Toplum Vicdanı ve Palavracılar - NECEF UĞURLU
Ana SayfaYazarlarToplum Vicdanı ve Palavracılar

Toplum Vicdanı ve Palavracılar

13.11.2018 | 282 kez okundu


KAYDA GEÇSİN

İktidardan yana politik görüşleri olanlar kadar bu görüşlere muhalefet edenlerde saygıdeğerdir.

Demokrasilerin ikiside olmazsa olmazı olduğundan birbirleri için aslında hiç sorun değildirler.

Biri olmadan diğeri yaşayamayacağından birbirlerine yaşamsal bağı olan zıtlardır.

Öte yandan palavradan muhalif veya palavradan iktidar yanlılarının ne demokrasiye ne ülkeye, ne ait olduklarını yutturmaya çalıştıkları kurumlara faydası vardır.

Tıpkı Palavradan Atatürkçü olanların devrimlere hayrı olmadığı gibi.

Toplumun vicdanını yaralamaktan, moral bozup insanları sinir etmekten başka işe yaramazlar ve ilginçtir susmasını çekilmesini hiç bilmezler.

Üstelik toplumsal vicdan hususunda sanki tam yetkili olarak, mezunen konuşurlar, tam kara komedi.

‘Toplum vicdanı’ sıkça kullanılan bir tamlama oldu, toplumsal vicdanın insancıl vicdanla ilgili olduğunu unutuyorlar, yoksa 10 kere programına çıkardığını söylediği Öztürk Yılmaz hakkında şimdi, sorularıma zaten hiç cevap alamadım diye atıp tutan gazeteci olur mu, niye çıkarttın o zaman 10 defa?

Her meslekte olduğu gibi gazetecilerinde bazen kendilerini güvensiz hissettikleri olur hatta   vicdanlarının emrettiğini yapmalarının çıkarlarıyla çeliştiği hallerde bunalabilirler, bu işler zor seçimlerdir ama alenen bukalemun gibi desen almanın alemi  var mı?

Öztürk Yılmaz’ın Türkçe ezan arzusunu dile getirmesi üzerinden gazetecilik, siyaset yapmak ne muhalefete ne iktidara, ne gazetecilere yakışır mı, nedir kabahati adamın, Türkçe istemenin?

İstemeyen de var, ne var bunda celallenecek?

Saniyen önce adamı kahraman yaptılar, şimdi vazgeçtiler vay, niye ezan Türkçe okunsun dedi diye kıyamet kopuyor, partiden ihraçlar filan, ee Atatürk ve İnönü’yü de mi ihraç edeceksiniz, laf söyletmiyorsunuz ama Ezan’ı Türkçe okutan onlardı!

Böyle gazetecilik mi olur, siyaset mi?

Varsa ciddi itirazlarınız Öztürk Yılmaz hakkında dile getirin, nedir bu mahalle çocuğu üslubunda ,  inandırıcılıktan uzak  suçlamalar ve dolaylı olarak bir etnisiteyi incitmeler.Türk’süz, Türkçe’siz Türkiye mi olur, ne o öyle yumurtasız omlet gibi.

Bizim Gazeteciler bu boş işlerle uğraşmak yerine, dünyada olup bitenlerle ilgilenseler -ki,  ilgilendikleri iddasındalar, o zaman neden aktarmıyorlar onu da anlamış değilim.

Bugünlerde hep kendileriyle uğraşıyorlar, dert büyük, yeni medyada nerede pozisyon alacaklar meselesi var herhalde.

Hal böyle olunca;

Paris toplantısı vatanseverlik mi, ulusalcılık mı tartışmasını ön plana alıp I. Dünya Savaşı’nın ateşkesinin törenlerinde dünya alem global mesajlar vere dursun bizimkiler Öztürk Yılmaz’la uğraşıyor.

Ulusalcılık, millilik, vatanseverlik hangi noktalarda çelişiyor çelişmiyor Avrupa, ABD kültürleri ciddiler mi, dalga mı geçiyorlar bir bakın yahu.

Öztürk Yılmaz Ahmet Kural ve Sıla’yı gölgede bıraktı, aşkolsun.

Ezan Türkçe okunsun demek bu kadar mı yeri yerinden oynatır, hele Arapça ezanı savunayım derken ezanın çağrısını anlamadığı anlaşılan Prof. Nimbüs’lerin halleri içler acısıydı!

Sonra bıktık vallahi hep aynı mizansenler, tartışmalar, ne oldu şimdi?

‘O mahur beste çalar, Müjganla ben ağlaşırız' olduk, Atilla İlhan’ı rahmetle analım.

Internet Governance denilen heyüla, yani internet hükümeti, yönetimini twitterden espri, özlü söz,  nasihat, dini, ahlaki ahkam kesmek, instagram’dan kek yaparken aile resmi, Kabe’de elele yürüme, AVM de çocuklarıyla itişme, palavradan eleştirel veya terbiyesizlik yarışında tweetlerden ibaret zanneden medya gücü mü olur?

Ulusal Güvenlik işi bu.

Bu güne kadar ekranlardan Rob Knake’in ne gibi kuramlar üzerinde çalıştığı (Whitney Shepardson Senior Fellow at the Council on Foreign Relations) tartışılırken duymadım, oldu ise özür dilerim. 

Adamın çalışma alanı olan özel, kamusal ortaklıklar, siber çatışmalarla ilgili bilgilendirme de duymadım!

Knake 2011, 2015 yılları arasında Sibergüvenlik tedbir önlemlerinin nasıl olması gerektiğini yazan adam, direktör, nerede mi Ulusal Güvenlik Konseyinde, elbette ABD’den bahsediyorum. Executive Order 13636 yani ABD siyasal sisteminde başkanın yetkisi dahilinde olan ve kongre onayı  gerekmeyen bir nevi kanun hükmünde kararnamenin yazar ve mimarı mevzu siber güvenlik.

Eh bunları tartışmazsan hiç bir zaman Person Of Interest gibi diziler yapamazsın ve Nolan Biraderlerin bu dizisinin neden kaldırılmış olabileceğini tahmin edemezsin, aslında hiç bir şeyi tahmin edemez, ağlak diziler ve bayat espriler arasında perişan hale gelirsin.

Haber niyetine de bol dedikodu ve Ahmet Kural Sıla, Cem Defne ile idare edersin.

Üzülüyorum, hem de çok, elimden gelen sadece yazmak.

Saygıyla Kayda Geçsin Çaresizliğim, Üzüntüm insan ülkesi çok daha iyi yerlere gelsin istiyor.

Her işin Palavrası bu kadar mı olur. Toplum vicdanı asıl bu palavralardan rahatsız, değilse zaten o zaman da olmalı.

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com


  • Bu Yazıyı
Ratingler için tıklayınız!