor, "Çok havlıyorlar" diyor. O da yetmiyor "Bizim torunumuz var mikrop yayar bunlar" diyor ve imparator hükmü açıklıyor: "Bu köpeklerinizi alın götürün!"

Bakın daha komşunun evindeyiz, sokaktakilere gelmedik.

Komşu, bu ayağına çağırmalı emir vermeli tavırdan şaşkın ama  gayet kibar, medeni, sakin ve hoşgörülü insanlar.

"Rahatsız olduysanız yapacak bir şey yok" deyip, gidip köpekleri için bir yer kiralıyorlar. İçleri kan ağlayarak hepsini oraya kapatıyorlar.

Fakat hoca bu durur mu? "Sokaktakileri de alın götürün buradan" diyor. "Ben böyle olduğunu bilseydim Alaçatı'ya gelmezdim" diye ekliyor.

Yanındaki el pençe, her olaya malik güruh da "Hemen alıp kamyona yükleyelim, götürelim hocam!" diyorlar.

Her gün belediyeyi arayıp "Alın barınağa koyun bunları" diye buyuruyorlar.

                                                                     ***

İşte zurna burada zırt diyor.

Şimdi bütün Çeşme ve Alaçatı'da bu çocukların artık ürememesi, ama mevcut kısa ömürlerini de sağlıklı geçirmeleri için çırpınan, sayıları hiç de az olmayan hayvanseverler teyakkuzda.

Gözler imparatorun sokağında.

Yılardır gelene geçene göbeklerini kaşıtan o çocukların sayısında herhangi bir eksilme ya da Allah muhafaza daha vahim bir durum yaşanırsa diye dikkatler orada.

Umarım daha tatsız durumlar yaşanmaz.

                                                                   ***

Oysa ne gerek var di mi? Allah'ın yarattığı, sizin gibi can taşıyan, inanmazsınız ama sizin gibi duygulara sahip bir gariban canlı işte.

Ne var yani? Eliniz mi kırılır kapının önüne bir tas su koysanız...

Eliniz mi kırılır eve girip çıkarken size minnetle uzattıkları başlarını okşasanız...

Ya da hiçbirini yapmasanız bile barınak denilen, şu anda  cehennem çukurundan farksız yere ya da ıssız otobana atma planları kurmak yerine, o büyük gücünüzü, kudretinizi kullanıp Çesal'ın ya da Çeşme barınağının ıslah çalışmalarına ortak olsanız...

Sizin eliniz kırılmaz belki ama böyle devam ederseniz yeni yerleştiğiniz bu kasabanın kalbi çok fena kırılır, söyleyelim...

(ÖNCEL ÖZİÇER / VATAN GAZETESİ - MAKARON EKİ)





  • Bu Haberi