Ucuzluğa Teslim Olmak... - NECEF UĞURLU

Ucuzluğa Teslim Olmak...

12.06.2018 | 466 kez okundu


Ucuzluğa Teslim Olmak ve Marka Yaratmak Nasıl Olacak Kemal Bey?

KAYDA GEÇSİN


Ahlaki, mesleki, insani, dini, kültürel, bilimsel, ticari prensipleri olmayan ucuz insanlara teslim olduk  yakamızı kurtaramıyoruz, peki neden?

Çünkü başta siyaset bunları önemsiyor, ciddiye alıyor ve siyasete sızmalarına izin veriyor adam yerine koyuyor.

Bunlar zaten kendi aralarında muazzam bir dayanışma içindeler: 

Birbirlerini meth etmeler, ağırlamalar, kabahatlerini örtmeler, başarı hikayeleri uydurmalar, örnek  dostluklar, hatta icabında ani aşklar, hemen her yerden mantar gibi bitmeler, sızmalar.

Bir Cumhurbaşkanı adayı zeybek oynadı hemen medyadaki yaşlı derebeyi ortaya çıktı ‘Ben daha iyi oynarım’ diye, sonra araya ‘topuklu efe’ ile telefon konuşması giriyor, Başarılı Belediye Başkanı Topuklu Efe güya diz vurmaların senin daha iyi ama öbürü de güzel oynuyor demişmiş.

Böylesi başarılı bir politikacının bu adamla ne işi olur yahu?

Dünya bu tarz medyayı tasfiye ediyor siz bunu okuyamıyor musunuz değerli topuklu efem?

Çekip atamıyor musunuz bunları hayatınızdan? 

Soma faciası olur çanta reklamı,

Adalet için yürüyüş olur ayakkabı reklamı yapar bunlar…. Ve sonunda daima siyasetçiler gelip geçer bu yaratıklar tepemize kalır.

Patronları siyasetçilerden beter durumda, vefat etmeden son gelişinde yeni patronu görmeye üşenmiş yukarı çıkmamış üzülüyor…. Hala ben ordayım, ister iner, ister inmem diyor!

Medyanın; ‘Elit’in, sermaye, iş dünyası ne derseniz deyin adına, uzun vadedeki menfaatlerine göre hizmet için kurulmuş olması ve yönetici olarak halkı ucuzluklarla oyalamaktan başka niteliği olmayanlara teslim edilişi artık iflas etti. Dünyada da bitti.

Ancak bu sürede öyle suç ortaklıkları kurulmuş ki bir türlü tasfiye edilmeyen ‘derebeyler’ burada hala işine, olmayan iş yerinde devam ediyor!

Döner sermayeleri var herhalde!

Hesaplar kapanamıyor bir türlü Masak, Maliyecilerimiz için çocuk oyuncağı çözmek.

‘Elit‘ yani ülkenin ‘seçkin’leri bilgi, kültür, sanat, spor kontrollerinde olsun istediler, sonucun despot bir yönetim olabileceğini hesaplayamadılar mı, elbette hesapladılar ama hesaplayamadıkları yöneticileriyle insanlar üzerindeki kontrolü sağlayamamaları ve seçtikleri adamların sülükleşmeleri!

Popüler kültürü bile kontrolde fiyasko oldu! Kim en büyük besteci olacak, kim çıtır kadrosunda kaç yaşına kadar kalacak bunlar karar verdi!

Medyaları etkisiz, kimin olursa olsun fark etmez şimdi sıra futbolda stadyumlar boşalıyor.

Ve Ali Koç’dan Simon Bolivar yaratmaya uğraşıyorlar, komik! Umarım yemez.

Bitmeyen zafer konuşmalarından birinde Ali Koç eşi ve çocuklarını sahneye yanına çağırdı ve evi toplantı yerlerinden 1 saat uzaklıkta olan Semih Özsoy’un fedakarlıklarını anlatırken kızı Leyla ‘Nerede oturuyor’ diyiverdi. Leyla, Koç ailesinde favorim, rasyonel soru soruyor ve babasının lafını tek kesebilen şu ana kadar Leyla, daha ne yapsın bu yaşta!

Elitler ve Medyaları neden bu kadar etkisizler, çünkü kitlelere propaganda yapmayı bilemediler, oysa en temel amaçları buydu ve (Allah'tan) başaramadılar!  

Yoo çok başarılıyız, sarışınlar arasında birinci, o sırada elini yıkayanlar arasında 3.cü, kıçını yıkayanlar arasında 2.yiz filan ölçümleri yemiyor!

‘Elit‘ ava giderken avlandı, kendi yarattığı kontrolünden çıkmış bir avuç ucuz derebeyleriyle    totaliterizme kendilerini kurban ettiler halkı değil.

Bunlar mı, bu şartlar mı marka yaratacak Kemal Bey?

Bu düzenek devam ettiği sürece gelişmemiz için şart olan ‘Marka’ yaratmanın imkanı var mı, marka yaratma bunların iznine tabidir ve yalan dolan sahtekarlık üzerinedir, ucuz ve beş para etmezdir  ancak şirketleri gibi birbirlerine satarlar dünyaya değil sizde biliyorsunuz yapmayın ama beni üzmeyin.

Herşeye bedavadan sahip olduklarından ‘ucuz’ olmaları ulusal onurumuzda ciddi yaralar açtı, temsil kabiliyetleri var sağda solda!

Ulus devleti güçlendirmeleri filan da söz konusu olamaz, vatansever havaları tamamen palavra.

Uçları da belli bucakları da, kazandıkları paraları takip ettiğimizde kimin nereye ait olduğu ise ayan beyan ortada. Bu durum sır değil, gereği neden yapılmaz işte bu bir sır, hoş o da değil 6 Haziran 2018 tarihli Mehmet Ali Güller ve Saadettin Tantan Tele 1 analizlerini dinlemenizi tavsiye ederim, çok açık net anlatıyorlar. Aşkolsun adamlara….

Bu‘Ucuz’ insanların ‘Ucuzluklarıyla’ ‘Marka’ yaratmak çok zor Kemal Bey, önce bu ucuzlukların nedenlerini ortadan kaldırmadan imkansız.

Neler mi çok ucuz?

Ağzından çıkan saçma sapan sözlerle anlamı olmayan ucuz konuşmalar,

Ucuz oyunculuk, ucuz gazetecilik, ucuz besteler, ucuz şarkılar, ucuz romanlar ucuz politikacılar, ucuz medya şöhretleri birbirlerinin devamı halkalardan bir zincir halinde boynumuzu sıkmaya devam ediyor.

Hele bir kanalımıza okur giren yazar çıkıyor, nedir bu ucuzluk!

Bir kısım uyanık ucuzluktan çok para kazandılar ve devam ediyorlar, ne var ki paralarıyla satın aldıkları dünya markaları bile bunların üzerinde ucuz görünüyor. Bırakın marka yaratmayı olan markayı ucuzlaştırıyorlar!

Çok da İngiliz olma durumları var kimilerinin, at yarışları, turnuvalar filan, fakat tam yerleşemiyorlar paralar buradan kazanılıyor çünkü!

Bunların yaratıp yaratabileceği tek markaları ‘Ucuz ve Bayağı’dır Kemal Bey.

Sanatta pek severler ne var ki astıkları tablolar bunların duvarında değersizleşir, tıpkı giydikleri gibi.  Alsın bir Van Gogh assın yüzlerce residanslarından birinin duvarına dursun önünde tabloya, ayçiçeklerine, resme tövbe edersiniz mideniz bulanır.

Bu ucuzluğu arındıracak sanat daha ne yazıldı ne resmedildi ne bestelendi.

Gerçeğimiz bu.

Ve ekonomiminin bu halinde, bankalar firmalarımız takibe alınırken reklamlarını bu ucuzluktan medet umarcasına bunlara bağlamış banka reklamlarına bir bakın, hele bir tanesinde kol pazu gösteriyor Almancı star kızımız, bu ülkede kol göstermenin ne demek olduğunu bilmiyor mu ya da aldı parayı birde kol gibi işaretini yapıyor bize.

İtibar umurları değil itibarsız marka olur mu Kemal Bey Allah Aşkına!

Ya diğer bankalar , itibarsızlığa reklam yaptırmayan kaldı mı? Bunlar nasıl marka ?

Bir avuç insan ülkede  neye dokunsalar ucuzlattılar, 14,15 yıl olmuş… Bu noktaya tek başlarına gelmediler, mesele yanlız başına AKP mi?  

‘Seçkinler’ yani elitler ve medyaları istedikleri için böyle olundu.

Erkek elitlerin menfaatlerine uygun düşmese kadın bu kadar ezilir, dövülür, baş örtüsü, bikinisi  kullanılır mıydı? Ne dini, ne Kuran’ı, ne laikliği….. Geçiniz geçiniz.

Çoğunluk ses çıkartmadı, sadece mırıldananlar oldu  ses çıkartanlar en hafifinden açlıkla terbiye edildi, iftira, hapis cabası…. Tek bir gün işsiz kalmayıp sonra  utanmadan şikayet edenlerin ucuz kahramanlığı da ayrı bir utanç ve ucuzluk….

Entelektüel Akademia ise ‘Postmodernizm’ adı verilen bir akademik teoriden yıllarca   konuşmaktan yorulmadı ama tek markası yok!

Verimlilik, yüksek performans üzerinde yükselen seçkinlerimiz oldu da markamız mı olmadı Kemal Bey?

Olanları ne yaptılar? Hepsini milletvekili yaparak neyi kurtarmak mümkün?

İş dünyasının seçkinlerin önünde sınırlar vardı da kaldırılmasını mı bekliyorlar marka olmak için?

180 kere değişen ihale yasası benzeri yasalar, korku, devletin davranışlarından zarar gören talan edilen, alçaltıcı muameleye maruz kalan, aldatılan ve gücünü tahkim etmeye çalışan seçkinler, zenginler mi yoksa halk mı?

Kariyer politikacılarından yurttaş politikacılarına geçmeden nasıl marka yaratılacak, Maaşallah   kendileri marka! Hala aday olanı burada tekrar etmiyeyim.

Bunlar mı müesses nizama karşı halkı koruyacak marka yaratacak?

Çoğunluğun çıkarlarını hiçe sayıp zenginlik üreterek mi marka yaratılacak?

Seçkinler artık lider de değiller, tuzak içindeler ve sizi anlıyorlar mı pek emin değilim, hayır hasenatla hepimiz Seda Sayan’ız dercesine idare ettiler durumu senelerce, medya yardımı ile o da fiyasko ile sonuçlandı!

İşte bu ahvalde hala Abdullah Gül’den medet umulurken kendisi siyasette ve demokrasimizde vazgeçilmez ‘Marka’ olduğu için miydi?

Çok üzgünüm, benim gibi siyasette ülke çıkarı dışında dolaylı bile kişisel beklentisi olmayan insanların kalbini kırdılar, sabrını taşırdılar ülkem için adalet, gelişme, dünyada var olmak   istiyorsam çıkış yolunu elbette bulacağım.

Cumhuriyetim çok değerli, Osmanlı İmparatorluğuna benzemez, tanımı çok net. Malum Osmanlı İmparatorluğu Osmanlı idi ise İmparatorluk değildi çünkü İmparatorluk Osmanlı değildi, neyse kafa karıştırmayalım zaten mankafa çok, Saygı ile kayda Geçsin yazdıklarım elimden gelen budur.

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com


  • Bu Yazıyı
Ratingler için tıklayınız!